İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İshak Alaton’un çağrısına ses verelim!

“Babaların günahını çocuklarının ve torunlarının omuzlarına yüklemek, adil insana yakışmaz” İshak Alaton’un Felsefe Hocasından. Soykırım mağduru halkların bireyleri, özellikle de aydınları, bizim gibi soykırım kavramının ne demek olduğunu, soykırımı inkârın özünde taşıdığı tehlikeleri bilmeyecek kadar cahil değildirler. Onlar, soylarına kastın sözlerle tarifi mümkün olmayan acılarını üstlerine çöken karanlığın beraberinde getirdiği felaketleri, mega cinayetlerin geride bıraktığı tahribatları, iliklerine kadar yaşayan insanlardır. Bu nedenle onlar, yaşadıkları toplumlarda insanlık suçlarını teşvik eden kaba ve üstü kapalı, imalı ırkçılığın uzlaşmaz karşıtları, insan hak ve özgürlüklerinin en güvenilir gözlemcileridirler. Onların seslerini yükselttiği an, bıçak kemiğe dayandığı andır. İnkarın, kin ve nefretin, toplumumuzu tam bir felakete sürüklediği böyle bir anda, içimizde onlardan Biri, sesini yükselterek bizlere hitaben bir çağrı yapmaktadır.

****
Çağrı – Duyuru
Salı, 05 Şubat 2013 03:31
Verein der Völkermordgegner e.V. Frankfurt / Main
Soykırım Karşıtları Derneği  (SKD);  Kontakt : Ali Ertem, Tel.: 0049/69/5970813; E-Mail: skd@gmx.net”> skd@gmx.net
  “Babaların günahını çocuklarının ve torunlarının omuzlarına yüklemek, adil insana yakışmaz” İshak Alaton’un Felsefe Hocasından. Soykırım mağduru halkların bireyleri, özellikle de aydınları, bizim gibi soykırım kavramının ne demek olduğunu, soykırımı inkârın özünde taşıdığı tehlikeleri bilmeyecek kadar cahil değildirler. Onlar, soylarına kastın sözlerle tarifi mümkün olmayan acılarını üstlerine çöken karanlığın beraberinde getirdiği felaketleri, mega cinayetlerin geride bıraktığı tahribatları, iliklerine kadar yaşayan insanlardır. Bu nedenle onlar, yaşadıkları toplumlarda insanlık suçlarını teşvik eden kaba ve üstü kapalı, imalı ırkçılığın uzlaşmaz karşıtları, insan hak ve özgürlüklerinin en güvenilir gözlemcileridirler. Onların seslerini yükselttiği an, bıçak kemiğe dayandığı andır. İnkarın, kin ve nefretin, toplumumuzu tam bir felakete sürüklediği böyle bir anda, içimizde onlardan Biri, sesini yükselterek bizlere hitaben bir çağrı yapmaktadır.
Bu çağrı Türkiye’nin dünyaca tanımış en ciddi ve en başarılı girişimci işadamı, şahsında hayatın acı ve tatlı 85 yıllık tecrübesini temsil eden bir Yahudi aydınından gelmektedir. Değerini bilelim ve tüm olanaklarımızla sesine ses verelim!
Sayın İshak Alaton’un çağrısı, 98 yıldır Türkiye’nin bir numaralı toplumsal meselesi olmaya devam eden 1915 Soykırımının tanınması ve soykırım yaralarının sarılması için yapılmış yerinde ve son derece insanca bir çağrıdır. Sayın Alaton, “Sevgili Dostlarım!“ diye başlamış çağrısına. Onun en yakın dostları, ülkesinin insan hak ve özgürlüklerine saygılı kişiler, kurumları ve kuruluşları temsil eden şahsiyetleridir. Ancak biz, bu çağrının onlarla sınırlı olmadığı kanaatindeyiz. Bu bakımdan onun çağrısının, aynı zamanda Türkiye toplumunun bütün duyarlı kesimlerinin, özellikle de yönetimden sorumlu siyasi temsilcilerinin ciddiye almaları gereken bir uyarı olduğu inancındayız.
Sayın Alaton, gittikçe ağırlaşan 1915 Soykırımı günahlarının, artık gelecek nesillerin omuzlarına yıktırılmasına müsaade edilmemesi için hepimizi göreve çağırmaktadır!
Frankfurt, 5 Şubat 2013
İshak Alaton’dan 2015 mektubu
Sevgili Dostlarım!
2015’e üç var… Üç yıl su gibi geçer. 24 Nisan 2015’e doğru yol alırken alışılagelmiş inkâr politikamıza devam edip kaçacak delik aramaktansa farklı davranalım.
Öncelikli hareket edip, boğayı boynuzlarından kavramak için örgütlenelim. Ayıp oluyor artık…
Geçmişi ile yüzleşmekten korkan, büyümemiş, güdük kalmış çocuklar gibi davranmaktan ben yoruldum. Sesimizi yükseltelim. Ülkemize ve toplumumuza saygınlık kazandırmak, gelecek kuşaklara karşı borcumuzdur.
Doksan yıl boyunca sayısız günahlar işledik. İskeletleri dolaplara yığıp kapılarını kilitledik. Doksan yıldır, kafamız kuma gömülü, dünya kör ve sağır diyoruz. Gerçeklerle yüzleşmekten korkuyoruz. Bizlere korkmayı öğrettiler.
İskeletler, dolap içinde çürüdüler, yayılan kokular dayanılmaz hale geldi. Ben artık nefes alamıyorum. Ya sizler?..
Gelin, bizler de sesimizi Ankara’daki parlamenterlerimize duyuralım. Bizlerin, milletin milletvekilleri olduklarını hatırlatalım. Milletin sesini partilerinin yönetimine duyursunlar.
İskelet dolu dolapların kapılarını açmamıza yardımcı olsunlar. Bizlere yakışır defin törenleri sonrası bir dakikalık saygı duruşu ile günahlarımızdan arınalım.
Böylece, geçmişimizle barışalım, kurbanların ruhlarını şad edelim. İsteyenler mezarlarına birer karanfil bıraksınlar.
“Babaların günahını çocuklarının ve torunlarının omuzlarına yüklemek, adil insana yakışmaz” derdi lisedeki felsefe hocam. Hepsi öbür dünyaya göçmüş birkaç insanın günahlarının hesabını bizden kimse sormuyor.
Cesaret fakiri, gerçeklerden kaçan bir toplumun ferdi olmaktan yoruldum. Ben artık saygınlık arıyorum. Saygınlığa çok önem veriyorum. Bana yardım ediniz… Sevgilerimle…
İshak Alaton
http://www.gelawej.net/index.php/home/duyuru-cagrikampanyaicinpano/cagriduyuruilan/8554-2013-02-05-02-39-20.html

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: