İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Erzurum’da asırlardır haç ve freskler altında namaz kılınıyor

Orhan Yıldırım

Milattan sonra 979 yılında Bağdat Kralı Davit tarafından yaptırılan Haho Kilisesi, asırlardır Müslümanlarca Hristiyan mimari yapısı ve freskleri korunarak, içinde Müslümanlarca namaz kılınıyor. Bağbaşı beldesindeki Haho Kilisesi’nin isminin Taş Cami’ye çevrilmesine rağmen, bölge halkı tarafından cami-kilise olarak tanınıyor. Cami imamı ve cemaat; kubbesinde haç, duvarlarında Hz. İsa ve havarilerini anlatan, çeşitli eklentilerinde haç ve hayvan motifli paganlar olan camide vakit namazlarını kılıyor.

İslamın engin hoşgörüsü Erzurum’da asırlardan bu yana kendisini gösteriyor.
Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Bağbaşı beldesindeki Meryem Ana Manastırı Haho Kilisesi, Kanuni Sultan Süleyman döneminden bu yana Müslümanlar tarafından cami olarak kullanılıyor.
Milattan sonra 979 yılında Bağdat Kralı Davit tarafından yaptırılan Haho Kilisesi, asırlardır Müslümanlarca Hristiyan mimari yapısı ve freskleri korunarak, içinde Müslümanlarca namaz kılınıyor. Bağbaşı beldesindeki Haho Kilisesi’nin isminin Taş Cami’ye çevrilmesine rağmen, bölge halkı tarafından cami-kilise olarak tanınıyor. Cami imamı ve cemaat; kubbesinde haç, duvarlarında Hz. İsa ve havarilerini anlatan, çeşitli eklentilerinde haç ve hayvan motifli paganlar olan camide vakit namazlarını kılıyor. Cami imamı ve cemaati ise dinler arası diyalog ve hoşgörü adına mevcut durumdan memnun. Camiye çevrilen kiliseyi ziyarete gelen Hristiyanlar ise camiyi gezip, dışarıdaki günah çıkarma kısmında mum yakıp günah çıkarttıktan sonra hacı oluyor. Dağlık ve yerleşim alanı dağınık olduğu için vakit namazlarında çok az cemaatin namaz kıldığı cami, teravih ve cuma namazlarında ise müminlerle dolup taşıyor.
‘TAHRİP ETMEDİK KORUDUK’
Haho Kilisesi’nin bin 600 yılından bu yana cami olarak kullanıldığını belirten cami imamı Osman Aydın, kendisinin ve cami cemaatinin haç altında namaz kılmaktan çekinmediğini söyledi. İmam Aydın, İncil’in ilk kez Haho Kilisesi’nde latinceden Gürcüceye çevrilmesinden dolayı, camilerinin olduğu yerin Gürcüler tarafından çok kutsal bir mekân olarak sayıldığını kaydetti.
Müslümanlar olarak dinlerarası diyaloğa ve hoşgörüye değer verdiklerini anlatan imam Aydın, “Cami içindeki resimler, freskler kıble tarafında olmadığı için namaz kılmada islama göre mahsuru yok, namaz kılınabilir. Freskleri tahrip etmedik koruduk. Dinler arası diyaloğa açığız, bu sayede İslam’ın çeşitli dinlere hoşgörü ile baktığı ortaya çıkıyor. Halkımız ise fresk altında endişesiz namaz ibadetini yerine getiriyor.” dedi.
‘HOŞGÖRÜMÜZÜN ESERİ’
Milli Eğitim Bakanlığı kadrosunda öğretmen olarak görev yapan Mehmet Ayık, Hristiyan motiflerinin yer aldığı camideki eserlerin tahrip edilmeyip korunmasının, İslam hoşgörüsünün eseri olduğunu dile getirdi. Ayık, Balkanlar’da ve çeşitli ülkelerdeki camiler yıkılıp, tahrip edilirken ya da başka amaçla kullanılırken, kendilerinin kiliseleri koruyup tamir ettiklerine vurgu yaptı. Bağbaşı doğumlu olan Habib Aslan ise dedelerinin ve kendisinin haç ve diğer hristiyan dini motiflerinin bulunduğu camide, hiç bir sakınca görmeden gönül rahatlığı ile ibadetini yerine getirdiğini söyledi.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1165014 

Yorumlar kapatıldı.