İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Arınç Laikliğin Yeniden Yorumlanması Gerektiği Konusu Sosyal Bir İhtiyaçtır,

Doğuş Üniversitesi’nde açılacak Din – Devlet İlişkileri ve Laiklik Platformu dolayısıyla, üniversitede “Din – Devlet İlişkileri” konulu bir sempozyum düzenlendi. Sempozyuma Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Süryani Kadim Ortodoks Patrik Vekili Yusuf Çetin, Ermeni Ortodoks Patrik Vekili Aram Ateşyan, Vatikan’ın Türkiye dini temsilcisi Louis Pelatre, Fener Rum Patriği Bartholomeos ve Doğuş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doğu Gözaçan de katıldı… Arınç, laikliğin yeniden yorumlanmasının gerekliliğinin bir ihtiyaç olduğunu kaydederek, ” Türkiye’de gerçekler değişebiliyor. Bugün laikliğin yeniden yorumlanması gerektiği konusu sosyal bir ihtiyaçtır. Biz duvarda bir portre değiliz.

****************
“(Laikliğin yeniden tanımlanması) Türkiye’de gerçekler değişebiliyor.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç,
“(Laikliğin yeniden tanımlanması) Türkiye’de gerçekler değişebiliyor. Bugün laikliğin yeniden yorumlanması gerektiği konusu sosyal bir ihtiyaçtır. Biz duvarda bir portre değiliz. Mesela Atatürk hep aynı istikamete bakıyor o fotoğrafta. Orada kaldığı sürece de aynı istikamete bakacaktır. Toplumlar insanların ihtiyaçları geliştikçe, dünyayı tanımak mümkün olabilir ”
“(163. madde) Ben 1974′ te avukatlığa başladım hem hukuk fakültesinde okurken bu 163. madde mağdurları nedir ne yaparlar neyle suçlanırlar büyük bir merak içine girdim bilirkişi raporlarını okudum bütün iddianameleri inceledim. Sonra kendim bu davaların avukatlığını yapmaya başladım. Doktorlar da hasta olabiliyormuş. Doktorun kendisi hasta olur mu kardeşim ? Benim başıma geldi bu iş”
“Benim koleksiyonum kalabalık herkesin bir koleksiyonu vardır. Benim de koleksiyonum 163. maddenin iddianameleri”
?
Haber: Pınar Çıtak KOYGUN – Kamera: İdris TİFTİKÇİ / İstanbul DHA
Doğuş Üniversitesi’nde açılacak Din – Devlet İlişkileri ve Laiklik Platformu dolayısıyla, üniversitede “Din – Devlet İlişkileri” konulu bir sempozyum düzenlendi. Sempozyuma Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Süryani Kadim Ortodoks Patrik Vekili Yusuf Çetin, Ermeni Ortodoks Patrik Vekili Aram Ateşyan, Vatikan’ın Türkiye dini temsilcisi Louis Pelatre, Fener Rum Patriği Bartholomeos ve Doğuş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doğu Gözaçan de katıldı
” DOKTORUN DA KENDİSİ HASTA OLABİLİYORMuş. BENİM BAŞIMA GELDİ BU İŞ ”
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç sempozyumun açılışında bir konuşma yaptı. Arınç, “Kendisini laikçilik mağduru olarak gören biri olarak aslında ne olması gerekir? Bu konuda kimler ne yaptı? Belki dinlemek istersiniz diye iyi ki gelmişim. Laiklik netameli bir konu bir yerinde bir hata yaparsanız sizi ömür boyu takip eder birileri sizi ömür boyu takip eder Türkiye’de” diyerek 163. maddeyle ilgili yaşadıklarını anlattı.
Arınç, ” Ben 1974′ te avukatlığa başladım hem hukuk fakültesinde okurken bu 163. madde mağdurları nedir ne yaparlar neyle suçlanırlar büyük bir merak içine girdim bilirkişi raporlarını okudum bütün iddianameleri inceledim. Sonra kendim bu davaların avukatlığını yapmaya başladım. Doktorlar da hasta olabiliyormuş. Doktorun kendisi hasta olur mu kardeşim ? Benim başıma geldi bu iş” dedi.
Arınç, 1985 yılında Refah gecesi ismi verilen bir toplantıda söylediklerinden ötürü 4 sene 2 ay hapis cezasına çarptırıldığını da belirtti. Arınç, ” Refah gecesi isimli bir parti toplantısında 1.5 saatlik bir konuşmanın içinden bir cümleyi seçtiler. 163. maddeye aykırılıktan dava açtılar. Çok süratli ilerledi mahkeme, ikincisinde 4 yıl 2 ay ağır hapis cezası verdiler. Sonra cezayı altıda birine indirdiler. 4 sene iki ay lütfettiler hapis cezası. 1 sene 2 ay da Eskişehir’ e sürgün cezası verdiler. 1.5 saatin içinden bir cümleyi çıkarmışlar. Şunlar şunlar yanlış. Günün birinde Hakkın hakimiyetini göreceğiz demişim. Dedim ki, Hakkın hakimiyeti sözünden laikliğe aykırılık sözünü nasıl çıkardınız ‘ Dediler ki ‘ Sen şeriatı kastettin’ ” şeklinde konuştu. Arınç, ” Devletin temel nizamları laiklik demokratik sosyal bir hukuk devleti bunların her birinin eleştirilmesinin mümkün olduğunu düşünüyordum. Bunları kaldıralım dememiştim. Bana bu cezayı verdiler Yargıtay’a gittik 9. Ceza dairesi ‘Eleştirmek suç değildir’ diyerek hakkımdaki kararı bozdu. İzmir Devlet Güvenlik mahkemesi ısrar etti. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gittik. 2.5 sene sonra bozma geldi.O geceyi tertip edenlerden 3 kişi mahkum oldu. Kadınları ve erkekleri ayrı ayrı oturtmak suretiyle laiklik ilkesine aykırı hareket ettiler dediler.Bunun laiklikle ne ilgisi olabilir’ ” diye sordu.
” BENİM KOLEKSİYONUM 163. MADDE İDDİANAMELERİ ”
Bülent Arınç, Yehova şahitlerinin laiklik ilkesine aykırı hareket ettiği konusunda dava açıldığını da belirtti.
Arınç, “Yehova şahitlerini laikliğe aykırıdır denilerek mahkum ettiler. Yargıtay hayır dedi. İyi ki Yehova şahitleri varmış Türkiye’de . Onların sayesinde ben dindarım diyenler de yararlandı ” dedi. Kendi koleksiyonunun kalabalık olduğunu söyleyen Arınç, ” Benim koleksiyonum kalabalık herkesin bir koleksiyonu vardır. Benim de koleksiyonum 163. maddenin iddianameleri ” diye konuştu. Arınç, eşinin başörtülü olmasından kaynaklanan olaylar da yaşadığını hatırlattı. Cumhurbakanı Ahmet Necdet Sezer’i yurtdışına uğurlarken, başörtülü olan eşinin başörtüsünden dolayı birtakım eleştirilerle karşılaştığını kaydeden Arınç, ” Burası kamusal bir alandır. Nasıl olur da kamusal alana girer ‘ O zaman başörtüsüyle havaalanına girmek suçsa belediyeye gideceğiz ‘ Yoksa siz bir zamanlar Tunus’ta geçerli olduğu gibi 40 yaşından küçük olanlara başörtüsünü yasaklamak zorunda mısınız ‘ Eğer zorlama unsurunu ön plana çıkarırsanız sizin o ülkelerden ne farkınız kalacak ‘ O zamanlar bu çok tartışıldı ama artık görüyorsnuz Cumhurbaşkanlığı Köşkünde de eşime karşı yapılan zulümlerin ne kadar haksız olduğu ortaya çıktı. Orada da eşiyle birlikte temsil ediyor ” dedi.
” ATATÜRK HEP AYNI İSTİKAMETE BAKIYOR O FOTOĞRAFTA ”
Arınç, laikliğin yeniden yorumlanmasının gerekliliğinin bir ihtiyaç olduğunu kaydederek, ” Türkiye’de gerçekler değişebiliyor. Bugün laikliğin yeniden yorumlanması gerektiği konusu sosyal bir ihtiyaçtır. Biz duvarda bir portre değiliz. Mesela Atatürk hep aynı istikamete bakıyor o fotoğrafta. Orada kaldığı sürece de aynı istikamete bakacaktır. Toplumlar insanların ihtiyaçları geliştikçe, dünyayı tanımak mümkün olabilir ” dedi. Yeni bir anayasa çalışması içinde olduklarını kaydeden Arınç, “Biz bugün yeni bir anayasa çalışması içindeyiz. Bu anayasanın elbette ki temel ilkeleri içinde sayılan laiklik sosyal hukuk olması arzu edilir. İkinci maddenin gerekçesine bakılınca ne demek, hukuk ne demek, laiklik bunun gerekçesindeki tarifini görebilirsiniz. Bugüne kadar laikliğin tarifi yapıldı. Uygulama farklı olunca karşıdakileri düşman olarak gördüler. Bir hayattır bir yaşam biçimidir, dinsizlik değildir. İlla bu olacak başkasına müsaade etmeyeceğiz anlayışı çatışma unsuruydu. Benim söylediklerimin hepsi yanlış olabilir ama ben onları saygıyla dinledim onlar da beni saygıyla dinledi. Dinin dünyada işi ne diyenlere elbette ki katılmıyoruz. Bu fıtri bir anlayıştır. İnanırsınız inanmazsınız. Ben seni hakir görmem” diye konuştu.
DİNİ CEMAAT TEMSİLCİLERİ DE KATILDI
Doğuş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doğu Gözaçan sempozyum açılışında yaptığı konuşmada, ” Bugüne kadar bir ilke imza attık. Bugün ise yine, bir ilki gerçekleştirmek üzereyiz. Üniversitemiz bünyesinde Din – Devlet İlişkileri ve Laiklik Platformu açma yolundayız ” dedi. Süryani Kadim Ortodoks Patrik Vekili Yusuf Çetin, din işlerinin devlet işlerine devlet işlerinin de dine müdahale etmemesi gerektiğine vurgu yaptı. Ermeni Ortodoks Patrik Vekili Aram Ateşyan da sempozyumda bir konuşma yaptı.Ateşyan, ” Sekülerleşme toplumsal bir süreç olarak dinin inaç ve pratiklerin toplumsal hayattaki etkisinin azalmasına işaret ediyor. Laiklik ise siyasi bir süreç en genel anlamda din ile devlet ilişkilerinin birbirinden ayrılması olarak tanımlanıyor. Devletin dinler karşısında tarafsız olmasını inanç ayrımına gitmemesini onların inanç ibadet ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almasını içerir ki laiklik bu yönüyle toplumsal uzlaşı temelini oluşturur ” diye konuştu. Vatikan’ın Türkiye dini temsilcisi Louis Pelatre ise, ” Kiliselerimiz toplumun geleceğini belirleyen etik ve ahlaki tatışmalarda daha etkin bir rol oynamak arzusundadır. Kiliseler yaşam konusunda da sesini duyurmak istiyor. Kilisenin bu konularda ssöz sahibi olmak istemesinin sebebi insan hayatının daha güçlü bir temele dayanıyor olmasıdır ” dedi.
PATRİK BARTHOLOMEOS’TAN YENİ ANAYASA TEMENNİSİ
Fener Rum Patriği Bartholomeos, ” Türkiye’nin özel bir laiklik modeli vardır. Bu yaklaşım başka ülkeler için de model teşkil edebilir. İslam ve Ortodoksluk kamu alanlarında din konusunda benzer bir perspektif sunmaktadır. Ortodoksluk etiği de batı medeniyetinin aydınlanma teorisinde kabul edilen devlet ile din arasında mutlak ayrışma niteliklerini taşımaz. Uyum ilkesinden esinti alınarak din ve devlet dünya ve insanlığa ortaklaşa hizmet veren ortak bir oluşum olarak görülmektedir. Din ve devletin işbirliğinin olması laikliğe karşı bir tehdit olarak algılanmamalıdır ” diye konuştu. Bartholomeos konuşmasının sonunda, yeni anayasa çalışmalarına da değinerek, ” Devlet dini inançlarına bakılmaksızın vatandaşlarını koruduğu zaman, eşit tutumlar segilediği zaman, temcilcilerini de eşit bir şekilde dinlediği zaman tam anlamıyla eşitlik ve özgürlük yaşanabilir. Dinlerin çeşitliliği, farklılığı milletin emsalsiz kimliğin pekiştirmektedir. Ümit ederiz ki bütün bu kavramlar yeni anayasamıza dahil edilecektir ” şeklinde konuştu. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de ” Devlet, bu müesseseyi kurmakla topluma, ‘ Ben İslam dininin diyani alanına hiç müdahale etmeyeceğim. ‘ demiştir. Buna rağmen Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından bugüne kadar devletin diyani alana müdahale etme konusunda nasıl etkileri olduğunu toplumumuzun her kesimi bilmektedir ” dedi.
Sempozyumun açılışının ardından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a plaket verildi

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: