İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘Ermeni Edebiyatı Numuneleri 1913’ ve Anadolu edebiyatının bizden gizlenen değerleri! Biz hiç bir şey bilmiyoruz.

Ermeni Edebiyatı Numuneleri 1913 adlı kitap, 99 yıl sonra Aras Yayıncılık tarafından keşfedilerek yayımlandı birkaç gün önce… Kitabın 1913 baskısında görüşlerine yer verilen Osmanlı aydınlarından Süleyman Nazif şöyle diyor: “Bir Osmanlı Türk’ü ve bu toprağın evladı sıfatıyla yüzüm kızarmadan itiraf edemeyeceğim: Siz, Servet-i Fünûn’da Ermeni Edebiyatı’ndan numuneler çevirip yayımlayana kadar, ben, birçok ırkdaşım gibi, Ermeni Edebiyatı’ndan habersizdim. Bizimle aynı göğün altında yaşayan ve çalışan bir Ermeni cemaati, hem de gözü açık, hassas ve aydın bir Ermeni cemaati olduğunu biliyorum. Fakat bu ırkın ortak vicdanı, yani edebiyatının biçim ve derecesinden bihaberdim. Siz, bu takdire şayan çalışmanızla bu cehaletimi ortadan kaldırdınız. Teşekkür ederim.”

***
Bazı şeyler özellikle bildirilmedi çünkü bize, gizlendi.
Krikor Zohrab, Rupen Zartaryan, Avedik İsahagyan, Avedis Aharonyan, Zabel Yesayan, Dikran Gamsaragan, Zabel Asadur ve Hrand Asadur’un adlarını duydunuz mu hiç?
Onlar, zamanın ünlü ve değerli Ermeni yazarları.
Hepsi de Anadolulu.
19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başlarında yaşamışlar ve hepsi de Anadolu edebiyatının parçaları.
Osmanlı döneminde bu değerli yazarların eserleri hem Ermenice, hem de Osmanlıca yayımlanmış.
Ama Cumhuriyet döneminde böyle bir şey olmamış.
Bu yüzden Cumhuriyet çocuklarının bu güçlü edebiyattan haberleri yok.
Anadolu edebiyatı dendiğinde (denirse şayet) ne anlıyoruz biz?
Anadolu edebiyatı dendiğinde, insanlık tarihinin en olağanüstü entelektüel ve yaratıcı faaliyetini anlamalıyız aslında.
Abidevî bir edebiyat çıkar zira karşımıza.
Bu abidenin neredeyse her bir taşı ayrı bir kültür, ayrı bir dil, ayrı bir hayat görüşü ve hatta ayrı bir uygarlık derinliğidir.
Bütün bu duyarlılıkları biraraya getirip buluşturan, adeta aynı temelde “bir” eden ise, bence derinliğine ve gerçek manasına bugün hâlâ tam olarak nüfuz edemediğimiz “Anadolu duygusu”dur.
Bu özel coğrafyada insanlık birikimleri o kadar üs tüste istiflenmiştir ki, ifade biçimleri –hangi kültürden olursa olsun– birbirlerini kesintisiz olarak etkilemiştir.
Edebiyat, bunların başında gelir; dil dili doğurmuş, mana manayı belirlemiş, böylece Anadolu özü olağanüstü zenginleşerek, bu coğrafyanın tüm insanları için bir çimento olmuş.
Dünyanın ve tarihin en önemli ve en manalı ortaklıklarından biridir bu.
Binlerce yıllık birikime sahip bir ortaklıktır Anadolu!
Bu ortaklığı bozmaya, delmeye çalışan siyasi, ideolojik projeler, böl-yönet tarzı stratejiler de yaşanmıştır zaman zaman. Özellikle Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte ulus-devlet modeline uygun olarak Anadolu edebiyatının bir kısmı gözardı edilmiş, hatta yok sayılmış; Ermeni edebiyatı ve Kürt edebiyatı bunların belli başlılarıdır ve önemli değerlerdir aynı zamanda.
Siyasi erk, bu edebiyatları kendi ulus tasavvuru dışında tutmuş, hatta tehlikeli bulmuştur. Bunun sonucu olarak da yakın tarihimize kadar, eğitimimiz içinde, edebiyat derslerimizde –yüksek öğrenim dâhil– bu edebiyatlardan hiç söz edilmedi. Yani eğitimini tamamlayan bir genç, bu coğrafyada sadece ve sadece Türk edebiyatının var olduğunu sanarak hayata atıldı.
Ayrıca yakın zamana kadar Türk entelijansiyası; en ileri ve en hazırlıklı edebiyatçılarımız, edebiyat eleştirmenlerimiz de (akademya üyeleri dâhil) ne Ermeni yazarlardan ne de Kürt yazarlardan söz etmişlerdir açıkça, hâlâ da pek edilmez ya, o da ayrı.
Anadolu kültürünü, edebiyatını parçalamaya ve yok etmeye yönelik bu ulusal siyasi proje –ki, aslında çok hınzır bir asimilasyon ve ötekileştirme projesidir–, günümüzde iflas etmiş bir projedir artık. Güneşin balçıkla sıvanamayacağı gibi, bu edebî değerler de bir bir ortaya çıkıp parıldamaya başladılar çünkü.
Şimdi bir kitap var elimde mesela. Adı: Ermeni Edebiyatı Numuneleri 1913.
İlk basımı 1913 yılında yapılmış olan bu ilginç ve değerli kitapta sekiz Ermeni yazardan 14 öykü yer alıyor.
Bu öyküleri derleyip Ermeniceden Osmanlıcaya çevirip yayımlayan kişi ise bir Ermeni aydını olan Sarkis Srents.
Sarkis Srents, ayrıca dört değerli Osmanlı aydınından (Abdullah Cevdet, Harutyun Şahrigyan, Süleyman Nazif ve Şahabettin Süleyman) Ermeni edebiyatı ve yazarlarıyla ilgili değerlendirme yazıları almış ve kitabına eklemiş.
Ermeni Edebiyatı Numuneleri 1913 adlı kitap, 99 yıl sonra Aras Yayıncılık tarafından keşfedilerek yayımlandı birkaç gün önce.
Aras Yayıncılık çok iyi bir iş yapmış. Çünkü Anadolu edebiyatının susturulmuş seslerinden biri tekrar duyulmaya başlayacak böylece.
İnanıyorum arkası da gelecektir zaman içinde.
Luvilerden Ermenilere, Kürtlere, Lazlara, Türklere.. Homeros’tan Yunus’a, Ehmedê Xanî’ye, Zahrad’a kadar ne kadar büyük bir edebî zenginlik varsa; Anadolu’da ne kadar ağaç, çiçek yaşamışsa, o kadar güzelliklere sahip sözlü ya da yazılı edebiyat; ortak duygulara sahip ama sesleri farklı heceler, kelimeler, cümleler kurulmuştur bugüne kadar.
Kitabın 1913 baskısında görüşlerine yer verilen Osmanlı aydınlarından Süleyman Nazif şöyle diyor: “Bir Osmanlı Türk’ü ve bu toprağın evladı sıfatıyla yüzüm kızarmadan itiraf edemeyeceğim: Siz, Servet-i Fünûn’da Ermeni Edebiyatı’ndan numuneler çevirip yayımlayana kadar, ben, birçok ırkdaşım gibi, Ermeni Edebiyatı’ndan habersizdim. Bizimle aynı göğün altında yaşayan ve çalışan bir Ermeni cemaati, hem de gözü açık, hassas ve aydın bir Ermeni cemaati olduğunu biliyorum. Fakat bu ırkın ortak vicdanı, yani edebiyatının biçim ve derecesinden bihaberdim. Siz, bu takdire şayan çalışmanızla bu cehaletimi ortadan kaldırdınız. Teşekkür ederim.”
Artık bazı kavramları anlayışları ve algıları değiştirmemiz gerekiyor galiba.
Örneğin, Anadolu edebiyatı kavramını, edebiyatımızın kültürel ve uygarlık zenginliğini kapsayacağı için dilimize ve yazımıza yerleştirmemiz gerekiyor bence.
Türk edebiyatı, Ermeni edebiyatı, Kürt edebiyatı vb. tanımları, bu ana (şemsiye) tanım olan Anadolu edebiyatı içinde değerlendirmek gerekir. Yoksa, yaşadığı coğrafyanın edebî zenginliklerinden bihaber (resmî ideoloji tarafından özellikle bilgisiz bırakılmış) insanlar, özellikle gençler çoğalmaya devam edecektir.
Ermeni Edebiyatı Numuneleri 1913’ü okuyun, tanıyın ve düşünün derim ben.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: