İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Oğuldan Mektup

Ragıp Zarakolu
Cumartesi günü oğlumdan ilk mahpushane mektubunu aldım. “30 yıl… önce Ayşe’nin ziyaretine geldiğim Metris’ten selamlar” diye başlıyor mektubuna.O zaman 6 yaşındaydı Deniz. Sinan ise 4…[O yaşlarda ben de 6-7 Eylül vahşetine tanık olmuştum. 2 yıl sonra yeniden Kıbrıs Mitingleri gündeme gelince, evimizin arkasındaki spor sahasına askerler kamp kurmuştu, yeni bir olay yaşanmasın diye.]

Hayali, dışardan tünel kazıp Ayşe’yi kurtarmaktı.
Metris o zamanlar “askeri” cezaevi idi, şimdi ise “sivil”.
Demek ki, DGM’nin kapanması gibi bu da yalnızca bir tabela değişikliği…
Cezaevi karşısındaki kahvehanede oturur, birbirleriyle tanışırdı siyasal tutsak aileleri.
Bir iki gün içinde İstanbul’da tutuklananlar F-Tipi Tecrit Cezaevlerine dağıtılacaklarmış.
Oralarla da ailevi olarak tanışacağız sonunda.
Evimize ilk asker baskını Orta 1 talebesi iken olmuştu. Harbiye talebeleri ile genç teğmenlerdi gelenler. Tarih 27 Mayıs 1960. DP mebusu olan ablamın eşini arıyorlardı.
Babam en verimli yaşında resen emekli edildi. Çok yaşamadı, daha sonra.
Amcam havacı Zeki Zarakol, o ihtilal heyecanı arasında, 49 yaşında kalpten gidiverdi.
Sonuç olarak, Türkiye’deki her darbe, her altüstlük dönemini bilfiil hissettim.
12 Mart darbesinden sonra, 72 Nisan’ında bu kez beni almak için evi basmıştı, polis ve asker birlikte: Dev-Genç operasyonu…
Sonra ANT dergisindeki yazılardan gelen mahkumiyetler…
Doktoram yarım kaldı, iki kez…
Şimdi Deniz de aynı şekilde doktorasını yarım bırakacak diye endişe ediyorum.
1979’de hocam Tütengil’i faşistler vurunca o defteri kapattım, gazeteciliğe başladım yeniden.
Ayşe’nin 81’deki Metris seferinden sonra, DEMOKRAT gazetesinden dolayı 1982’de ben alındım.
Ayşe, Deniz ile birlikte bana eşya bırakırlardı, Gayrettepe’de siyasi şubeye. O zaman 7 yaşındaydı.
Sonuç olarak, her dalga ailemize dokundu. Ayşe 1984’te yeniden gözaltı yaşadı.
90’lı yılları zaten mahkeme ve hapishane kapılarında geçirdik.
1997’de bütün Parti yöneticilerine tutuklama kararı çıkarıldı, Ayşe de aralarında: Susurluk olayını izleyen, post modern darbe günleri…
Çocukların başı ise, Üniversite Öğrenci Derneği yöneticisi oldukları için dertteydi.
2000’le birlikte, cezaevi kıyımları yaşanırken, Ayşe kamuoyunun duyarsızlığından dolayı öfkeleniyordu.
2002 başında Ayşe’yi yitirdiğimizde, Deniz, Ayşe’nin mezarı başında yaptığı konuşmadan dolayı gözaltına alınıyordu. Tam 40’ıncı günde…
Belge Yayınları, tabulara, nefret söylemine, resmi tarihe karşı yazılar yayınlamaya devam ediyor, bütün baskılara karşın, 12 Eylül’den bu yana bitmek bilmeyen.
Artık ailecek, Edirne, Silivri, Tekirdağ, Hasdal Cezaevleri ile tanışacağız.
Bakalım piyangodan hangisi çıkacak.
Ailelerimiz tanışacak, her darbeden, her altüstlükten, her otoriterleşmeden sonra olduğu gibi.
Selam olsun doğrulara, hakikatten yana olanlara.
Selam olsun susmayanlara.
12,10,2011 GÜNDEM GAZETESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: