İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

TMK mağduru vekiller

Dilek Kurban
CHP’den Meclis’e girecek reform yanlısı az sayıda ismin, AK Parti’yi demokrasi ve insan hakları yönünde zorlayacak muhalefet yapma güçlerinin, partideki milliyetçi/devletçi kanadın direnciyle karşılaşması hayli olası. Böylesi anlarda, parti yönetiminin ağırlığını reform yanlılarından yana kullanacağı beklentisi, yönetimin milletvekili adaylarını belirlemede sergilediği ideolojik tercihler göze alındığında gerçekçi görünmüyor. Kaldı ki CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, bu yasama döneminde, partiden tasfiye ettiği eski yönetimle birlikte hareket etmesi, ‘yeni’ CHP’den yeni bir muhalefet beklememiz için bir neden sunmuyor. Tekrar hatırlatalım: Gayrimüslim cemaat vakıflarına devletçe el konan mallarının bir kısmının iadesini öngören ve eksiklerine rağmen AK Parti’nin 8 sene boyunca yaptığı en önemli reformlardan biri olan yeni Vakıflar Yasası’nı Anayasa Mahkemesi’ne götüren CHP’nin sunduğu dilekçenin altında Kılıçdaroğlu’nun da imzası bulunuyordu.

Bağımsızlar yeni dönemde, küçük bir grup olmanın olanaklarını iyi değerlendirebilirlerse, yeni dönemde önemli bir misyon üstlenebilirler.
AK Parti’nin 3. kez tek başına iktidara gelmesiyle sonuçlanacak olan 2011 genel seçimlerinin ardından başlayacak yeni dönemde, ülkenin en temel siyasi ihtiyacı, hükümeti gerçek bir demokratikleşme sürecine zorlayacak etkili bir sol-demokrat Meclis-içi muhalefet olmaya devam edecek.
CHP’nin genel başkan yardımcılarından milletvekillerine uzanan ideolojik parçalanmışlığı, bu partinin önümüzdeki süreçte kendi içinde tutarlı, etkili, uzun soluklu ve sol-demokrat bir muhalefet yapmasını bir daha engelleyecek gibi duruyor. CHP’den Meclis’e girecek reform yanlısı az sayıda ismin, AK Parti’yi demokrasi ve insan hakları yönünde zorlayacak muhalefet yapma güçlerinin, partideki milliyetçi/devletçi kanadın direnciyle karşılaşması hayli olası. Böylesi anlarda, parti yönetiminin ağırlığını reform yanlılarından yana kullanacağı beklentisi, yönetimin milletvekili adaylarını belirlemede sergilediği ideolojik tercihler göze alındığında gerçekçi görünmüyor.
Kaldı ki CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, bu yasama döneminde, partiden tasfiye ettiği eski yönetimle birlikte hareket etmesi, ‘yeni’ CHP’den yeni bir muhalefet beklememiz için bir neden sunmuyor. Tekrar hatırlatalım: Gayrimüslim cemaat vakıflarına devletçe el konan mallarının bir kısmının iadesini öngören ve eksiklerine rağmen AK Parti’nin 8 sene boyunca yaptığı en önemli reformlardan biri olan yeni Vakıflar Yasası’nı Anayasa Mahkemesi’ne götüren CHP’nin sunduğu dilekçenin altında Kılıçdaroğlu’nun da imzası bulunuyordu.
Muhalefet boşluğu
Meclis’teki muhalefet boşluğu, BDP’nin adayları olarak seçilecek bağımsızlara, demokratikleşme ve reform sürecinin Meclis’teki taşıyıcısı olmak için benzersiz bir fırsat sunuyor. Bağımsızlar, küçük bir grup olmanın, birlikte hareket etmek, strateji geliştirmek ve etkili olmak için sunduğu olanakları iyi değerlendirebilirlerse önümüzdeki dönemde önemli bir siyasi misyon üstlenebilirler. ‘AK Parti karşıtlığı’na indirgenmiş ideolojik bir tutum yerine AK Parti ile angaje olmaya dayanan siyasi yaklaşım, BDP bağımsızlarına, iktidara geldiğinden beri reformların hızı, niteliği ve zamanlamasını belirleme lüksüne sahip olan AK Parti’yi, çözümünü sürekli belirsiz bir geleceğe ertelediği meseleleri ele almaya zorlayabilecektir.
Böylesi bir muhalefet stratejisinde atılabilecek ilk adım, Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) Meclis’in gündemine getirmek olabilir. Başta Kürtler olmak üzere toplumun bir kesiminin, kabul edildiği 1991’den bu yana mustarip olduğu bu kanun, son birkaç yıldır, Ergenekon ve Balyoz davalarında gerçekleşen adil yargılanma ihlalleri nedeniyle/sayesinde nihayet toplumun geniş kesimlerinin ilgi ve eleştirilerine mazhar olabildi.
Yeni dönemde Balbay, Aygün ve Haberal gibi Ergenekon sanıklarının ‘TMK mağduru milletvekilleri’ olacak olmaları, TMK’nın bir bütün olarak yeniden değerlendirilmesine ve değiştirilmesine (belki de kaldırılmasına) bu kesimlerin desteğini çekmek açısından umulmadık bir fırsat sunabilir. TMK’nın Meclis gündemine getirilmesi, CHP’deki demokrat ve ulusalcı kanatları aynı ‘dava’ etrafında birleştirebileceği gibi, AK Parti’deki Kürt ve demokrat milletvekillerinin Erdoğan’ın itirazı karşısında sergileyecekleri direnci görmemizi de sağlar.
Böylesi bir adım, grupları içerisindeki muhalif sesler ile TMK’nın kaldırılmasına itiraz edecek olan emniyet güçleri ve ordu arasında kalacak olan AK Parti ve CHP yönetimlerini parti içi ve dışı demokrasi sınavına tabi tutacağı gibi, TMK’ya Ergenekon cephesinden muhalefet eden anaakım medya, sivil toplum ve hatta toplumun Kürtlere de yarayacak bir yasal düzenleme konusunda sergileyecekleri tutumu görmemizi sağlayacaktır. Bütün bunlar fazlasıyla iyimser tahminler olabilir, ama hayal etmesi bile büyük keyif vermiyor mu?
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1046353&Yazar=D%C4%B0LEK%20KURBAN&Date=16.04.2011&CategoryID=98

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: