İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni büyükelçi

Amberin Zaman
Davutoğlu, tanıdığım kadarıyla insanları etnik kökenlerine, dinlerine, sosyal sınıflarına göre değil ehliyetleri ve kalplerine göre değerlendiren bir kişi. Bundan en ufak bir şüphem yok. Ne var ki işin içine Ermeniler girince işler karışıyor. Acemoğlu’na yapılan teklif bazı çevrelerce pek de iyi niyetli olarak değerlendirilmedi. Aksine Türkiye’nin, Acemoğlu’nu propaganda amaçlı kullanma niyetinde olduğunu iddia edenler var. 1915 trajedisinin 100’üncü yıldönümü yaklaşırken ve katliamların uluslararası platformda bir soykırım olarak kabul görmesi eğilimi hız kazandıkça Türkiye’nin bu tür manevralarla kendisini aklamaya çalıştığını savunan Ermenilerin sayısı hiç de az değil… Peki, Ermeni çevreleri bu olayda fesat aramakta haksız sayılırlar mı? Devletin yıllardır güttüğü inkâr politikalarına bakarsak cevabımız ancak “hayır” olur. Mesela, Ermeni iddialarını çürütmek amacıyla birçok kitap yazan ABD’li tarihçi Justin McCarthy, devletten destek almış mıdır? McCarthy’nin, İ915 olaylarını konu eden eserlerini bağımsız bir tarihçi kimliğiyle yazmadığına ilişkin pek çok iddia dile getirilmiştir. Buna karşılık resmi tarihi sorgulayan Taner Akçam gibi Türk tarihçiler de yargıyla karşı karşıya bırakılmıştır… Ne zaman ki tarihle yüzleşiriz, Ermenistan’la sağlıklı ilişkiler kurarız ve azınlık vakıflarıyla ilgili sorunları çözeriz, işte o zaman Acemoğlu’na yapılan teklif müthiş bir haber olmaktan çıkar.

Ermeni büyükelçi
Amberin Zaman. azaman@htgazete.com.tr
01 Nisan 2011 Cuma, 09:52:54
http://www.haberturk.com/yazarlar/616176-ermeni-buyukelci
GEÇTİĞİMİZ günlerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Paris’teki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Daimi Temsilciliği için Massachusetts Institute of Technology’de (MİT) ekonomi bölümü profesörlerinden Ermeni asıllı Daron Acemoğlu’na teklif sunulduğunu doğrulamıştı. İki kez Nobel Ödülü’ne aday gösterilen Acemoğlu, dün asistanı Lauren Fahey aracılığıyla yapılan tekliften “büyük onur duyduğunu” ancak yoğun akademik çalışmaları nedeniyle görevi “yakın gelecekte” kabul edemeyeceğini açıkladı. Yani diplomatik bir dille nazikçe “hayır” dedi.
Acemoğlu’na önerilen görev, sadece meşhur bir bilim adamı değil Ermeni asıllı olmasından ötürü epey yankı uyandırdı. Davutoğlu ise bu tepkilere duyduğu hayreti şu sözlerle ifade etti: “Bunun haber niteliği taşıması aslında ilginç; çünkü biz Türkiye Cumhuriyeti devletini temsilen herhangi bir vatandaşımıza bu tür görevleri teklif edebiliriz. Dediğim gibi önemli olan ehliyettir ve Sayın Acemoğlu da bu ehliyeti haiz bir insandır. İnşallah ileride onun tecrübelerinden, birikimlerinden istifade ederiz.”
Davutoğlu, tanıdığım kadarıyla insanları etnik kökenlerine, dinlerine, sosyal sınıflarına göre değil ehliyetleri ve kalplerine göre değerlendiren bir kişi. Bundan en ufak bir şüphem yok. Ne var ki işin içine Ermeniler girince işler karışıyor. Acemoğlu’na yapılan teklif bazı çevrelerce pek de iyi niyetli olarak değerlendirilmedi. Aksine Türkiye’nin, Acemoğlu’nu propaganda amaçlı kullanma niyetinde olduğunu iddia edenler var. 1915 trajedisinin 100’üncü yıldönümü yaklaşırken ve katliamların uluslararası platformda bir soykırım olarak kabul görmesi eğilimi hız kazandıkça Türkiye’nin bu tür manevralarla kendisini aklamaya çalıştığını savunan Ermenilerin sayısı hiç de az değil.
Aldığım duyumlara göre, hem ABD hem Türk uyruklu olan Acemoğlu’nun yurtdışında yaşayan pek çok vatandaşın olduğu gibi askerlik sorunu varmış. Bu yüzden uzun süredir Türkiye’ye gelemiyormuş. Acemoğlu’nun bu sıkıntısı, geçtiğimiz mayıs ayında Oxford Üniversitesi’nde konuşma yapmak üzere bulunan Davutoğlu’na iletilmiş.
Bunun üzerine Davutoğlu, Acemoğlu’ yla temasa geçip kendisini Türkiye’ye davet etmiş. Ve akabinde Türkiye’ye gelen Acemoğlu’nun askerlik problemi çözülmüş. Dışişleri kaynakları da bu bilgileri teyit etti. Aynı kaynaklar bu gelişmelerin Acemoğlu’na büyükelçilik görevi önerilmeden önce yaşandığını belirtti. Biz bu yazıyı kaleme alırken e-mail yoluyla ulaşmaya çalıştığımız Acemoğlu, olaylar zinciriyle ilgili sorularımızı henüz yanıtlamamıştı. Ancak ünlü iktisatçının askerlik sorununun elçilik konusundan bağımsız olarak değerlendirilip çözüldüğünü düşünürsek Davutoğlu’nun iyi niyeti daha da belirgin hal alıyor.
Peki, Ermeni çevreleri bu olayda fesat aramakta haksız sayılırlar mı? Devletin yıllardır güttüğü inkâr politikalarına bakarsak cevabımız ancak “hayır” olur. Mesela, Ermeni iddialarını çürütmek amacıyla birçok kitap yazan ABD’li tarihçi Justin McCarthy, devletten destek almış mıdır? McCarthy’nin, İ915 olaylarını konu eden eserlerini bağımsız bir tarihçi kimliğiyle yazmadığına ilişkin pek çok iddia dile getirilmiştir. Buna karşılık resmi tarihi sorgulayan Taner Akçam gibi Türk tarihçiler de yargıyla karşı karşıya bırakılmıştır.
Ne var ki AK Parti döneminde hiçbir zaman olmadığı kadar özgür tartışma ortamı oluşmuş, kırmızı çizgiler aşılarak 1915 konusunda konferanslar yapılmış, kitaplar yayınlanmış ve “büyük felaket” adıyla özür kampanyası düzenlenmiştir. Bunlar yeterli midir? Elbet de değil. Yaraların sarılması için daha çok çaba gerekiyor. Yolun çok başındayız.
Bu yönde atılacak en önemli adımlardan biri de komşumuz Ermenistan ile ivedilikle diplomatik ilişkiler kurmak ve sınırlarımızı açmak olduğunu defalarca yazdık. Karabağ sorununun çözümünde öncü role soyunan Türkiye, taraflardan biriyle resmi ilişkisi olmadan bunu nasıl başarabilir?
Ne zaman ki tarihle yüzleşiriz, Ermenistan’la sağlıklı ilişkiler kurarız ve azınlık vakıflarıyla ilgili sorunları çözeriz, işte o zaman Acemoğlu’na yapılan teklif müthiş bir haber olmaktan çıkar.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: