İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hangi atalarımız?

Nagehan Alçı /Ermeni kardeşlerimiz için hayatın tuhaf tesadüflerine örnek bir gündü dün. Bir yandan ‘Büyük Felaket’in yıldönümünde yas tuttular, diğer yandan Paskalya yortularını kutladılar. Acı ve sevinç, siyah ve beyaz, iyi ve kötü… Hepsi iç içe. Hiçbiri tek başına değil.Bu iç içelik bana o korkunç olaylardaki zalimlerle vicdanlıları hatırlatıyor. Büyük felaketi yaşatan korkunç bir İttihatçı ruh vardı o dönem. O ruhun uygulayıcıları Ermenileri yurtlarından ettiler, yollarda öldürdüler. Bu vahşeti olmamış gibi göstermek büyük bir insanlık ayıbı… Ancak hatırlamamız gereken bir grup daha var: O vahşete karşı duran Osmanlıbürokratları.

Ermeni kardeşlerimiz için hayatın tuhaf tesadüflerine örnek bir gündü dün. Bir yandan  ‘Büyük Felaket’in yıldönümünde yas tuttular, diğer yandan Paskalya yortularını kutladılar. Acı ve sevinç, siyah ve beyaz, iyi ve kötü… Hepsi iç içe. Hiçbiri tek başına değil.

Bu iç içelik bana o korkunç olaylardaki zalimlerle vicdanlıları hatırlatıyor. Büyük felaketi yaşatan korkunç bir İttihatçı ruh vardı o dönem. O ruhun uygulayıcıları Ermenileri yurtlarından ettiler, yollarda öldürdüler. Bu vahşeti olmamış gibi göstermek büyük bir insanlık ayıbı… Ancak hatırlamamız gereken bir grup daha var: O vahşete karşı duran Osmanlı bürokratları. Ayhan Aktar ‘Türk milliyetçiliği, Gayrimüslimler ve ekonomik dönüşüm’ adlı kitabında onların isimlerini teker teker sayıyor: Konya Valisi Celal Bey, Erzurum Valisi Tahsin Bey, Teşkilat-ı Mahsusa tarafından öldürülen Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi Bey…
 ***
 Bu isimler Ermeni kardeşlerini kurtarmak için tehcir kararına direndiler. Bu nedenle görevlerinden alındılar, sürüldüler ya da öldürüldüler. Bu gün 1915 olaylarını konuşmayı atalarına hakaret sayanlara soruyorum: Ermenileri kurtaranlar da sizin atalarınız değil mi? Seçim sizin. Bir tarafta çeteleri yok etmek için yola çıkıp bir milleti hedef alan acımasız kararların uygulayıcısı İttihatçılar öbür tarafta insanlığını unutmayan cesur Türk yöneticiler… Sizin atalarınız hangileri?
 Hakkını yargıda ara Markar!

 Dünkü gazetelerde kalbime dokunan bir yazı okudum. Markar Esayan yazmıştı Taraf’ta. Paskalya ve 24 Nisan üzerine kendi tarihine gitmiş, babasının Ermeni cemaatine katkılarını, cemaate çıkarılan zorlukları, babasına çıkarılan zorlukları anlatmış. Ve sonra bu güne gelmiş. Paskalya’nın onlar için öneminden bahsediyor Markar. Sonra da şöyle diyor: ‘Dün, sabah ayininde doktora için girmeye mecbur olduğum ALES sınavındaydım… Paskalya gününe ALES sınavı koymuşlar. Babamın başına gelenleri anladık da, bana bunun hesabını kim verecek?’

 ***

 Esayan’ın dün yaşadığı olay büyük bir olasılıkla yalnızca ‘unutkanlık’. Zaten mesele de burada. Ermeniler, Rumlar, Yahudiler görüş menzilinin tamamen dışındalar bu gün. Ne inançları, ne gelenekleri, ne kimlikleri… Kural koyucuların gözünde hiç biri yok!

Bu, sistemin vatandaşlarına karşı eşitsiz davrandığının açık seçik kanıtlarından biri. Ben Markar Esayan’ın yerinde olsam bu işin peşini bırakmazdım. Bir Türkiye vatandaşı olarak kendi dini bayramımı devletin ihlal etmesinin hesabını yargıda sorardım!

 Alman okulu mübah Ermeni okulu günah

 Daha düne kadar Ermeni çocukların kendi okullarına gidebilmeleri için hem anne hem babanın Ermeni Apostolik kilisesinin mensubu olması şarttı. Mesela bir Ermeni dostum kendi gibi Ermeni olan kocası kiliseye kayıtlı olmadığı için çocuğunu devlet okuluna göndermek zorunda kalmıştı. Yani çocuğun iki taraftan da ‘inançlı bir Ermeni’ olduğunu beyan etmek şartı vardı Ermeni okuluna gitmek için. Bu ‘faşist’ uygulama birçok karma evlilikten olma çocuğun önünü tıkıyordu. Şartlar bu kadarla da sınırlı değildi. ‘Türkiye vatandaşı’ olmak da aranıyordu. Bu da Ermenistan uyruklu çocuklara engeldi.

***

 İşte bu iki uygulama nihayet kalktı. Kısa süre önce yayınlanan MEB genelgesine göre artık ebeveynlerden birinin Ermeni olması Ermeni okuluna gitmek için yetiyor. Türk vatandaşlığı da artık bu okullara kayıt olmak için anmıyor. Böylece Ermenistan uyruklu çocuklar artık Ermeni okullarında eğitim görebiliyorlar.

 Bu, çok geç kalmış uygulama güzel ama hala eksik… Ben Ermeni okuluna, Rum okuluna gitmek için neden illa Ermenilik ya da Rumluk ispatı gerektiğini anlayamıyorum. Osmanlı’da öyle değildi mesela. Bu okullar cemaat okulu değil, özel okul statüsündeydi ve isteyen herkes kaydolabilirdi.

Yavaş yavaş ‘öcü’lerimizden kurtulduğumuz şu günlerde bir cesur adım daha atsak ne güzel olur… Ben Almanca eğitim aldım mesela. Bu ülkede Alman, İngiliz Fransız okulları var ve bu okullara Müslüman ailelerin çocukları gidiyor. Aynı çocuklar Ermeni ya da Rum okuluna neden gidemesin?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: