İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yakın tarihin arınma ve yok etme politikaları

Murat Güzel
Soykırım ve katliam araştırmaları alanında dünya çapında bir şöhrete sahip Fransız tarihçi ve siyaset bilimci Sémelin, kitabında yakın tarihteki arındırma ve yok etme politikalarını ele alıyor… Katledenleri niye katlettikleri anlamamız beklenir handiyse. Sormak gereklidir, anlamak gereklidir; katlettiler ama niye katlettiler? Aslında söylem tam böyle kurgulanmaz. Tecavüz eylemine bulaşan sanığı anlamamızı isteyenlerin, “bakalım mağdure neler yaptı da kışkırttı sanığı?” diyenlerin anlama çabasına yön veren saiklerdir belki de geçerli olan: Tecavüz eyleminde suçlanan mağdur gibidir katliama tabi olanların konumu da. Onlar da kuyruk sallamasalardı, dekolte giymeselerdi vb. Aslında bu söylemlerin ortak noktası ortadaki suçun varlığını inkar etmekten çok, o affedilemez suçu varlığıyla birlikte kabul edip affettirme güdüsü, sanıkları suçlarıyla birlikte aklama girişimidir. 
 *****************
Soykırım ve katliam araştırmaları alanında dünya çapında bir şöhrete sahip Fransız tarihçi ve siyaset bilimci Sémelin, kitabında yakın tarihteki arındırma ve yok etme politikalarını ele alıyor.
MURAT GÜZEL / AÇIKGÖRÜŞ KİTAPLIĞI
Özellikle Türkiye’de Dersim katliamının tartışıldığı şu günlerde sık sık gündeme gelen bir savunma mekanizması vardır. Yaşanan tarihsel-siyasal bağlam vurgulanır, katledilenlerin hataları sıralanır (İngilizlerle işbirliğine gitmişlerdir, isyan etmişlerdir, devleti tanımamışlardır, iç güvenliği tehdit edici bir çıbana dönmüşlerdir vb.) hatta neredeyse öldürülenlerin katliamcıları, kendilerinin öldürülmesi konusunda kışkırttığı düşündürülmek istenir.
Katledenleri niye katlettikleri anlamamız beklenir handiyse. Sormak gereklidir, anlamak gereklidir; katlettiler ama niye katlettiler? Aslında söylem tam böyle kurgulanmaz. Tecavüz eylemine bulaşan sanığı anlamamızı isteyenlerin, “bakalım mağdure neler yaptı da kışkırttı sanığı?” diyenlerin anlama çabasına yön veren Saiklerdir belki de geçerli olan: Tecavüz eyleminde suçlanan mağdur gibidir katliama tabi olanların konumu da. Onlar da kuyruk sallamasalardı, dekolte giymeselerdi vb. Aslında bu söylemlerin ortak noktası ortadaki suçun varlığını inkar etmekten çok, o affedilemez suçu varlığıyla birlikte kabul edip affettirme güdüsü, sanıkları suçlarıyla birlikte aklama girişimidir. Buna, yani mutlak etik bir tavra rağmen, yine de siyasi ve sosyolojik yönden katliamlara katılan katillerin ne tür saiklerle bu eylemlerini meşrulaştırmaya çalıştıklarını araştırmak ve çözümlemek katliamların siyasi, tarihsel ve toplumsal bağlamlarına dikkat kesilmek katliam mekanizmasının kendine has mekanizma ve retoriğine ışık tutmak gerekli bir çaba addedilebilir.
Soykırım ve katliam araştırmaları alanında dünya çapında bir şöhrete sahip Fransız tarihçi ve siyaset bilimci Jacques Sémelin, yakın tarihteki arındırma ve yok etme politikalarını ele alarak insanların nasıl birer katil haline gelebildiklerine, kendilerini nasıl haklı gördüklerine, akladıklarına; kısaca, bu cinayet mekanizmasının nasıl işlediğine ışık tutmaya çalışıyor.
‘Anlayıcı sosyoloji’
Özellikle Yahudi soykırımı, eski Yugoslavya’daki etnik temizlik, Ruanda’daki Tutsi soykırımı, Türkiye’deki ve Kamboçya’daki katliamları örnek alarak yürüttüğü araştırmasında Sémelin psikpopatolojik “öldürmeyi isteme” duygusuyla “öldürme eylemi” arasındaki büyük uçurumun hangi karmaşık siyasi, toplumsal, psikolojik vb. kolektif ve bireysel dinamiklerin iç içe geçtiği bir süreçle aşıldığını anlamaya, çözümlemeye ve göstermeye yöneliyor. Jacques Sémelin, ikili bir meydan okumayla soykırım, katliam örneklerinden yola çıkarak, Weberci “anlayıcı sosyoloji”nin yaklaşımıyla vakaları çözümlüyor, kıyaslıyor; Foucault’un Hapishanenin Doğuşu adlı eserinden ilham alarak katletme eyleminin bir iktidarın, düşman addettiklerinin bedenini damgalayarak, yok ederek, ona acı vererek üstünlüğünü ortaya koymak için sahip olduğu en parıltılı ve gösterişli pratik olduğunu söylüyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: