İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İçimizdeki Ermeni Ermeniler ve Türk Ermeniler

Akın Aydın/ Yeniçağ

AKP iktidarının onca gayreti, Müslüman olmayanlara hizmeti ve bu hizmeti “boyun borcu” olarak adlandırması, “Tecavüz adasındaki kiliseyi” milletin parası ile elleriyle yapmaları, üç metrelik “haçı” getirip takmaları vs. dışarıdakileri geçtim, içimizdeki Ermenileri ve onların adına sözcülük yapanları tatmin etmemiş. İstediklerini alana kadar da etmeyecektir. Nedir istedikleri? “Büyük Ermenistan”… Nisan ayı yaklaşıyor. ABD’de, Ermeni tasarısı haberleri gündeme gelmeye başladı. Fransa zaten hazır. Diğer haçlılar da söz sırası bekliyor. Alaton’un mektubuna gelirsek… Bu mektup bir acziyetin, yediği ekmeği tekmelemenin, koskoca bir millete kendince hakaret etmenin mektubudur. Ama bu millet aynadır. Bakan kendisini görüyor. “Sevgili Dostlarım! 2015’e üç var… Üç yıl su gibi geçer. 24 Nisan 2015’e doğru yol alırken alışılagelmiş inkâr politikamıza devam edip kaçacak delik aramaktansa farklı davranalım… Cesaret fakiri, gerçeklerden kaçan bir toplumun ferdi olmaktan yoruldum. Ben artık saygınlık arıyorum. Saygınlığa çok önem veriyorum. Bana yardım ediniz  Sevgilerimle. İshak Alaton. Evet, Alaton’a göre Türk Milleti soykırım yapmış, Ermenileri katletmiş hatta iskeletleri dolaplara kilitlemişiz vs. Cevap verecek kadar bile kale almıyorum. Yalnız merak ediyorum! Ey Alaton! Siz, Türk’ün vatanında, o dolaplardaki kemikleri pazarlayarak mı zengin oldunuz? (Yazarın kaleminden kan damlıyor.Herkesi ihanetle suçluyor. Kendilerinden başka vatansever yok. Allah ıslah etsin. İshak Alaton’u ise bu ortamda cesaretinden dolayı kutlamak gerekir. HYETERT)

***
AKP iktidarının onca gayreti, Müslüman olmayanlara hizmeti ve bu hizmeti “boyun borcu” olarak adlandırması, “Tecavüz adasındaki kiliseyi” milletin parası ile elleriyle yapmaları, üç metrelik “haçı” getirip takmaları vs. dışarıdakileri geçtim, içimizdeki Ermenileri ve onların adına sözcülük yapanları tatmin etmemiş. İstediklerini alana kadar da etmeyecektir. Nedir istedikleri? “Büyük Ermenistan”.
Nisan ayı yaklaşıyor. ABD’de, Ermeni tasarısı haberleri gündeme gelmeye başladı. Fransa zaten hazır. Diğer haçlılar da söz sırası bekliyor.
Ama içimizde, bu vatan topraklarında özgürce yaşamış, bu milletin paralarıyla zengin olmuş kişi ve zihniyetlerin sözde Ermenilerin haklılığının ve Türklerin soykırımcı bir millet olduğunun kabul edilmesini iştahla bekleyenler de varmış.
Radikal’den Eyüp Can köşesinde, Bulgar parlamentosunun bir kararını ele almış. Bu yazıdan etkilenen İshak Alaton, TESEV üyelerine mektup yazmış.
Kim, İshak Alaton? Evinize bakın illaki bir yansımasını göreceksiniz. Siyasi olarak ise “bebek katiline” ev hapsi ve (Büyük Ermenistan yolunda) Kürdistan hayalleri kuran, bu milletin parası ile bize posta koyan birisi.
TESEV’e gelirsek…
Birçok ülkede çıkartılan siyasi ve ekonomik krizlerin altında hep tanıdık bir isim var. Kim? Yahudi-Siyonist işadamı George Soros. Ülkemizde de siyasi ve ekonomik alanlarda etkin (!) çalışmaları olan Soros’un aktif destek ve güdümündeki bir vakıf.
Bu vakfın içerde ve dışarıda çoğunu tanıdığımız birçok üyesi var. İshak Alaton, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Akarcalı, Mehmet Ali Birand (ex), Hasan Cem Boyner, Hasan Cemal, Tarhan Erdem, Üzeyir Garih, M.Galip Jabban, Cefi Jozef Kamhi, Jak V. Kamhi, Ünal Aysal, Ali Sabancı…
Bu ve daha birçok ismin içinde ben bir tane emekçi, Türk kültür ve medeniyet hayranı, milli ve manevi değerlerine aşık, el üstünde tutan bir isim göremedim…
Bu vakfın dikkatinizi çekecek birkaç ismini daha yazayım; Cüneyt Zapsu, Kemal Derviş, Kemal KILIÇTAROĞLU.
Alaton’un mektubuna gelirsek… Bu mektup bir acziyetin, yediği ekmeği tekmelemenin, koskoca bir millete kendince hakaret etmenin mektubudur. Ama bu millet aynadır. Bakan kendisini görüyor.
“Sevgili Dostlarım! 2015’e üç var… Üç yıl su gibi geçer. 24 Nisan 2015’e doğru yol alırken alışılagelmiş inkâr politikamıza devam edip kaçacak delik aramaktansa farklı davranalım.
Öncelikli hareket edip, boğayı boynuzlarından kavramak için örgütlenelim. Ayıp oluyor artık…
Geçmişi ile yüzleşmekten korkan, büyümemiş, güdük kalmış çocuklar gibi davranmaktan ben yoruldum. Sesimizi yükseltelim. Ülkemize ve toplumumuza saygınlık kazandırmak, gelecek kuşaklara karşı borcumuzdur.
Doksan yıl boyunca sayısız günahlar işledik. İskeletleri dolaplara yığıp kapılarını kilitledik. Doksan yıldır, kafamız kuma gömülü, dünya kör ve sağır diyoruz. Gerçeklerle yüzleşmekten korkuyoruz. Bizlere korkmayı öğrettiler.
İskeletler, dolap içinde çürüdüler, yayılan kokular dayanılmaz hale geldi. Ben artık nefes alamıyorum. Ya sizler?..
Gelin, bizler de sesimizi Ankara’daki parlamenterlerimize duyuralım. Bizlerin, milletin milletvekilleri olduklarını hatırlatalım. Milletin sesini partilerinin yönetimine duyursunlar.
İskelet dolu dolapların kapılarını açmamıza yardımcı olsunlar. Bizlere yakışır defin törenleri sonrası bir dakikalık saygı duruşu ile günahlarımızdan arınalım.
Böylece, geçmişimizle barışalım, kurbanların ruhlarını şad edelim. İsteyenler mezarlarına birer karanfil bıraksınlar.
“Babaların günahını çocuklarının ve torunlarının omuzlarına yüklemek, adil insana yakışmaz” derdi lisedeki felsefe hocam. Hepsi öbür dünyaya göçmüş birkaç insanın günahlarının hesabını bizden kimse sormuyor.
Cesaret fakiri, gerçeklerden kaçan bir toplumun ferdi olmaktan yoruldum. Ben artık saygınlık arıyorum. Saygınlığa çok önem veriyorum. Bana yardım ediniz…                
Sevgilerimle… İshak Alaton
Evet, Alaton’a göre Türk Milleti soykırım yapmış, Ermenileri katletmiş hatta iskeletleri dolaplara kilitlemişiz vs. Cevap verecek kadar bile kale almıyorum.
Yalnız merak ediyorum! Ey Alaton! Siz, Türk’ün vatanında, o dolaplardaki kemikleri pazarlayarak mı zengin oldunuz?
Herkes şunu iyi bilmelidir ki, Türk Milletine karşı “oturma organına” güvenerek diklenenler hep Türk’ün önünde diz çökmüşlerdir. Sonra demedi demeyin…
http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12004553/icimizdeki-ermeni-ermeniler-ve-turk-ermeniler/akin-aydin

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: