İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ya yeni anayasa yapılamazsa?

Azınlıklar Lozan’a karşı. Katılımcılar arasında gayrimüslim azınlık cemaatlerine ait yayın organlarının yöneticilerinin de yer alması dikkat çekiciydi. Agos Gazetesi’nden Rober Koptaş ile Şalom’dan İvo Molinas’ın konuşmalarında dikkat çeken bir ortak nokta ise gayrimüslim vatandaşlarımızın vaktiyle kendilerine Lozan Anlaşması’yla verilen uluslararası güvenceler yerine eşit Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı statüsünü talep etmeleriydi. Rum cemaatine yönelik yayın yapan Apoyevmatini gazetesinin genel yayın yönetmeni Mihail Vasiliadis ise tam aksine “Lozan’ın güvencesi bize yeter, biz kendimiz için bir şey istemiyoruz. Ama yeni anayasanın şekillendireceği yeni siyasal atmosferin bizim için de etkileri olacağını bildiğimiz için bu çabaya destek veriyoruz” mealinde konuştu. (Lozan güvencesi yerine eşit Türkiye vatandaşlığı istemek doğrusu çok ciddi bir buluş. Demek ki azınlık hakları azınlıkların eşit vatandaş olmamaları için varmış, tuhaf. Elbette çağdaş azınlık hakları Lozan’da verilen hakları aşmıştır. Ancak bu Lozan’ın azınlık haklarının eşit vatandaşlığa engel olduğu gibi garip bir sonuca götüremez. Lozan’dan vazgeçmek demek en azından bu gün sahip olduğumuz ana dilde eğitim başta olmak üzere pek çok pozitif hakkı tartışmaya açmak demektir. İstenen bir paradigma ya da zihniyet değişikliği ise Lozan’ın buna engel olduğunu düşünmek de başka bir gariplik olur.HYETERT)
*****************
Meclis Başkanı Cemil Çiçek dün Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun çalışma usulleri hakkında bilgilendirme toplantısında medya mensuplarıyla bir araya geldi.
Toplantıya Meclis’te yer alan dört siyasi partinin Komisyon’daki temsilcileri de katıldı. Ayrıntıları konuyla ilgili haberin içinde bulacaksınız zaten. Ben katıldığım toplantıda dikkatimi çeken birkaç noktayı paylaşmak istiyorum sadece:
BDP’den yoğun katılım!
Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerinden toplantıya katılanlar içinde AK Parti’den, CHP’den ve MHP’den birer üye vardı; BDP’yi ise iki milletvekili birden temsil ediyordu. Bu ayrıntı BDP’nin yeni anayasa konusuna verdiği önemin işareti midir yoksa bu partide hiç kimseye tek başına “temsil” görevi vermeme hassasiyetinin ürettiği “eş başkanlık” sisteminin yansıması mıdır, orasını bilemem.
Medyadan beklentimiz
Meclis Başkanı Cemil Çiçek yeni anayasa çalışmaları konusunda oldukça heyecanlı ve bir o kadar da ümitli görünüyor. Medya mensuplarından da bu heyecanı ve ümidi paylaşmalarını bekliyor. Mesela şunu söyledi toplantıda: “Vatandaşlarımız, yeni anayasa sürecini sizler aracılığıyla takip etmektedir. Sabah gazetelere ve akşam televizyon haberlerine baktığında yeni anayasa umudunu yitirmemelidir.”
Meclis Başkanı’nın bu kadar coşkuyla ve ümitle yeni anayasa yapma hazırlıklarına sahip çıkması çok olumlu elbette. Çünkü toplumun genelinde gerçekten de yeni bir anayasanın ülkedeki sorunları çözmek için gerekli olduğu düşüncesi yerleşmiş bulunuyor. Toplumun yeni anayasa beklentisi bir gerçek. Ama Meclis Başkanı’nın bütün iyi niyetine ve çabalarına rağmen bu işin sonuca ulaşması çok yüksek bir ihtimal dahilinde görünmüyor. Dolayısıyla neticede bu beklenti karşılanamazsa toplumun yaşayacağı hayalkırıklığı da yüksek olacak demektir. Onun için bu konuda “ümitleri yüksek tutmak” acaba doğru mu, yanlış mı diye tekrar düşünmek gerekiyor belki de. Demek istediğim Meclis Başkanı’nın medyadan beklediği rolün münhasıran birtakım sakıncaları da olabilir. İşin bu yönünü de düşünmek lazım.
Kim konuştu, kim dinledi
Cemil Çiçek’in davetiyle gerçekleşen toplantıya katılım çok geniş bir yelpaze oluşturuyordu. Sadece çok satışlı/yüksek reytingli medya organları değil, ana akım haricindeki medya kuruluşları da davetliydi. Kuşkusuz bu geniş katılım, yeni anayasa konusunda toplumun bütün kesimlerinin talep ve beklentilerinin dillendirilmesi imkânı bakımından önemli.
Bu bağlamda toplantıyla ilgili ilginç bir ayrıntı da şu: Meclis Başkanı Çiçek Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun izlemesi kararlaştırılan çalışma usulleri hakkında bilgi verdikten sonra konuyla ilgili görüşlerini ve sorularını almak üzere toplantıya katılan medya mensuplarına söz verdi. Toplantı salonunda yaklaşık seksen kişi yer alıyordu ve bunların dörtte biri kadarı ellerine mikrofon alıp görüşlerini açıkladılar veya konuyla ilgili birtakım sorular sordular. İlginç olan nokta ise, görüşlerini açıklayan veya soru sorma gereği duyanların büyük çoğunluğunun “misyon gazeteciliği” temsilcileri olmasıydı. Ana akım medya organlarını temsilen toplantıya katılan diğer meslektaşlar dinlemeyi tercih ettiler.
Azınlıklar Lozan’a karşı
Katılımcılar arasında gayrimüslim azınlık cemaatlerine ait yayın organlarının yöneticilerinin de yer alması dikkat çekiciydi. Agos Gazetesi’nden Rober Koptaş ile Şalom’dan İvo Molinas’ın konuşmalarında dikkat çeken bir ortak nokta ise gayrimüslim vatandaşlarımızın vaktiyle kendilerine Lozan Anlaşması’yla verilen uluslararası güvenceler yerine eşit Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı statüsünü talep etmeleriydi. Rum cemaatine yönelik yayın yapan Apoyevmatini gazetesinin genel yayın yönetmeni Mihail Vasiliadis ise tam aksine “Lozan’ın güvencesi bize yeter, biz kendimiz için bir şey istemiyoruz. Ama yeni anayasanın şekillendireceği yeni siyasal atmosferin bizim için de etkileri olacağını bildiğimiz için bu çabaya destek veriyoruz” mealinde konuştu.
Star

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: