İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Milli Görüş Hareketi ve Erbakan

Ayşe Hür / Taraf

1960’ların ortasında, Türk-İslam sentezcisi gazeteci ve Adalet Partisi (AP) Milletvekili Osman Yüksel Serdengeçti’nin Cebeci’deki evinde toplanan bir grup, Cumhuriyet’le birlikte yeraltına itilmiş olan İslamcı hareketin siyasal hayata girmesinin yollarını tartışmıştı. Önce hepsi de Türk-İslam sentezcisi olan Yeni Türkiye Partisi (YTP), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ve Millet Partisi’nin (MP) birleştirilmesini planlamışlar, ancak MP’nin buna olumlu yaklaşmaması üzerine yeni bir parti kurmaya karar vermişlerdi.
 
“Toy, sofu, çalışkan”
Bu gruba daha sonra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı olan Profesör Necmettin Erbakan da dâhil olmuştu. 1926’da Sinop’ta doğan, 1948’de İTÜ Makine Mühendisliği Bölümü’nü bitiren Necmettin Erbakan için okulun mezunlar albümünde şu satırlar yazılıydı: “Toylardandır. Sofudur, dindardır ve çalışkandır. Hayatının yarısını namaz, yarısını da projeler işgal eder. Sınıfının yarısını kendisi, yarısını da arkadaşları işgal eder. Proje ve raporları, Saatli Maarif Takvimi gibi geniş izahlıdır. Herkesin bir sayfada bitirdiği konuyu o kırk sayfada özetler. Kendisine cıvata nedir diye sorarsanız, izaha demir filizlerinin naklinden başlar ve o kadar anlatır ki, nihayet namaz vakti gelir ve sonunu dinleyemezsiniz…”
 
Gümüş Motor fiyaskosu
Okulu bitirdikten sonra bir süre İTÜ’de asistanlık yapan Necmettin Erbakan 1953’te Almanya’daki Aachen Teknik Üniversitesi’nde doktora yapmıştı. Doktorasını yaparken Alman ordusuna tank imal eden Deutz Motor Fabrikası’nda çalışmış,1953’te İTÜ’de doçent, 1965’te de profesör olmuştu. Akademik çalışmaları sırasında iş hayatına da giren Erbakan 1956-1963 arasında kurucuları arasında olduğu Gümüş Motor firmasında genel müdürlük yapmıştı. Fabrikanın hissedarlarının çoğu Erbakan’ın da mensubu olduğu Nakşibendî Tarikatı’na bağlı olan Gümüşhaneli Tekkesi müritleriydi. Firma adını da tekkeden almıştı. Tarikatın şeyhi Mehmet Zahid Kotku da hisse sahibiydi. 1963’te yanlış yatırımlar ve hatalı üretimlerden doğan mali problemlerdeki rolü nedeniyle şirketteki görevinden istifaya zorlanan Erbakan’ın kamuoyunun dikkatini çekmesi, 1969 yılında “Anadolu burjuvazisi”ni örgütlemek için kullandığı TOBB’deki görevinden kendi deyimiyle ‘komprador-Mason bir azınlık” tarafından indirildiğinde, kendisini odasına iki gün kilitlemesiyle olmuştu. Erbakan’ın ne kadar inatçı bir siyasi kişilik olduğu bu eyleminden belliydi.
Anadolu sermayesinin desteği
Kendilerini “Bağımsızlar Hareketi” olarak adlandıran grubun arkasında Nakşibendîler, Nurcular ve Kadiriler de vardı. Harekete sonradan Milli Görüş Hareketi’ adının takılması da bu dinî hareketlerin Avrupa’daki örgütlenmelerinin Avrupa Milli Görüş Teşkilatları (AMGT) adıyla örgütlenmesinden kaynaklanmıştı. Bağımsızlar veya Milli Görüş Hareketi, parti kurma işini tamamlayamayınca, Necmettin Erbakan boş milletvekili kadrosunu doldurmak için yapılan 2 Haziran 1968 seçimlerinde AP’nin Konya milletvekili adayı olmak istemiş, bu talebi reddedilmişti. Ekim 1969’da yapılacak genel seçimlerde yeniden AP’den aday olmak isteyen Erbakan, AP tarafından ikinci kez reddedilince bu kez Konya bağımsız milletvekili adayı olarak seçimlere katılacaktı. Konyalı tüccarlar ve Anadolu sermayesinin büyük esnaflarının desteğiyle milletvekili seçilen Erbakan ve arkadaşları, 26 Ocak 1970’de MNP’yi resmen kurdular. Erbakan’ın deyimiyle “gül kokanların, cennet kokanların” partisi MNP’nin kuruluşunu ilan eden basın toplantısında, “partiye Masonların ve Siyonistlerin alınmayacağı” ilan edilmişti.
MNP’nin kuruluşu üzerine CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, “İyi olmuş parti kurdukları, bakalım elli sene sonra oranları kaça düşmüş öğreniriz” demişti. AP’den istifa eden Hüsamettin Akmumcu ve Hüseyin Abbas’ın katılımıyla MNP, TBMM’de üç sandalyeye sahip olunca, İnönü Malatya’da tekrar konuştu: “Bir mühendis efendi çıkmış, İmam Gazali’yi ve İmam Rabbani’yi okutacağız diyerek, iktidara geleceğini ümit ediyormuş. Böyle şey olmaz!”
Milli Nizam Marşı
MNP’nin amblemi “şahadet parmağı havada sağ el” idi. Bir de parti marşı vardı: “Hür Dünya’nın göbeğine/ Milli Nizam yazacağız/ Kuşların göz bebeğine/ Milli Nizam yazacağız/ Yola, ağaca, pınara/ Esen yele yağan kara / Yağmur yüklü bulutlara/ Milli Nizam yazacağız/ Koç burcuna, yay burcuna / Bebeklerin avucuna/ Minarelerin ucuna/ Milli Nizam Yazacağız/ Herkes duyacak, bilecek/ Gizlenmez gayri bu gerçek/ Yaprak yaprak, çiçek çiçek/ Milli Nizam yazacağız.”
Necip Fazıl Kısakürek ve Eşref Edip gibi İslam entelektüellerinin sahneye çıktığı Ankara Büyük Sinema’da 8 Şubat 1970 günü yapılan kuruluş toplantısında, Necmettin Erbakan Milli Nizam Partisi kurucuları takdim olundu. Erbakan ise asıl kurucular olarak Nizamülmülk’le başlayıp Sultan Hamid’le biten upuzun bir liste sundu izleyicilere. Kronolojik olarak karışık sunulan 13 kişilik listede Ulubatlı Hasan bile vardı.
Antisemitizm şampiyonu
Ruşen Çakır’ın deyimiyle, MNP İstanbul’un Fethi, Viyana Kuşatması gibi söylemleriyle “Osmanlıcı”; Kurtuluş Savaşı’na yaptığı göndermelerle “Milli Bağımsızlıkçı”; ayetlerden yaptığı alıntılarla “İslamcı”; ve sanayileşme söylemiyle “Modernist” bir partiydi. Ancak bunların yanı sıra ciddi bir antikomünist, antisemitik bir dili vardı. Erbakan ve arkadaşları ileriki yıllarda “Beynelmilel Yahudilik”, “Beynelmilel Siyonizm”, “Nil’den Fırat’a Büyük İsrail”, “Ortak Pazar Siyonizmin bir oyunudur”, “Ortak Pazar’a girmek Türkiye’nin İsrail’e bir vilayet olmasıyla sonuçlanabilir”, “İsrail Güney Amerika’ya nakledilmelidir”, “Terörün kökünü ararsak, Tevrat’a kadar gitmek gerekir” gibi fikirlerin mucidi olarak, antisemitizm tarihçemize önemli katkılar yaptılar.
Gönderen de getiren de asker
Partiyi ortaya çıkaran o yıllarda sert biçimde ilerleyen kapitalistleşme süreci idi. Tarımsal üretimin egemen olduğu bir düzenden sanayi kapitalizminin egemenliğine geçilirken taşrada ekonomik durumları her geçen gün bozulan küçük sermaye grupları, küçük toprak sahipleri, küçük esnaf ve zanaatkârlar; büyük kentlerde her geçen gün daha da yoksullaşan muhafazakâr emekçi kesimler ile çıkar çatışması yaşayan sermaye kesimlerinin bir bölümü, nihayet Cumhuriyet’in katı laikleştirme politikalarından rahatsız dindar kesimler MNP’nin kitle tabanını oluşturdular. Bu kesimler çıkarları ve beklentileri çoğu zaman birbirine zıt olsa da kurtuluşlarını Erbakan’ın “İslam kardeşliği” sosuyla süslenmiş millileşme (sanayileşme) hamlesinde gördüler. 

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: