İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fener’le Vatikan’ın anlaşmazlık konusu: Doğulu Katolikler

Deniz Berktay /KİEV
Polonyalıların ve Katolik ruhbanın baskılarının arttığı bir dönemde, bu bölgedeki Ukraynalı Ortodoksların bir bölümü, Papa’yla pazarlığa girişerek, ona kendilerinin Ortodoks geleneklerini sürdürmeye devam edeceklerini fakat lider olarak Fener’i değil Vatikan’ı tanıyacaklarını söylüyorlar. Vatikan’ın da bunu kabul etmesi üzerine, Batı Ukrayna’nın önemli bir kısmı, Ortodoks geleneklerinin ve inancının ana hatlarıyla korunduğu, fakat lider olarak Vatikan’ın tanındığı bu kendine özgü “Greko Katolik” kilisesine bağlanıyor. (“Grek” kelimesi, bu kilisenin Bizans geleneklerine bağlılığını sürdürmesi nedeniyle verilmiş. Yoksa bu kilisenin etnik anlamda Yunanlılıkla bir ilgisi yok.) Greko Katolikler, gerek Ortodoks geleneklerini, gerekse Ukrayna geleneklerini korudukları ve Latin ve Polonya kültürüne uzak kaldıkları için, Ukrayna ulusal kültürünün Batı Ukrayna’da yüzyıllar boyunca korunmasını sağlamış. Fakat Ortodoks dünyası, yerel halkı cezbetmede ve onları Vatikan’a bağlamada klasik Roma Katolik Kilisesi’ne göre çok daha başarılı olan bu Greko Katolikleri, en sinsi düşman olarak görmüş ve varlığını tanımaya hiçbir zaman yanaşmamış.

Ukrayna’daki gelişmeleri takip edenlerin bileceği üzere, Ukrayna siyasi ve kültürel açıdan birbirinden çok farklı bölgelerin olduğu bir ülke. Bu ülkenin iç ve dış siyasi gelişmeleri incelenirken, buradaki toplumsal ve siyasi kutuplaşmayı göz ardı etmek mümkün değil. Güney ve doğu illeri, Rus kültürünün ve Rusçanın egemen olduğu yerler. Buralarda yaşayanlar da Rusya’yla çatışmayacak bir dış politikayı savunur. Batı Ukrayna ise Ukraynaca konuşulan ve Rusya’ya son derece mesafeli yaklaşanların yaşadığı bölgedir. Hatta en batıdaki illerde, yani Galiçya bölgesinde (bu arada 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı askerlerinin çarpıştığı Galiçya cephesi de buradadır), zaman zaman, “Rusya’nın düşmanı bizim dostumuzdur” diye özetlenebilecek anlayışın egemen olduğunu görürüz.
Ukrayna’nın bölgeleri arasındaki toplumsal ve siyasi kutuplaşmaya paralel olarak, dini alanda da bölünmüşlük göze çarpar. Ülke nüfusunun ezici çoğunluğunu Ortodokslar oluştursa da Ortodoksların bir bölümü, Moskova Patrikhanesi’ne, diğer bir bölümü ise Rusya karşıtı ve Batı yanlısı görüşleri savunan, milliyetçi çizgideki Ortodoks kiliselerine bağlıdır. Bu milliyetçi Ortodoks kiliselerin liderleri de Fener Patrikhanesi tarafından tanınmak için, İstanbul’a gidip gelirler. Ukrayna’nın kimin dini alanına girdiği konusu, Ortodoksluğunu bu iki merkezi arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirmişti. Ayrıca ABD ve Rusya’dan biri Fener’i, ikincisi ise Moskova Patrikhanesi’ni destekliyordu. Dış etkenler nedeniyle iyice tırmanan bu gerginlik, ABD ile Rusya arasında Doğu Avrupa konusunda yumuşama sürecine girilmesiyle de paralel şekilde, şimdilik yatışmış görünüyor. Ukrayna’da bir diğer dinsel çatışma konusuysa Galiçya’da yaşayan ve ülke nüfusunun yaklaşık yüzde onunu oluşturan Greko Katoliklerle ilgili. Greko Katolik ismini taşıyan bu cemaat, Batı Ukrayna’nın Polonya’nın egemenliği altında olduğu dönemde ortaya çıkıyor.
Polonyalıların ve Katolik ruhbanın baskılarının arttığı bir dönemde, bu bölgedeki Ukraynalı Ortodoksların bir bölümü, Papa’yla pazarlığa girişerek, ona kendilerinin Ortodoks geleneklerini sürdürmeye devam edeceklerini fakat lider olarak Fener’i değil Vatikan’ı tanıyacaklarını söylüyorlar.
Vatikan’ın da bunu kabul etmesi üzerine, Batı Ukrayna’nın önemli bir kısmı, Ortodoks geleneklerinin ve inancının ana hatlarıyla korunduğu, fakat lider olarak Vatikan’ın tanındığı bu kendine özgü “Greko Katolik” kilisesine bağlanıyor. (“Grek” kelimesi, bu kilisenin Bizans geleneklerine bağlılığını sürdürmesi nedeniyle verilmiş. Yoksa bu kilisenin etnik anlamda Yunanlılıkla bir ilgisi yok.) Greko Katolikler, gerek Ortodoks geleneklerini, gerekse Ukrayna geleneklerini korudukları ve Latin ve Polonya kültürüne uzak kaldıkları için, Ukrayna ulusal kültürünün Batı Ukrayna’da yüzyıllar boyunca korunmasını sağlamış. Fakat Ortodoks dünyası, yerel halkı cezbetmede ve onları Vatikan’a bağlamada klasik Roma Katolik Kilisesi’ne göre çok daha başarılı olan bu Greko Katolikleri, en sinsi düşman olarak görmüş ve varlığını tanımaya hiçbir zaman yanaşmamış. Greko Katolikler, Batı Ukrayna’nın Sovyetler Birliği’ne bağlı olduğu 1946-1991 döneminde de Sovyet yönetiminin baskısına maruz kalan ve yeraltına çekilen bu kilise, Batı Ukrayna’daki milliyetçi akımların merkezi haline gelmişti. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra da Greko Katolik Kilisesi, gerek Moskova ile Vatikan’ın, gerekse Fener ile Vatikan’ın temel anlaşmazlık konularından biri olmayı sürdürdü. Kendilerinin Ukrayna Hıristiyanlığının tek meşru temsilcisi olduklarını iddia ederek, faaliyetlerini ülke geneline yayma çabasında olan Greko Katolikler, 2004 yılında turuncu devrime çok etkin destek vermiş, geçen yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de milliyetçilere yakın görünen Yulya Timoşenko’yu desteklemişti.
Geçen günlerde, bu kilisenin başındaki ihtiyar Kardinal Lubomir Gusar istifa ederek, yerini genç bir lidere bıraktı.
Yeni kardinal, ilk hedeflerinin kilisenin statüsünün yükseltilmesi ve Ukrayna genelinde faaliyetlerinin artması olduğunu söyledi. Gelişmeler, tarih boyunca Doğu ile Batı arasında hem köprü hem de çatışma alanı haline gelmiş olan Ukrayna’nın, yakın bir gelecekte, Katolik ile Ortodoks kiliseleri arasında şiddetli bir çekişmeye sahne olacağını gösteriyor.
www. avrasya-haber.net
Cumhuriyet, 10-04-2011 11.01 (TSİ)
http://www.abhaber.com/ozelhaber.php?id=9489

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: