İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fırat: Devletin Kürtler’e özür borcu var

Dengir Mir Mehmet Fırat, Dersim katliamının yanı sıra devletin özür dileyeceği yüzlerce olay olduğunu söyledi. Fırat, “Tarihteki 40 Kürt isyanı”nın yalan olduğunu, askeri harekatların hepsinin tenkil hareketi olduğunu kaydetti ve ekledi: “Bastırma, yok etmek, sürmek anlamında kullanılıyor tenkil.”

AKP eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, bu meclisin yeni bir anayasa yapamayacağını söyleyerek, Kürt sorununun çözümü için anayasa gerek olmadığını belirtti. Fırat, AKP’nin “Kürt açılımı” kapsamında hayata geçirdiği uygulamaları ise “gülünç” olarak nitelendirdi.
Taraf Gazetesi’nden Neşe Düzel’e konuşan Fırat, Başbakan Erdoğan’ın 2005 yılında Diyarbakır konuşmasında “Birçok haksızlıklar yapıldığını biliyorum. Bundan dolayı Kürt vatandaşlarımızdan özür diliyorum” dediğini hatırlatarak, son Dersim açıklaması için “Çok önemli bir başlangıçdır. Bir kırılma noktasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kez kendi tarihiyle yüzleşmesidir” dedi. Fırat, Türkiye’nin özür dileyeceği yüzlerce olay olduğunu söyledi.
‘İsyan yok, tenkil var’
Fırat, “Geçmişte 40 küsur Kürt isyanı var” açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirtti, Genelkurmay’ın “Kürt isyanları” adıyla yayınladığı, fakat sonra toplattığı belgelerde bu isyanların hiçbirinin olmadığının görüldüğünü kaydetti. Aslında bu askerî harekatların tamamen birer tenkil hareketi olduğunu görüyorsunuz” dedi. Fırat, “Bastırma, yok etmek, sürmek anlamında kullanılıyor tenki” diye ekledi.
‘Tek tip insan yaratma harekatı’
Kürt tarihinde Şeyh Sait ve Ağrı olmak üzere iki isyan olduğunu belirten Fırat, şöyle devam etti: “Ama 40’tan fazla harekat yapılmıştır ve Dersim de işte bu tenkil harekatlarından biridir. Ulus-devlet kurmak ve tek tip insan yaratmak için yapılmış asimilasyon harekatlarıdır bunlar. Bu yüzden devletin özür dilemesi gereken olay sadece Dersim değildir. Genelkurmay belgelerinde bunu görüyorsunuz.”
Genelkurmay’ın belgelerinde aynı zamanda “Kürtlerden ilkel, hayvansal bir topluluk olarak, dağın arkasındaki medeniyetin ne olduğunu bilmeyen bir sürü olarak bahsedildiğini” belirten Fırat, bugün açısından ise Kürt sorununu şöyle değerlendirdi:
“Türkiye’deki Kürt sorunu bir vatandaşlık sorunudur. Bu ülkede ikili bir sistem var. Bir, vatandaşlar var. Bir de tebaa var. Türkler vatandaş, Kürtler ise tebaa. Vatandaşa haklarını verirken lütfetmezsiniz ama tebaaya haklarını verirken lütfedersiniz. Eğer bu ikili sistem kaldırılırsa, ortada Kürt problemi diye bir şey kalmaz. Herkes vatandaş olur ve eşitlik sağlanır.”
Fırat, yeni anayasa konusunda ümidi olmadığını dile getirerek, “İki parti, ‘Mevcut anayasanın üç değişmez maddesi değiştirilemez’ diye kırmızıçizgiler koydu. Değişmez maddeler kalacaksa, o zaman yeni bir anayasa yapmaya gerek yok ki…” dedi. Fırat, AKP’nin de bunun dışında olmadığını söyledi.
2007 yılında askerden “anayasa yapılmayacak” diye telkinler geldiğini açıklayan Fırat, ekledi: “‘Yeni bir anayasa yaptığınız takdirde parti kapatılır’ dediler. Nitekim bir hafta sonra AK Parti’yi kapatma davası açıldı.”
TRT Şeş itirafı
Kürt sorununun çözümü için anayasa değişikliğine gerek olmadığına işaret eden Fırat, şöyle devam etti: “Biz önce gülünç yasaklardan kurtulmalıyız. TRT Şeş açıldı diye övünülüyor. Peki, Kürtçe diliyle ilgili program yapmanın yasak olduğunu biliyor musunuz? TRT Şeş’te çocuklara yönelik program yapılmasının yasak olduğunu biliyor musunuz? Niye yasak? Çünkü dili öğrenecek olan çocuktur. Çocukların Kürtçe öğrenmelerinin önüne geçmek için konulmuş bir yasak bu…
Siz hiçbir ülkede harf yasağı duydunuz mu? Q, X, W harfleriyle ilgili yasakların kaldırılması için Anayasa değişikliğine gerek yok ki. Gülünç yasaklardan biri de yer isimleri. Kürtçe yer isimleri iade edildi mi?
Zihniyet değişikliğine işaret etti
Bakın, bir de Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı halk eğitim merkezleri var. Bunların amacı vatandaşa çeşitli beceriler ve diller öğretmek. Hangi yabancı dillerin öğretileceğine bakanlık karar veriyor. Listede 100’e yakın dil var ama Kürtçe, Lazca yok. Bakanlıkta genel müdürün listeye Kürtçeyi, Lazcayı eklemesi yeterli. Bu bile yapılmıyor. Biz bu gülünç yasaklarla zaten Kürtlere “sen vatandaş değilsin” diyoruz. Anayasa’yı, “sen eşitsin” diye değiştirsek ne yazar?
Mesela soyadı konusu var. Siyasi Partiler Yasası’ndan Terörle Mücadele Yasası’na kadar bir sürü yasak var. Bunlar tek maddelik bir kanunla bir günde toptan değiştirilebilir. Şu, şu, şu kanunun şu maddesi yürürlükten kaldırıldı dediğiniz zaman, sizin anayasada vatandaşlık anlayışını değiştirmenize lüzum kalmaz.
Her şeyden evvel beynimizin sınırları var. Demokrasi ve özgürlüklerle ilgili sınırlarımız var.”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: