İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

AKP’li paşa, Erenerol’a plaket vermiş

Radikal muhabiri İsmail Saymaz’ın kaleme aldığı, ‘Nefret / Malatya: Bir Milli Mutabakat Cinayeti’ isimli kitap Kalkedon Yayınları’nca bugün piyasaya sunuldu. İsmail Saymaz’ın kitabından: Ergenekon sanığı Erenerol’a, 2006’da Hava Kuvvetleri’nde plaket veren paşa Şirin Ünal şimdi AKP milletvekili.

RADİKAL – Ergenekon sanığı ve Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol’un 2006’da Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki misyonerlik konferansını, 12 Haziran 2011’de yapılan genel seçimlerde AKP’den İstanbul milletvekili seçilen emekli Tümgeneral Şirin Ünal’a bağlı Harekât Başkanlığı’nın koordine ettiği ve Ünal’ın Erenerol’a plaket verdiği ortaya çıktı.
Malatya’da, 18 Nisan 2007’de meydana gelen; Necati Aydın, Uğur Yüksel ve Tilmann Geske isimli üç Protestan’ın beş saldırgan tarafından boğazlanarak öldürüldüğü Zirve Yayınevi Cinayeti ile ilgili ilk araştırma kitabı yayımlandı. Radikal muhabiri İsmail Saymaz’ın kaleme aldığı, ‘Nefret / Malatya: Bir Milli Mutabakat Cinayeti’ isimli kitap Kalkedon Yayınları’nca bugün piyasaya sunuldu. Kitap yalnızca Zirve Cinayeti’ni değil, 2000 yılından beri misyonerlerin devlet ve güvenlik kuruluşları tarafından nasıl ‘ulusal tehdit’ nitelendirmesine tabi tutulduğunu, bütün resmi ve sivil şiddet vakalarını konu alıyor.
Kitapta yer verilen bilgiye göre; Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı’na (ATESE) bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (SAREM) 2006 yılı bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri çerçevesinde, ‘Türkiye’de Misyonerlik Faaliyetleri’ konulu iki konferans gerçekleştirdi.
Bu iki konferansın da konuşmacısı, Sevgi Erenerol’du. Erenerol, ilk konferansını 4 Ekim 2006’da Genelkurmay Karargâhı’nda, ikincisini 20 Kasım 2006’da Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda verdi. O tarihte, Harekat Başkanı Hava Pilot Tümgeneral Şirin Ünal’dı.
İki ayrı konferansın görüntü kayıtlarına göre; Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki konferansın açış konuşmasını, ‘Bilgi Destek Subayı Yüzbaşı Özcan’ yapıyor. Yüzbaşı Özcan, konuşmasında şunları söylüyor:
“Yüzyıllardır devam eden ve farklı kimliklerle karşımıza çıkan misyonerler günümüzde başka din, fikir ve inanç mensuplarını kendi dinlerine katmaya çalışırken, kendi mensuplarının da başka din ve inançları benimseyip ayrılmasını önlemek için faaliyette bulunmaktadırlar. Ülkemizde son yıllarda giderek artan ve özellikle ülkemizin teminatı olan gençlerimize yöneltilen bu faaliyetler hakkında bizlerle bilgilerini paylaşmak üzere Sayın Sevgi Erenerol bugün aramızda bulunmaktadır.”
Erenerol’a övgü
Sunuştan sonra Erenerol’un özgeçmişi okunuyor. Erenerol için, “15 yıldır misyonerlik faaliyetleriyle ilgili çeşitli araştırmalar yapmakta, çeşitli gazete ve dergilerde bu konuda makaleler yayımlamakta ve konferanslar vermektedir” deniliyor. Erenerol, 45 dakikalık, TSK’yı ‘bilgilendirdiği’ sunumunda akla ziyan cümleler kuruyor. STÖ’lerin casus, misyonerlerin amacının Anadolu’yu ele geçirmek olduğunu ve arkalarında gizli örgütlerin olduğunu, vicdani reddin bu amaçla ortaya atıldığını ileri sürüyor.
2008’de tutuklandı
Konferanstan sonra Hava Pilot Tümgeneral Şirin Ünal, Sevgi Erenerol’a bir plaket veriyor. Erenerol hayli duygulanmış görünüyor. Erenerol bu konferanstan 1.5 yıl sonra, 1. Ergenekon Operasyonu’nda 26 Ocak 2008’de tutuklandı.
Erenerol’a ‘silahlı örgüt yöneticiliği, hükümete karşı silahlı isyana tahrik, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme’ suçlamalarıyla halen yargılanıyor. Tümgeneral Şirin Ünal, emekli olduktan sonra 12 Haziran 2011’de AKP’den İstanbul 2. Bölge Milletvekili seçildi.
Erenerol’un konferansı gözyaşlarıyla doluymuş
Sevgi Erenerol, konferans sırasında misyonerler aleyhine fikirlerini ağlaya ağlaya anlatmış. İşte o konferanstan bölümler:
STÖ’LER CASUS: Saldırıların çok boyutu var. Birisi, sivil toplum örgütleri diye tanıtılan, etnik ve dinsel farklılıkları kaşıyan, casusluk ve yıkıcı faaliyetlerin oluşturduğu kuruluşlardır. Kökleri yurtdışındadır. İnsan hakları ve demokrasi başlıkları adı altında zehirli faaliyetlerini ülkemizde sürdürmektedirler.
AMAÇ, ANADOLU’YU ELE GEÇİRMEK: Misyonerlik, kültürel saldırıların temelini oluşturur. Misyonerlik din değiştirme olarak biliniyorsa da siyaset satrancının piyonudur. Tek amaç din adına bu toprakların ele geçirilmesidir.
MİLLETİ ZEHİRLİYORLAR: Dün gizlice çalışan misyonerler bugün rahatça milletimizi zehirlemektedirler. Türkiye’de yeni bir Protestan nüfus oluşturmaktadırlar. 163. maddenin (Din propagandası) kaldırılması misyonerliğin önündeki engelleri kaldırmıştır. Jandarma ve emniyet bu maddenin kaldırılmasından sonra elleri kolları bağlanmış, çaresiz bırakılmıştır.
ARKASINDA ÖRGÜTLER VAR: Misyoner örgütlerinin bütçe ve personel sayıları belki CIA’nin bile personelinden daha fazladır.
MANTAR GİBİ KİLİSE: Asıl hedef kitlesi, Türk gençliğidir. Ağlarına düşürdükleri çocuklar üzerinde rahatlıkla devşirme hareketini başlatıyorlar. Ekonomik çaresizlik misyonerler için istifade edilecek ortam yaratmıştır. Ağustos depremi de bunların etkinlik oluşturmasını sağlamıştır. Bugün ev kiliselerinin sayısını bilmemiz mümkün değildir. Düne kadar sıkı kontrol altında bulundurulan ev kiliseler bugün Türkiye’nin her tarafında mantar gibi bitmektedir. Ve ne yazık ki bununla ilgili bir çalışma da halen yapılmamaktadır.
VİCDANİ RET MİSYONER İŞİ: Yehova Şahitleri tarafından topluma aşılanan zihniyettir.
HATTI MÜDAFAA YOKTUR: Ben Hıristiyanım, ben bu kadar mücadele ederken, bizi yönetenler onlara destek çıkmaktadır. Bu faaliyetlerin amacı sadece vatan topraklarının ele geçirilmesidir. (Ağlayarak devam ediyor) Dolayısıyla saldırı topyekûn, her an ve her yerdedir. Atatürk’ün zamanında vermiş olduğu emir bugün de geçerlidir: Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: