İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘Cumartesi çocukları’ meselesi (2)

Mıgırdiç Margosyan / Evrensel.net

Kirvem,Başbakan Erdoğan’ın son günlerde geçirdiği ameliyatlarla sağlığının giderek iyileştiğini, doktorların tavsiyelerine uyarak kısa bir müddet için de olsa istirahata çekilmesinin hemen ardından tekrar işinin başına döner dönmez, irili ufaklı bilumum memleket meselelerinin bir an önce hal yoluna girmesi için etrafındaki “kurmay” kadrosuyla, keza hepsi de birbirinden üstün yeteneklerle donatılmış sürüsüne bereket “danışman”larıyla beraber, gerek misakımızın milli sınırları dahilinde gerekse dış cenahlarda canla başla çalışıp çabalayıp, dolayısıyla şimdilik en önemli dertlerimizden biri olan “ülkenin bölünmez bütünlüğü”nün yanı sıra, ayrıca halkımızın refahı, mutluluğu için öncelikle “iş”, sonra “aş”, deyip bu bapta “marş marş” koşuşturduğu hepimizce malum…
Gecesinden gündüzünden çalıp çırptığı bütün bu özverili gayretlerine, bütün bu mesailerine rağmen geçenlerde haddini bilmez, Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz, haşa huzurdan kim bilir hangi “piçler” tarafından, keza nedeni bilinmez kim bilir hangi hin oğlu hince, sinsice hesaplarla durup dururken başbakanımızın sıhhatinin hiç de sanıldığı gibi fevkaladenin fevkinde iyi olmadığı gibi, tam aksine kala kala en fazla iki yıllık bir ömrü kaldığını hayasızca yumurtlayıp, bir bakıma peşin peşin kefen biçmeye kalkışmalarını hazmedemediğim gibi, bu şom ağızlı densizlere, bu kod adı Stratfor mu her ne zıkkımın köküyse, işte bu sümsüklerin, başbakanımızın sağlığıyla ilgili martavallarına hem kızdım hem de lanet yağdırdım ağparik!
 Üstelik tövbe tövbe Allah’ın işine, O’nun yüce buyruğuna sanki “müdahil” olup, bunu da hayasızca, vicdansızca ve de utanmadan dillendirirken bilerek veya bilmeden, hatta belki de farkında bile olmadan “günah” işleyen bu “gafil”lerin canlarını, bildiğim tüm dualar eşliğinde cehenneme postaladım!
Bunları, bu Stratfor lakaplı sümüklü zırtabozları kendi “kader”leriyle baş başa bırakırsak, öte yandan gerçek olan şu ki; sadece misakımızın milli sınırları dahilindekiler değil, “Gavuristan” veya bizim gibi diğer “İslamistan” diyarlarında yaşayan “vatandaş”larımızın da “vatan-millet el ele haydi sandıklara” deyip kullandıkları oyların neredeyse yarısıyla, hele hele  yüzde onluk “baraj” gibi “fasarya”lara takılmadan iktidar “koltuğu”na oturan, yıllardan beri de bunun mutluluğunu da her fırsatta meydanlarda, sözleri Aşkın Tuna’ya, bestesi Selçuk Tekay’a  ait “beraber yürüdük biz bu yollarda/beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkısıyla ülkenin bereketli yağmurlarını, “duble yollar”ını halkıyla paylaşan başbakanımıza bu genç yaşında insafsızca kefen biçenlerin Allah belasını versin, amin!
  Nitekim yerine göre gecekondularda çay içen, sınırdaki Mehmetçiklerle kucaklaşan, bayramlarda çocuklara harçlık, bebelere oyuncak dağıtan, velhasılıkelam kısaca özetlemek gerekirse, kimisi her bakımdan ve her anlamda elhamdülillah “dini bütün”, kimileri namazında niyazında az-çok “idare eder” kıvamında, kimileri kart-kurt kökenli Kürt, kimisi Alevi, kimisi Yezidi, kimileri çok ama çok affedersiniz Ermeni, Rum, Musevi, Süryani, Keldani, kimileri Çingene, mil pardon Roman, ve nihayet hepsi de “Türkiye Türklerindir” şemsiyesinin “anayasa” mucibince herkese, her keseye milimine varıncaya kadar “eşit” dağıtılan  “gölge”sinde yaşayan mesela Laz, örneğin Çerkes, bilfarz  Pomak, Tatar falan feşmekan derken kökü, kökeni, cinsi, cibiliyeti itibarıyla bu ülkenin topyekün “has”,  yani asla ve kat’a “öteki” veya “beriki” diye damgalanıp mühürlenmeyen bilumum vatandaşlarının tümünün, istisnasız tümünün muhterem başbakanımızın bundan böyle de sıhhatinin her geçen günün ardından giderek “turp” gibi sağlam olmasını dileyip, kendi inançları doğrultusunda dua ettiklerinden, edeceklerinden şüphem yok, hatta ben özüm de kendi payıma gari muşmulaya dönüşmüş suratımda istavroz çıkarıp yemin billah söylemem gerekirse, daha geçen hafta Taksim’de tüm Ermenilerin, dolayısıyla hasbelkader Diyarbakır Gavur Mahallesi’nde doğan bir “Ermeni dölü”, ya da yakın zamanlarda kaybettiğimiz rahmetli Hulki Aktunç’un “Türkçenin Büyük Argo Sözlüğü”ndeki deyimiyle “cumartesi çocuğu”, yani aççık seççik “piç” olduğuma dair, hemi de bu ülkenin birlik ve beraberliğinin teminatı olmaya namzet, saygıdeğer içişleri bakanımız adı İdris Naim, soyadı Şahin olan efendinin huzurunda verilen “fetva” kadar eminim Kirvem!..

http://www.evrensel.net/news.php?id=24268

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: