İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bartholomeos’u çarmıhtan indirmek

Orhan Kemal Cengiz / Radikal
Patriği çarmıhtan indirmek, Türkiye’nin sadece vicdani borcu değil, aynı zamanda aklıselimin de bir gereği…Türkiye’de bazı meseleler var ki neredeyse tüm dünyayı yakından ilgilendirirken bizim umurumuzda bile olmayabiliyor. Bu meseleleri ne tam olarak anlıyor ne de ilgi, alaka gösteriyoruz. Örneğin, Amerika’nın 37 eyaletinde Fener Rum Patrikhanesi’nin durumuna ilişkin deklarasyon yayımlandı. Türkiye, bu eyalet senatoları tarafından patrikhanenin durumunu iyileştirmeye davet edildi. Belki gözümden kaçtı ama Türkiye medyasında ben bu konuda hiçbir habere rastlamadım. Hiçbir yorum-analiz görmedim…Rum Patrikhanesi’nin durumu din özgürlüğü açısından oldukça yüz kızartıcı bir tablo koyuyor ortaya. Patrikhanenin, hayat damarlarının kuruması sonucu Türkiye’den taşınmaya mecbur kalmasının ciddi küresel sonuçları olur.

ORHAN KEMAL CENGİZ
Patriği çarmıhtan indirmek, Türkiye’nin sadece vicdani borcu değil, aynı zamanda aklıselimin de bir gereği.
Türkiye’de bazı meseleler var ki neredeyse tüm dünyayı yakından ilgilendirirken bizim umurumuzda bile olmayabiliyor. Bu meseleleri ne tam olarak anlıyor ne de ilgi, alaka gösteriyoruz. Örneğin, Amerika’nın 37 eyaletinde Fener Rum Patrikhanesi’nin durumuna ilişkin deklarasyon yayımlandı. Türkiye, bu eyalet senatoları tarafından patrikhanenin durumunu iyileştirmeye davet edildi. Belki gözümden kaçtı ama Türkiye medyasında ben bu konuda hiçbir habere rastlamadım. Hiçbir yorum-analiz görmedim.
Amerika’nın, patrikhanenin durumuna ilgisi, eyalet senatolarının çağrılarıyla sınırlı değil şüphesiz. Daha geçenlerde ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Bartholomeos’u ziyaret etti. Obama TBMM’de yaptığı tarihi konuşmada patrikhanenin durumuna özel olarak göndermede bulunmuştu.
Sadece ABD değil, AB de patrikhanenin durumuna özel bir ilgi gösteriyor. AB ilerleme raporlarında patrikhaneyle ilgili ciddi kaygılar dile getiriliyor her sene. Ama nedense konu bir türlü Türkiye’nin gündemine gelemiyor.
Çarmıha gerilmek: Türkiye gündemine gelemeyen ama tüm dünyanın yakından izlediği sorunu, Patrik Bartholomeos, geçen yıl Amerikan CBS televizyonundaki ‘60 Dakika’ programına verdiği demeçte bir cümle ile özetlemişti: “Kendimi çarmıha gerilmiş gibi hissediyorum.”
Bartholomeos, bu metaforla, bir taraftan patrikhanenin ‘ölüm döşeğinde olduğunu’, öbür taraftan yeniden ‘diriliş’ umudu taşıdıklarını söylüyordu. Patrikhanenin bu ‘ölüm döşeğine’ nasıl geldiği oldukça uzun bir hikâye ve tek yazıda bunu hakkıyla anlatabilmem imkansız. Ama bu ölüm döşeğinden kalkamazsa eğer, ciddi küresel sonuçlar ortaya çıkacak.
‘Fait accompli’
Türkiye Cumhuriyeti’nin azınlıklara uyguladığı politikayı ben ‘fait accompli’ stratejisi olarak özetliyorum. Yani sürekli oldubittilerle bu grupların ellerinden bir şeyler alarak onları zayıflatma ve küçültme yoluna gitti Türkiye. Kaçırtıp göçürterek sayılarını azalttı, ağır vergilerle bellerini büktü, vakıflarının mallarını tek tek ellerinden aldı; kurumlarına tüzelkişilik imkânı tanımayarak cemaatlerini zayıflattı vd.
Rum Patrikhanesi bu politikalardan en çok nasibini alan kurumların başında. Bugün sözcüleri Ergenekon’dan tutuklu olan Türk Ortodoks Patrikhanesi sırf Rumlarla uğraşsın diye 1923’te devlet desteğiyle kuruldu mesela. 1936 beyannameleri bahane edilerek Rum cemaatinin neredeyse tüm malları ellerinden alındı. Türkiye, Rum Patrikhanesi’nin tüzelkişiliğini hiç tanımadı. Tüm patriklerin eğitimden geçtiği Heybeliada Ruhban Okulu 1971 yılından beri kapalı. Ortodoksların teolojik anlayışına göre patrik ‘Ekümenik’ yani tüm dünyadaki Ortodoksların lideri durumundayken Türkiye, patriği İstanbul’daki 3 bin kişilik Rum cemaatinin lideri olarak ‘tanıyor’. Gerek patriğin gerekse patriği seçecek ‘Kutsal Meclis’ üyelerinin tamamının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması koşulu getirilerek bu kurumun tabutuna son çivi de çakılmış oldu.
Gizli anlaşma: Yunan To Vima gazetesi, AK Parti hükümetiyle patrikhanenin, patrik seçimi ve Ruhban Okulu’nun yeniden açılması konuları dahil olmak üzere, bir iyileştirme paketi üzerinde ‘gizli bir anlaşmaya’ ulaştıklarını iddia etmişti. Böyle bir anlaşma varsa dahi, Ruhban Okulu’nun açılmamasından, yerine getirilmediğini anlayabiliriz.
Küresel sonuçlar
Rum Patrikhanesi’nin durumu din özgürlüğü açısından oldukça yüz kızartıcı bir tablo koyuyor ortaya. Patrikhanenin, hayat damarlarının kuruması sonucu Türkiye’den taşınmaya mecbur kalmasının ciddi küresel sonuçları olur. Patrikhane ‘Ekümenikliğini’ İstanbul’da, yani Constantinople’de olmasından alıyor. Bu kurum İstanbul’dan taşınırsa dünya Ortodokslarının dini liderliği Rus kilisesinin eline geçecek. Rus kilisesi de Rus devletinin denetimi altında. Amerikalılar böylesi bir olasılıktan dolayı ciddi endişe duyuyorlar.
Bırakın insani kaygıları, azınlık haklarını bir kenara, böylesi bir felaketten Türkiye’nin herhangi bir stratejik çıkarı olabilir mi? Tamamen ezbere ve bilinçaltı korkulara dayalı patrikhane siyasetini bir kenara bırakmak bu kadar mı zor? Dünya çapında bir kurumu boğarak Türkiye medeni ve demokratik bir ülke olabilir mi? Yani uzun lafın kısası, patriği çarmıhtan indirmek, Türkiye’nin sadece ahlaki ve vicdani bir borcu değil ama aynı zamanda aklıselimin de bir gereğidir.
Radikal, 26-08-2011 12.03 (TS
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1061415&Yazar=ORHAN%20KEMAL%20CENG%C4%B0Z&Date=26.08.2011&CategoryID=98

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: