İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Avrupa’daki Süryaniler Türkiye Raporunu AB’ye Sundu

Vercihan Ziflioğlu /Hurriyet Daily News
European Syriac Union Türkiye’deki Süryani toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunları raporlaştırarak geçtiğimiz haftalarda AB Genişleme Bölümü Türkiye Masasına(European Commission DG Enlargement of Turkey Unit)sundu. Eylül ayında gündeme alınması beklenen raporda Süryanilerin Lozan Antlaşmasıyla Türkiye’de azınlıklara tanınan haklardan yararlanamadığı ele alınıyor. 

VERCİHAN ZİFLİOĞLU
ISTANBUL-HURRIYET DAILY NEWS
European Syriac Union Türkiye’deki Süryani toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunları raporlaştırarak geçtiğimiz haftalarda AB Genişleme Bölümü Türkiye Masasına(European Commission DG Enlargement of Turkey Unit)sundu. Eylül ayında gündeme alınması beklenen raporda Süryanilerin Lozan Antlaşmasıyla Türkiye’de azınlıklara tanınan haklardan yararlanamadığı ele alınıyor. Raporda ayrıca Süryanilerin ‘Seyfo’ (1915 katliamı) olarak adlandırdığı 1915 yılında yaşanan acı olaylara de yer veriliyor. Diğer başlıklarsa şöyle sıralanıyor ‘Ethnic Rights’;’Language Rights’;’The Cultural Rights’;’The Religious Rights’,’The rifht to return’,’The Rights’ başlıkları altında ele alınıyor.” European Syriac Union adına e-mail üzerinden Hurriyet Daily News’a açıklamalarda bulunan David Vergili, Türkiye’deki Süryanilerin statülerinin ve kimliklerinin anayasal güvence altına alınması bizler için büyük önem taşıyor dedi. Türkiye’de azınlık cemaatlere Lozan Antlaşması’yla tanınan haklardan Süryani toplumunun yararlanamadığını belirten Vergili açıklamalarına şu sözlerle devem etti:”I. Dünya savaşı sırasında Süryanilerin bütün dinamikleri talan edildi ve diğer Hristiyan halklar gibi soykırıma tabii tutuldu, bugüne kadar haklarını aramak için bir girişim yapılmamasının pekçok nedeni var.” Resmi söylem ve literatürün aksine, Türkiye’deki Süryaniler ne birinci sınıf vatandaş olabilildiler ne de Lozandan doğan haklarından yararlanabildiler diyen Vergili,’Öncelikli olarak anayasal güvencenin geri verilmesi gerekiyor’ dedi. Türkiye ve Süryanileri karşı karşıya getiren Mor Gabriel davasına dikkat çeken Vergili şöyle devam etti: “Dava hala devam ediyor. Manastır Süryaniler için büyük öneme sahip Bizler European Syriac Union (ESU) olarak bu süreci hukuki olmaktan ziyade siyasi bir süreç olarak kabul etmekteyiz. Ister bölgede kendisini hissettiren feodal korucu yapılanma olsun ister Ankara’nın tavrındaki isteksizlik bu görüşü daha da açık hale getirmektedir. Mor Gabriel Manastırı davası demokrasi, iyi niyet ve birlikte yaşama projesinin imtihanı.” 1700 yıllık Mor Gabriel manastırı Mardin’in Midyat ilçesinde bulunuyor. Tarihi manastırla ilgili 2008 yılında Yayvantepe, Çandarlı ve Eğlence köyleri tarafından manastırın komşu köylerin arazilerini işgal ettiği gerekçesiyle dava açıldı, dava hâlâ sürüyor. Doksanlı yıllarda tırmanışa geçen Kürt sorunundan Süryaniler ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını belirten Vergili, pekçok kişinin faili meçhul cinayetlerin kurbanı olduğunu söyledi ve ekledi:”Onlarca köy boşaltıldı insanlar yerlerinden edildi, büyük göç dalgası yaşandı.”
“İsteyerek gitmedik”
Birkaç yıl önce Avrupa’daki Süryanilerin Türkiye’ye geri dönüşüyle ilgili basında sıkça haberlere yer verildi, fakat beklentilerin aksine birkaç istisnanın dışında geri dönüşler olmadı. Avrupa’da yaşayan Süryaniler geri dönüşle ilgili beklentilerini ve isteklerini her daim dile getirmekte diyen Vergili açıklamalarına şöyle devam etti: “Bizim mesajımız açık, geri dönüşün önündeki engeller kaldırılmalı, güven ortamı sağlanmalı.” Süryaniler, yüzlerce yıldır yaşadıkları toprakları isteyerek terk etmediler diyen Vergili sözlerine şöyle devam etti: “Başka bir seçenek kalmadığı için Süryaniler çareyi dışarıda aradılar.” Vergili’nin verdiği bilgiye göre Türkiye’den AB ülkelerine göç eden Süryanilerin toplam nüfusu 250 bin civarında. Türkiye’de ağırlıklı olarak İstanbul’da toplanan Süryani toplumunun nüfusuysa resmi rakamlara göre 15 bin olarak ifade ediliyor.
“15.000 kişiye tek kilise”
Süryani toplumunun sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Vergili şunları söyledi: “Avrupa genelinde tırmanan milliyetçi dalga bizleri olumsuz etkilemekte. Bu sorunlar sistematik olmaktan ziyade gündelik hayatta karşı karşıya kalınan sorunlar.” Süryanice UNESCO’nun kaybolmakta olan diller listesine girdi. Bu durumu değerlendiren Vergili, bu noktanın son derece hayati bir sorun olduğunu söyledi ve ekledi.”İstanbul’da 15 bin kişilik cemaatimiz okul kuramıyor, tek bir kiliseyle yetinmek zorunda. Bölgemiz on yıllardan bu yana baskıcı, çağdışı, imha ve inkar politikalarının çekim merkezi oldu.” Türkiye’deki Süryani toplumun 1934 yılında çıkartılan soyadı kanunu nedeniyle Süryanice soyadlarını da kullanamadıklarını söyleyen Vergili açıklamalarına şu sözlerle devam etti: “Süryaniler başka bir seçenek olmadığı için Türkçe isimler kullanmaya başladı.” Geçtiğimiz yıl Süryani asıllı TC Vatandaşı Favlus Ay, isim ve soyadını Süryanice’yle değiştirmek için geçtiğimiz dava açtı. Ay, soyadını ‘Bartuma’ adınıysa ‘Paulus’ olarak değiştirmek istiyordu. Dava, 1934 yılında çıkartılan 2525 sayılı Soyadı Kanunu’ndaki yabancı ırk ve millet isimlerinin soyadı olarak kullanılmayacağına ilişkin hükmün iptali için açılmıştı. Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin doğu illerinden Mardin’e bağlı Midyat ilçesindeki Midyat Adliye Mahkemesi’nde görülen dava Yüksek Mahkeme’ye taşındı, mahkeme 8’e karşı 9 oyla başvuruyu reddetti.
 

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: