İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çiçek: Bozuk Bir Anayasayla Yola Devam Edilemez

Şişli Belediyesi yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili Belediyenin konferans salonunda bir toplantı düzenledi. Toplantıya TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Ermeni Cemaati Patrik Vekili Aram Ateşyan, Süryani – Katolik Cemaati lideri Yusuf Sağ, Süryani -Ortodoks Cemaati Patriği Yusuf Çetin ile vatandaşlar katıldı… Yeni anayasayla ilgili düşüncelerini dile getiren Ermeni Cemaati Patrik Vekili Aram Ateşyan, “Eski anayasada bizleri üzen maddeler vardı. Bazı maddelerden bir tanesi, Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür. Ama biz diyoruz ki, ‘Biz Türkiye vatandaşıyız. Ben Türkiye vatandaşı Ermeni’yim. Öyle ki, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı olan herkese siz Türk diyemezsiniz. Burada bir madde değişikliği olması gerekiyor. Ben bir polis bile olamıyorum. Yasa önünde herkes eşit ama pratikte bir eşitlik yok” dedi.

********
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Miadı çoktan dolmuş bir anayasayı, son kullanım tarihi çoktan bitmiş bir anayasayı biz halen yürürlükte tutmaya devam ediyoruz.” dedi.
Şişli Belediyesi yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili Belediyenin konferans salonunda bir toplantı düzenledi. Toplantıya TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Ermeni Cemaati Patrik Vekili Aram Ateşyan, Süryani – Katolik Cemaati lideri Yusuf Sağ, Süryani -Ortodoks Cemaati Patriği Yusuf Çetin ile vatandaşlar katıldı.
“MİADI ÇOKTAN DOLMUŞ BİR ANAYASAYI YÜRÜRLÜKTE TUTMAYA DEVAM EDİYORUZ”
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ” İstiyoruz ki bu defa bu işi başarmamız lazım. Çünkü dört siyasi partimiz yeni bir anayasa konusunda topluma borçlandılar. Borçlu olan dört siyasi partimiz ve alacaklı olanlar da sizlersiniz. Alacağınızı iyi takip edin ” dedi.
Çiçek, “Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Bu nereden kaynaklanıyor ‘Bu bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Hiç uzun uzun konuşmaya gerek yok. Türkiye’nin şu 1 – 1.5 aylık gazete manşetlerine bakın, haber programlarına bakın, iç siyaset adına neyi tartışıyorsak, kıyısından, köşesinden, ortasından, doğrudan anayasayla ilgili konulardır bunlar. Tutuklu milletvekilleri, kimin nerede yargılanacağı geliyor anayasayla bir şekilde bağlantısı oluyor. Milletvekillerinin evi iş yeri aranabilir mi bunu tartışıyoruz. İki gün üç gün tartışıyoruz bir yere bağlamadan başka bir gündem konusuna geçiyoruz. Bakın son iki aylık gündeme hepsi anayasayla ilgili. Demek ki bu ülkenin birçok sorunu var. Bu sorunlara ilaveten bir de anayasa sorunu var. Yaşadığımız gerginliklerin sıkıntıların temelinde bu anayasanın olduğu sıkça vurgu yaptığımız bir husustur” dedi.
Çiçek, “Hem tartışılıp yürülükte olan bu kadar sene bu boyutta bir anayasa var. Daha yapıldığının ertesi günü eleştiriye maruz olacak ama buna rağmen de yürürlüğünü varlığını sürdürecek. Dünyada başka bir anayasa var mı demokratik bir ülkede. Bilmiyorum biz bunu başardık 30 senedir ” dedi. Çiçek, “Miadı çoktan dolmuş bir anayasayı, son kullanım tarihi çoktan bitmiş bir anayasayı biz halen yürürlükte tutmaya devam ediyoruz. Tutuyorsak da bedelini ağır ödüyoruz” dedi.
“ROT BALANSI BOZUK OLAN BİR ANAYASAYLA YOLA DEVAM ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Çiçek, anayasanın 30 yıl içinde 17 kez değiştiğini belirterek, “Her hükümet kendi işlevini yerine getirebilmek noktasında anayasal sorunlarla karşılaştığı için birkaç maddeyi değiştirmişiz. 17 değişiklik bazen senesi de dolmadan bir daha değiştirme mecburiyeti hasıl oluyor. Bu ülkenin idaresinde karşılaşılan en temel sorunlardan biridir. Anayasa en temel yasa olması hasebiyle, bir binanın temelinden her 13 – 14 ayda bir tamirat yapmak, tadilat yapmak, delik tıkamak ve benzeri birtakım ameliyeler yapmak durumunda kalıyorsanız, burada hukuk istikrarını temin etmek epey zordur demektir. Halbuki biz hep siyasi istikrara vurgu yaparız. Hukuk istikrarı siyasi istikradan daha önemlidir. Çünkü her anayasa değişitiğinde ona paralel uyum yasalarını da değiştirmek mecburiyetinde kalırsınız. Netice itibariyle 17 defa yapılan bu değişiklik, değiştirilse de dikiş tutmayacak rot balansı bozuk bir anayasayla Türkiye’nin yoluna devam etmesinin mümkün olmadığı ortadadır” dedi.
“ANLAMAYANLAR, BABA MİRASI YER GİBİ BU KAZANIMLARIN FARKINDA OLMAYANLARDIR”
Konuşmasında muhalefete de eleştirilerde bulunan Çiçek, “Tükiye’nin bir AB hedefi var. Evet AB’nin fiyakası biraz bozuldu bu ekonomik kriz sebebiyle. Ama AB’nin temsil ettiği demokratik değerler Türkiye’nin de özlemidir ve temel tercihidir. Türkiye demokratik bir ülke olması noktasında bir siyasi tercih yapmıştır. Bu doğru bir tercihtir. Bu vesileyle demokrasinin ve Cumhuriyeti de bize kazandıranları da buradan anmak istiyorum.Özellikle bölgemizde olup bitenlere baktığımızda bunun ne kadar doğru olduğunu daha iyi anlıyoruz anlamamız da gerekir. Anlamayanlar varsa, baba mirası yer gibi bu kazanımların farkında olmayanlardır diye düşünüyorum ” dedi. Anayasanın 30 yıldır yürürlükte olduğunu kendisinin ise, 25 yıldır aktif siyaset yaptığını dile getiren Çiçek, “Demek ki ben siyasette aktif olarak bu işin pratiğini yapıyorum şu sıfatla bu sıfatla bu zamana kadar. Bu anayasanın tabiri caizse tomografisini çektik. nerede kireçlenme var nerede ne var. Bunu da devletin iç tarafından bunu biliyoruz ” dedi. Devletin yasama yürütme yargı organları arasındaki dengenin çok da düzgün kurulmadığını söyleyen Çiçek, “İşte bu üç erk arasındaki sıkıntılar Türkiye’deki gerilimlerin ana kaynaklarından bir tanesidir. Biz bunu sıkça yaşadık. Halen zaman zaman da yaşamaya devam ediyoruz. Kısmi düzenlemelerle dahi bu işi tam yoluna koyduğumuzu söyleyemem” dedi.
“SAYISAL İSTİKRARI TEMİN ETTİK; SİYASİ İSTİKRARI TEMİN EDEMEDİK”
Devletin işleyişinde ciddi sıkıntılar olduğunu hatırlatan Çiçek 28 Şubat’ı hatırlattı. Çiçek, “Belli ki ya yetkileri aşarak belli alanlara müdahale var ya yetkiler kötüye kullanılarak belli işlere karışma var. Var oğlu var. Neden ‘Yasama yürütme yargı arasındaki denge bir türlü yerli yerine oturtmadı. Bir vesayet sistemi burada karşımıza çıkıyor” dedi. Çiçek 2003 yılındaki kapatma davasıyla ilgili de konuşarak, “Bu anayasa döneminde yürürlükteyken sayısal istikrarı temin ettik, ama siyasi istikrarı temin edemedik. Bu belki benim piyasaya sürdüğüm bir terminoloji olabilir. Sayısal istikrar oldu siyasi istikrar olmadı. Bunu nereden biliyoruz ‘ 2008’de açılan kapatma davasından. Sayısal istikrar var; Meclis’te 347’lik bir çok büyük bir çoğunluk var ama pekala bir kamu görevlisi bir davayı açıveriyor kendince. Bunun Türkiye’ye ne getireceği götüreceği hesaa katılmaksızın, elinizde delil varsa açarsınız ama böyle şimdi çok daha net anlaşılıyor. Sayısal istikrarınız var. Tek başınıza iktidarsınız ama yarın sabah ne olacağınızı Başbakan’ı bilemiyor, bakanları bilemiyor. 347’nin içerisinden hiçkimse bilemiyor. Bunun bu ülkeye getirdiği zararı biz biliyoruz” dedi.
“GÖRÜŞLER 30 NİSAN’A KADAR TOPARLANACAK”
Dört siyasi partinin beş konuda anlaştığını da kaydeden TBMM Başkanı Çiçek, “Yeni anayasa konusunda anlaştılar. Terim olarak yeni bir anayasa doğrudur. Bu yeni anayasayı bugünkü meclis yapacaktır. Bu meclisin yeni bir anayasa yapmaya ehil olduğu yetkisinin olduğu genelde de kabul görmüştür. Demek ki asli tali kurucu iktidar tartışması yapmaya da gerek yok. Dört parti bu, anayasa uzlaşma komisyonu yoluyla yapılsın dedi. Bunda da anlaştık. Bu komisyonun başkanlığını meclis başkanları yapsın denildi. Bugüne kadar anayasalar belli sayıda komisyon ya da bir danışma meclisi gibi meclis hazırladı. Halkın görüşü düşüncesi alınmadı. Sadece bir metin sonunda yeteri kadar da tartışma imkanı verilmeden bir anket sorusu sorar gibi oylamaya götürüldü. Bu defa böyle yapılmadı. Bu doğru değil. Bunun sıkıntılarını yaşıyoruz. O halde bu defa halkın katılımıyla bunu yapalım. Yapmak istediğimiz budur eksiğiyle fazlasıyla ” diye konuştu. Çiçek, yeni anayasa çalışmalarını 30 Nisan’a kadar bitirmeyi planladıklarını beilrterek, “30 Nisan’a kadar bu görüşleri toparlayalım dedik. 30 Nisan’dan sonra da bir taslak metni hazırlayıp, sonra bunu tekrar halkımızın bilgisine tartışmasına sunalım” şeklinde konuştu.
“BU İŞİ, YILIN SONUNA TAMAMLAMAYI HEDEFLİYORUZ”
TBMM Başkanı Çiçek, “Biz bu işi bu yılın sonuna tamamlamayı hedefliyoru” dedi. Çiçek, “Bir an evvel böyle bir imkanı yakalasak iyi olacak. Biz anayasa konusunu 1/1 milyon ölçeğinde konuşmuşuz haritacılık diliyle ölçeğinde. Halbuki yeni bir anayasa yapacaksak 1/ 5 bine indirmemiz gerekiyor. Bunun içinde 4-5 aylık sürenin yetmediğini yetmeyeceğini, belli noktaların hareketlendiğini gördük. 165 üniversiteden 164’ünden hiç ses çıkmadı. Şimdi de 3/1’inden çıktı; 3/2’sinden yine yok. Sivil toplum örgütleri dedik. 21 bin vakıf dernek kuruluş. İki defa yazı yazdık. Doğrusunu sisterseniz STK ismi çok fiyakalı bir isim ama bunun içini doldurmak lazım. İçi dolan da ne kadar var. İşte bunu da 30 Nisan’da göreceğiz” dedi. TBMM Başkanı Çiçek, “Böyle toplumsal bir sorunu Meclis’te bu defa çözmemiz lazım. Çözmezsek ne olur ? Çözemezsek olacak şey şudur. İlk önce siyaset kurumu ciddi itibar kaybeder. Milleti ayağa kaldırıp sonra da yarı yolda bırakmak olmaz. Bu işi ne yapıp yapıp sonlandırmamız lazım. Bugünkünden daha kötü bir anayasa yapacaksak bu kadar çamur çiğnemeye gerek yok . Bugünkünden çok daha iyilerle bu sıkıntıları en azından asgariye indirebilecek anayasayı yapmamız gerekiyor” dedi.
AZINLIK TEMSİLCİLERİ DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞTI
Toplantıda bir konuşma yapan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ise, yeni anayasanın devleti değil bireyi esas alan bir anayasa olması gerektiğini kaydetti. Yeni anayasayla ilgili düşüncelerini dile getiren Ermeni Cemaati Patrik Vekili Aram Ateşyan, “Eski anayasada bizleri üzen maddeler vardı. Bazı maddelerden bir tanesi, Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür. Ama biz diyoruz ki, ‘Biz Türkiye vatandaşıyız. Ben Türkiye vatandaşı Ermeniyim. Öyle ki, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı olan herkese siz Türk diyemezsiniz. Burada bir madde değişikliği olması gerekiyor. Ben bir polis bile olamıyorum. Yasa önünde herkes eşit ama pratikte bir eşitlik yok” dedi. Süryani – Katolik Cemaati lideri Yusuf Sağ ise, azınlık kelimesinin kendisini üzdüğünü söyleyerek ” Acaba bende bir eksiklik mi var gibi bir haleti ruhiye yaratıyor. Hangimiz kendi dilini, ırkını, milliyetini seçebilmiş ve dünyaya gelmiş. Böyle bir şansımız yok. Ben niye Türkiye’yi seviyorum. Aslında ben Türkiye’yi sevmiyorum. Ben kendimi sevdiğim için Türkiye’yi seviyorum. Yoksa ben öldükten sonra Türkiye’yi nasıl seveceğim? Realist olalım, olduğumuz gibi görünelim. Ama beyler Atlantik’in azgın dalgalarıyla çarpışmakta olan bir vapurdayız. Bu vapur batarsa hepimiz batarız. Onun için biz vapurumuzu seviyoruz. Niye vapurumuzu seviyoruz ‘ Çünkü kendi canımızı seviyoruz” dedi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: