İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Washington, Ankara ve Moskova’ya karşı mı?

Elçin Abdullayev
24 Nisan tarihi yaklaştığı için Ermeniler dünyanın ilgisini çekmek istiyorlar. 24 Nisan’da ABD Başkanının Ermeni halkına yönelik geleneksel konuşmasında “soykırım” ifadesini kullanması için büyük bir çaba sarf ediyorlar. ..Eğer ABD sözde soykırımı tanırsa Ermenistan’a herhangi bir şart koşulacağı kesin. Erivan’ın ise Beyaz Saray karşısında yükümlülük üstlenmesi ancak ABD’nin çıkarları çerçevesinde olabilir. Bu, Ermenistan’ın Rusya’nın kanatlarının altından çıkarak ABD cephesinde durması gerektiği anlamına geliyor. Bunun için öncelikle Kremlin’in onayı alınmalı. Ermenistan isimli “ilçeden” ise Kremlin kolay kolay vazgeçmez. Yani bu durumda süreçlerin ABD-Rusya polemiği hâline gelebileceğini söyleyebiliriz. Şöyle bir kanaate varabiliriz ki Washington’un Ermeni yalanını kabul etmesi, Ankara ve Moskova’ya karşı düşmanlık ilan etmesi anlamına geliyor. Kısacası ABD’nin sözde soykırımı tanıması, Türkiye’den çok kendi çıkarlarına uygun değil. Sonuç olarak bu kez de Ermenilerin “soykırım” kampanyasının fiyaskoya uğraması kaçınılmaz.

24 Nisan tarihi yaklaştığı için Ermeniler dünyanın ilgisini çekmek istiyorlar. 24 Nisan’da ABD Başkanının Ermeni halkına yönelik geleneksel konuşmasında “soykırım” ifadesini kullanması için büyük bir çaba sarf ediyorlar. Ermeni yetkilileri ve diasporası, bu yıl da 1915 yılı olaylarıyla ilgili olarak çalışmalara başladı. Ermenistan Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamalarla Obama’nın, “soykırım” ifadesini kullanmasını rica etti bile.
Aslında Serj Sarkisyan, Barack Obama’nın da diğer ABD Başkanları gibi bu ifadeyi kullanmayacağını iyi biliyor. Fakat Ermeniler buna rağmen böyle bir kampanya ile Türkiye’yi oyalamakla meşguller. Son dönemlerde yürüttüğü politika sonucu imajını güçlendiren Türkiye’nin, birçok ülkeyi özellikle de Ermenistan’ı ciddi bir şekilde rahatsız etmeye başladı. Bu nedenle bütün çabalarıyla Türkiye’nin önünde dikenli yol olmaya çalışıyorlar. Bu bakımdan Ermenistan ve destekçileri, zaman zaman Türkiye’ye karşı çeşitli iddialarda bulunuyorlar ki bunlardan biri de Ermenilerin uzun zamandır ortaya attıkları “soykırım” yalanı.
Aslında Türkiye’nin köşeye sıkıştırılmasından yana olan devletlerin içinden “soykırım” ifadesini kullanmak geçiyor. Beyaz Saray’da da bu şekilde düşünenler yok değil. Sadece böyle bir durumda Türkiye’ye karşı bu tür tutum sergilenmesinin, söz konusu ülkelerin aleyhine işleyebileceğinden korkarak “soykırım” ifadesini kullanmıyorlar. Obama söz konusu ifadeyi kullansa bile Türkiye’nin bu iddiayı kabul etmesi inandırıcı değil. Ne olursa olsun Ankara’nın böyle bir iddiayı reddetmesi için yeteri kadar sebebi var. Bunun başında arşivlerin açılması geliyor. Bilindiği üzere Türkiye, 1915 yılı olaylarıyla ilgili olarak arşivlerini açtı ancak Ermenistan bunu yapmadı. Çünkü ellerinde bunu kanıtlayabilecek delilleri yok.
Bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, şunu söyleyebiliriz ki ABD, 24 Nisan’da yine Ermenileri üzmek zorunda kalacak. Türkiye’nin önemli bir partner olması, şu anki durumda ABD için en önemli meselelerden biri ve bu partnerliğin bozulması, yürüttüğü politikaya ters düşüyor. Çünkü son yıllarda Arap camiası ve Orta Doğu’daki olaylar, bölgede meydana gelen bütün süreçlerde Ankara’nın önemli bir role sahip olduğunu gösterdi. Ankara’nın onayını almadan bir şeyleri başarmak imkânsız. NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in Ankara’yı ziyareti bunun açık bir göstergesi. Ermeniler, güçlü lobilerinin etkisi ve şantajla niyetlerini gerçekleştirmek istiyorlar. Fakat bu niyet gerçekleşecek mi?
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Ermenilerin bu niyetinin gerçekleşmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinin tamamen bozulmasına neden olur. Öte yandan ABD de kocaman Türkiye’yi kaybedip de avuç içi kadar Ermenistan’ı kazanmaktan yana değil. Ayrıca Ermenistan’ı kazanabileceği de şüpheli.
Eğer ABD sözde soykırımı tanırsa Ermenistan’a herhangi bir şart koşulacağı kesin. Erivan’ın ise Beyaz Saray karşısında yükümlülük üstlenmesi ancak ABD’nin çıkarları çerçevesinde olabilir. Bu, Ermenistan’ın Rusya’nın kanatlarının altından çıkarak ABD cephesinde durması gerektiği anlamına geliyor. Bunun için öncelikle Kremlin’in onayı alınmalı. Ermenistan isimli “ilçeden” ise Kremlin kolay kolay vazgeçmez. Yani bu durumda süreçlerin ABD-Rusya polemiği hâline gelebileceğini söyleyebiliriz. Şöyle bir kanaate varabiliriz ki Washington’un Ermeni yalanını kabul etmesi, Ankara ve Moskova’ya karşı düşmanlık ilan etmesi anlamına geliyor. Kısacası ABD’nin sözde soykırımı tanıması, Türkiye’den çok kendi çıkarlarına uygun değil.
Sonuç olarak bu kez de Ermenilerin “soykırım” kampanyasının fiyaskoya uğraması kaçınılmaz. Sadece konuyu gündemde tutarak Ermenistan, ABD’den bazı yardımlar; Clintonlar, Bushlar, Obamalar ise ABD’de yaşayan Ermenilerden seçimlerde oy alıyorlar.
Azerbaycan Merkez gazetesi -06 Nisan 2011
ABHaber, 07-04-2011 18.21 (TSİ)
http://www.abhaber.com/ozelhaber.php?id=9447

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: