İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Daron Acemoğlu’na Büyükelçilik Teklifi ve Osmanlı Bürokrasisinde Ermeniler

Göknur Akçadağ
Amerikan Ekonomi Derneği tarafından dünyanın en prestijli ekonomi ödülleri arasında gösterilen En İyi Genç Ekonomist Ödülü-John Bates Clark madalyasına layık görülen Prof. Acemoğlu, “NOBEL habercisi” olarak da bilinen ünvanı kazanmış. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde öğretim üyesi olan İstanbul doğumlu Prof. Acemoğlu, bu teklifi ilerde kabul ederse, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Ermeni vatandaş, büyükelçi olarak bir dış görev üstlenmiş olacaktır. Daron Acemoğlu, MIT Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde kendisi gibi profesör olarak çalışmakta olan Asuman Özdağlar ile evil. ODTÜ kökenli Asuman Özdağlar, devlet eski bakanlarından İsmail Özdağlar’ın kızı.

Basında tarihi bir karar olarak duyurulan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Paris’teki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Daimi Temsilciliği için, birkaç ay önce dünyanın en saygın ekonomistleri arasında yer alan Daron Acemoğlu’na teklif ilettiklerini söylemesi, önemli bir girişim oldu.
Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının etnik ve dini temelde bir ayrımcılığa tabi tutulmasının mümkün olmadığını, ehliyetine inanılan herkesin Türkiye’yi temsilen görevlendirilebileceğini söylerken,  Daron Acemoğlu ise bu tekliften büyük bir şeref duyduğunu fakat yürüttüğü akademik çalışmalar dolayısıyla en azından ileri bir aşamada bunu olumlu yönde değerlendireceğini ifade etmiş.
“Aslında bunun haber niteliği taşıması ilginç” diyen Bakanımız, gibi düşünmemek elde değil. Fakat bu konuda fazla örneğin olmayışı konuyu haliyle dikkat çekici kılmıştır.
Daron Acemoğlu, son yıllarda Amerika’da bulunan başarılı bilim adamlarından birisi. Amerikan Ekonomi Derneği tarafından dünyanın en prestijli ekonomi ödülleri arasında gösterilen En İyi Genç Ekonomist Ödülü-John Bates Clark madalyasına layık görülen Prof. Acemoğlu, “NOBEL habercisi” olarak da bilinen ünvanı kazanmış. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde öğretim üyesi olan İstanbul doğumlu Prof. Acemoğlu, bu teklifi ilerde kabul ederse, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Ermeni vatandaş, büyükelçi olarak bir dış görev üstlenmiş olacaktır. Daron Acemoğlu, MIT Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde kendisi gibi profesör olarak çalışmakta olan Asuman Özdağlar ile evil. ODTÜ kökenli Asuman Özdağlar, devlet eski bakanlarından İsmail Özdağlar’ın kızı.
Prof.Acemoğlu, görevi ister kabul etsin ister etmesin, Hükümetin Ermeni kökenli bir vatandaşı bir dış göreve büyükelçi olarak atamasının olumlu psikolojik ve siyasal etkileri olacaktır. Şüphesiz, dış dünyaya bazı sorunlarla ve arızalı görüntülerle yansıdığımız süreçte, bu yeni yaklaşım Türkiye’de eşit haklar konusunda olumlu mesajlar vermeyi hedeflemektedir. Nitekim Sayın Davutoğlu’nun önceki ABD gezilerinde basına yansımış konuşmalarında, Türk diplomatların Amerika’daki Ermeni Diasporası ile bağlar kurmaları gerekliliğine de dikkat çekmişti.
Bir tarihçi olarak bu dikkat çekişe yorumum, Anadolu’dan, Türkiye’den gidenlere Anadolu’nun, Türklerin bağ kurmasının kaçınılmaz oluşuydu. Kopuş süreçlerine ve siyasetin esir aldığı tavırlara rağmen, ortak yaşanmış kültür hiçbir zaman yok olamaz. Geçmişin sorunlarını sürekli yeniden kurmak ve nesilden nesile aktarmanın dışında, Türk ve Ermenilerin birbirleriyle paylaşacakları çok fazla sözleri kültürleri, yaşamışlıkları var.
Daron Acemoğlu’na yapılan teklif son günlerde Ermeni basın-medya sitelerinde de ele alınmıştı. Özellikle bir Türk ile evli olduğundan dolayı önyargılı yaklaşımlar, yorumlarla karşılaşmak mümkün. Bir sitede konu üzerine tartışma başlatılmıştı ve bir kişi şöyle yazmıştı:
“you never would call him “a proud armenian”! He is married to Asuman Özdaglar, daughter of Ismail Özdaglar a former minister of turkish government. Beside, Daron is against penalising of Armenian Genocide denial. He says he feels proud of being called “a sceintist of  turkish origin..”.
Önyargılar, .sarsılmaz saplantılar nereye kadar?, Ermeni Türk ile evli ise farklı bakmak, bir Türk Ermeni ile evli ise farklı bakmak bunlar aşılması gereken mesafeler değil mi? Türk ile evli ABD’nin Azerbaycan Büyükelçisine de benzer tavır sergilendiğini hatırlatmak gerekir. 
Konu böyle olunca ek bir hatırlatma da yapmak isterim. Daron Acemoğlu’nun babası, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi hocalarından Doç. Kevork Acemoğludur. Oğlu Daron’un düşüncelerine etki eden en önemli kişi olduğunu düşünmek mümkündür. Baba Kevork Acemoğlu, 9 Nisan 1970 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan makalesinde: “Ermeniler, kendilerini Türkler’in kaderlerine bağlamışlardır. Türkiye’nin fiziki ve manevi bütünlüğüne karşı çıkacak tek kişi yoktur aramızda.” sözleriyle Ermeni terörünü kınamıştı. Acemoğlu, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Beykoz Surp Nigoğos Ermeni Kilisesini mazbut vakıf haline getirme girişimini engelleyen iki avukattan birisi de olmuştu. “Kanunen ve fiilen hayri bir hizmeti kalmadığı”, “Paskalya gününde dahi ayin yapılmıyor” gerekçelerini ileri sürerek 1975 tarihinde “mazbutluk kararı verilmişse de avukatlarının savunmaları sonucu mazbut vakıf’ haline getirmesini engellemişti.  Oysa bu tür kurumsal girişimler, cemaatin azlığı gerekçesiyle yapılsa bile, Türkiye’de o cemaatin üyeleri tarafından olumsuz karşılanmış, dış dünyada eleştirilmiş ve Türkiye için hep olumsuz imajlar çizmişti.
Türkiye’nin bütün yapılarının birer zenginlik olduğu düşüncesine kim doğru değil diyebilir ki? Bütün yapıların içi işlevsellik mi taşıyor? Sadece tarihi yapı olması bile tarihi kimliği korumak için yeterlidir. Neden bir takım aklı evveller, millet adına doğru şeyler yaptığını zannedip zarar vermişler oturup şimdi yazıp çizip konuşuyoruz.
Aynen “Varlık Vergisi” ve 6-7 Eylül olaylarının, Türkiye’nin dışarıda adına zarar veren, bin yıllık bir arada yaşamışlığın dışında ucube bir anlayışla kontrolsüzlüğe kayan kötü yönetim örnekleri olarak tarihte olumsuz iz bırakmış olması gibi.
-19.yüzyıl Osmanlı kozmopolit bürokrasi geleneği-
Daron Acemoğlu vesilesiyle, bu konuya tarihi bir zemin olmak üzere kısa bir bilgi vermek gerekirse; Tanzimat sonrası gelişen ulusal rüzgar, ortak kimlikleri güçlendirmeye dönük siyasete yönelmişti, pek çok gayrimüslim görevli bürokraside görev alabilmişti. Daha sonra Hıristiyanların ayrıcalıklarının arttığı, milliyetçiliğin güçlendiği, Tanzimat reformları ile Müslümanların statüsünün gerilediği koşullara tepki olarak Devlet, yeni bir ulus devlet oluşturma sürecine girilecektir ve böylece Osmanlı’nın çok kültürlü, kimlikli bir arada yaşama stratejisinden vazgeçilecektir.
Fakat Tanzimat’tan itibaren devletin içinde bulunduğu değişimle,  gerek merkezde gerekse taşra teşkilatında çeşitli kurumlarda, mahkemelerde, komisyonlarda gayrimüslimlerin bulunmasına dikkat edilmişti. Yabancı devletler nezdinde Ermeni vatandaşları, 19. Yüzyılın ortalarına kadar temsilci, müşavir, katip, tercüman gibi görevlere getirilmişken, yüzyılın sonuna doğru daha yüksek mevkilere de getirilerek elçi ve konsolos olabilmişlerdi.
19. yüzyılda Osmanlılık ideolojisinin etrafında toplanmış çok sayıda Rum ve Ermeni bürokrat bulunuyordu. Ermeni Nazırlardan Dadyan Artin Paşa’yı bu tür yarı laik Osmanlıcı tip bürokratlara örnektir. Yabancı ülkelerde görev yapmış Belçika Türk elçisi Diran Aleksanyan Bey, Berlin Türk elçiliğinde müşavir Diran Tıngır Bey, Babıali Londra elçisi Yetvart Zohrab Efendi, Messina konsolosu olan Hırant Düz Bey, La Haye elçisi Hovsep Misakyan, Malta genel Türk konsolosu Hovsep Azaryan Efendi, Malta Genel Türk Konsolosu Sarkis Balyan Efendi, Paris elçiliğinde ikinci katip Levon Bey Yeramyan, Hariciye’de önemli görevlerde bulunmuş olan Ohannes Kuyumcuyan Paşa, Kapriyel Noradunkyan Efendi, Tanzimat’ın liderlerinden Reşid Paşa’nın yardımcılarından Hariciyede görev yapmış Kirkor Agaton Efendi,  Hariciye’de görev yapmış olanlardan:  Kirkor Margosyan, Sebuhlaz-Minas, Krikor Odyan, Ovakim. K. Reisyan, Manas ailesi (Pol Manas, Piyer Manas, Zenop Manas, Gaspar Manas, Puzant Manas, Aleksandr Manas, Jozef Manas), Hazinei Hassa’da görev yapmış Agop Kazazyan Efendi ve Mikael Portukal Paşa, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında görev yapmış Osmanlı Bankası genel müdürü Berç Keresteciyan’ı sayabiliriz.
Rahip G. Çarkçıyan, Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler” adlı kitabında bazı örneklerini verdiğim görevlilerin yanı sıra, Şura-yı Devlet, Dahiliye, vali yardımcılığı, mutasarrıf yardımcılığı, vilayet tercümanları, belediyelerde görev yapanlar, bayındırlık bakanlığı, PTT, maliye, adliyede görev yapmış olanlar, hükümet doktorları ve 1909 yılında Meclisi Mebusan’da bulunan dört Ermeni mebus hakkında bilgi bulmak mümkündür. Ayrıca İlk Osmanlı meclisinin kırk altı gayrimüslim mebusa sahip oluşu, bu kozmopolit bürokratik geleneği ortaya koymaktadır.
Bu isimleri ve görevlerini özellikle sıralamak istedim. Çünkü döneme baktığınızda Osmanlı’nın dağılma devrinin devlet adamları, görevlileri aynı zamanda. Bir başka önemli nokta Osmanlı’nın millet sistemini yönetimle birleştirme kanallarında ayırt edici olmayışının resmini görebilmek.
Bugün Ermenistan- Türkiye ile ilişkilerin diplomatik ilişkilerinin geliştirilmesi ne kadar önemliyse, Türk- Ermeni toplumsal ilişkilerinin gelişmesi ondan daha fazla önemlidir. Geçmiş çatışmalardan beslenen yapılar dışında, çoğunluğun sesi çok daha önemlidir.
http://www.turkishny.com/drgoeknur-akcada/51301-daron-acemoluna-buyukelcilik-teklifi-ve-osmanl-burokrasisinde-ermeniler

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: