İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

POPÜLİZME KARŞI SAĞDUYU

Bugün, geçtiğimiz 3-4 haftanın Agos gazetelerine topluca bakma şansı bulunca bir kez daha Popülizmin hayatımıza ne kadar işlemiş olduğunu gördüm. Yılların sivilleşme yanlısı Agos’u gitmiş, yerine kilise geleneklerine sımsıkı bağlı muhafazakar bir gazete gelmiş. Çarşaf çarşaf haberlerle, köşelerinde kıyameti kopartan yazarlarla adeta bir fırtına estiriliyor. Halkın Patrik seçememesinin hesabi soruluyor. Peki, hani halkın temsilcisi din adamı değil de sivil bir lider olmalıydı? Hani cemaatin dünyevi işlerine ilişkin karar mekanizmaları seçilmiş sivillere verilmeliydi? Neden Patriği eleştiriyordunuz otoritesini gönüllü olarak sivil bir oluşuma devretmiyor diye? Hani Ermeni gençliğinin cevval kesimini Patrikliğin ataerkil yapısı altında tutmak mümkün değildi? İşte size asrın fırsatı. Bilinen nedenlerle halkın Patriği seçme şansı şu an için mevcut değil. Buyurun kurun o zaman sivil yönetiminizi nasıl oluyorsa. Buyurun sivillesin doya doya. Hazır Patrik de yokken, halkın Patrik seçmesi için vereceğiniz mücadeleyi, halkın sivil yönetim seçmesi için verin.

Agos ve çevresindeki kesim gerçekten Patriklik makamının cemaatimiz için hayati önemini kavramış olsa buna en çok ben sevinirim. Ancak bunun böyle olmadığını çok net görüyoruz. “Beni cüppeli asalı değil, ceketli kravatlı adamların temsil etmesini istiyorum” diye yazı yazanlar bugün internette “Patriğimi seçmek istiyorum” diye imza atıyor. Yapılan şey her zamanki gibi popülizm. O zaman Patrik görev başında olduğu için Patriği eleştirmek, sistemi eleştirmek prim sağlıyordu; simdi sistem bozulunca sistemi geri istemek prim getirir oldu.

Yaşananların doğru olmadığını hepimiz kabul ediyoruz. Her şeyin öncesinde bir azınlık hakkı ihlali söz konusu. Din ve devlet işlerinin ayrı olduğu bir ülkede devlet dini önder seçme konusundaki talebimizi reddediyor. Elbette devletin asıl endişesi dini önder seçmemiz değil, Müteşebbis Heyet’in yanlış başvurusu ve yönlendirmeleri yüzünden ortaya çıkan eş patrik – yeni patrik karmaşasında taraf olmak istememesidir. Yetki veya söz sahibi olanlarımızın da devletle ters düşmemek veya yetkiyi kaybetmemek gibi nedenlerle devletin orta yol bulma amaçlı kararına karşı çıkmadıklarını görüyoruz. Ciddi bir kaos ortamındayız.

Gündemdeki popülist akımın, sorunların çözümüne en küçük bir fayda sağlamayacağı muhakkaktır. Açılan davalar bırakın çözüm sağlamayı, tam tersi sorunu kronikleştirir. “Madem iş yargıya taşındı sonucu bekleyelim” tavrı hakim olur ve yıllarca beklemek zorunda kalırız. Müteşebbis Heyet’in 4 ve 5 no’lu duyurularını okudunuz. Beklenildiği gibi, valilik kararında görevlerinin sona erdiği belirtilmesine rağmen, halen kendilerine verilen görevi sürdüreceklerini ve yargıya başvuracaklarını söylüyorlar. Eş-Patrik seçiminin organizasyonu için görevlendirilmiş olan bu heyet, hiç hakkı olmadığı halde yeni bir Patrik seçimi için başvurup, yalan yanlış propagandalarla toplumu bölerek seçimi engellemesi yetmiyormuş gibi, şimdi de kendi hatasını örtmek için attığı yeni adımlarla kaos ortamını daha da derinleştirmektedir. Bu heyetin varlık nedeninin Ruhani Kurul’un aldığı eş-patriklik seçimi kararı olduğunun farkına vararak, gelinen bu noktada artık bir geçerliliklerinin kalmadığını kabul etmeli ve kendilerine hiç bir şekilde destek vermemeliyiz. 

Peki ne yapmalıyız? Ruhani Kurul’dan din adamlarımız bu durumun geçici olduğunu, bir geçiş dönemi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Tabii bunun bir geçiş dönemi olduğunu göstermek için atmaları gereken adımlar var. Toplum olarak karmakarışık tepkiler vermek yerine Ruhani Kuruldan bu adımları talep etmeliyiz. Bence atılması gereken bu adımlardan en önemlisi, geçici veya kalıcı bir Patrik seçim talimatnamesi hazırlanması için Patrikhane’nin koordinasyonu altında bir heyet oluşturulmasıdır. Bu heyette bulunacak kişiler göreve aday olan ve ilgili konularda bilgi sahibi kişilerin arasından seçilmelidir. Hazırlanacak olan talimatnamede eski seçimlere ve geleneklere uygun şekilde seçim usulleri, eş-patriklik vs. gibi gereklilikler de dahil olmak üzere gereken tüm düzenlemeler yapılmalı ve devletin onayına sunulmalıdır. Onay alındıktan sonra ise şartlara göre talimatname devreye sokulup halk seçimi için başvuruda bulunulabilir. İçinde bulunduğumuz kaostan kurtulmanın tek yolu budur. Talimatname geçici değil kalıcı olarak hazırlanabilirse, gelecek nesillerin bizim yaşadığımız sorunları yaşamamasını sağlayacak çok büyük bir adım da atılmış olur.

Popülizme karşı aklın ve sağduyunun hakim olması dileğiyle,

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: