İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tüm Soykırım Kurbanları ile Dayanışma ve ‘Belge Yayınevi’nin Dostları’

Tüm Soykırım Kurbanları ve ‘Belge Yayınevi’nin Dostları’ ile Dayanışma 

Londra Avam Kamarası’nda Kamuya Açık Toplantı
İstanbul’da İsmail Beşikçi (sosyolog) ve Zeycan Balcı Şimşek’in (avukat) ve Ankara’da da Selçuk Kozağaçlı’nın (Ankara Barosu üyesi ve Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı) ‘Düşünce Suçu’ gerekçesiyle görülecek davalarının arifesinde toplantıya davetlisiniz:

“Türkiye aydınlarını, yayıncılarını, avukatlarını ve ‘Azınlıklar’ını yargılamakta neden ısrar ediyor ve Birleşik Krallık hükümeti neden sessiz kalıyor?”
27 Temmuz 2010, Salı, 18-19.15
Committee Room 19, House of Commons, Westminster, London SW1
Destekleyen ve düzenleyen: Parlamenter Angus MacNeil
Başkan: Eilian Williams
Katkı verenler:
1 Sinan Ersoy, “Tecride Karşı Uluslararası Platform”
2 Desmond Fernandes (Modernity, ‘Modernisation’ and
the Genocide of Kurds and ‘Others’ and The Kurdish and Armenian
Genocides/ Modernite, ‘Modernizasyon’ ve Kürtlere ve
‘Diğerleri’ne karşı uygulanan Soykırım ve Kürt ve
Ermeni Soykırımları makalesinin yazarı)
3 Alex Fitch (Cemaatlerin Suçlanmasına Karşı Kampanya)

Yine aynı gün: Yukarıdaki soruyu yüksek sesle dile getirmek üzere saat 24’de
(Hyde Park Corner yakınlarındaki) Türk Büyükelçiliği önünde gece nöbeti

Daha fazla bilgi için, Eilian Williams, eilian@talktalk.net Tel: 07718982732’le temasa geçiniz.

Arkaplan Bilgileri:
(Kurucuları arasında Fikret Başkaya, Temel Demirer, Sait Çetinoğlu, Ragıp Zarakolu, Baskın Oran ve Recep Maraşlı’nın da olduğu) Ankara Düşünce Özgürlüğü İnisiyatifi:
“İsmail Beşikçi Bir Kez Daha Yargılanıyor… Yeter! İktidardaki partinin ‘demokratikleşme’ girişimleri fiyaskosunun ardından, rejimin her bir parçası Kürtlerin ve eşitlik ve özgürlük temelinde halkların kardeşliğini savunanların yaşamını zehir etmeye yeminli gibi görünüyor… Kürt partisinin [DTP] yasaklanması; Kürtlerin seçilmiş yerel temsilcilerinin medya önünde tutuklanmaları; Kürt ilköğretim öğrencilerine karşı ‘terör örgütü mensubu olmak’ gerekçesiyle açılan davalar; Kürtçe dergi ve gazetelere yönelik amansızca saldırılar; her Kürt’ü ‘potansiyel terörist’ gören bir zihniyetin giderek egemen kılınması, ülkenin yeni bir… cehenneme evrildiğine haber veren işaretlerdir. Ve bu işaretler, hedefin… Kürtlerin Kürt kimlikleriyle varolma hakları olduğunu gösteriyor.
“Bu işaretlerin sonuncusu, Dr. İsmail Beşikçi aleyhine, Çağdaş Avukatlar Derneği’nde yaptığı ‘Ulusların kendi kaderlerini belirleme hakları ve Kürtler’ başlıklı konuşmasını takiben… İstanbul başsavcısının yaptığı [abuk subuk] suç duyurusu. Başsavcının cezalandırılmasını talep ettiği şey düşünce ve ifade özgürlüğüdür; ve bu da, egemen sınıfın kabul etmeyi kabul etmiş olduğu sınırlı hak ve özgürlüklere tecavüzde bulunmaya nasıl da teşne olduğunu açıkça ve bir kez daha gösteriyor.”

Akademisyen Van Bruinessen’in ileri sürmüş olduğu gibi: “Türk tarihinde başka hiçbir yazar Beşikçi’nin kamuya açık hemen her konuşmasının ardından olduğu gibi bu kadar çok dava ve mahkumiyetle yüzyüze kalmamıştır. Beşikçi’nin Türkiye’nin hukuk sistemiyle çatışmaları, sistemde neyin yanlış gittiğini, herhangi bir soyut siyasi veya hukuki analizin yapamayacağı kadar açık biçimde göstermekte ve resmi bir biçimde beyan olunmuş insan hakları ve demokratik değerlerin Kürt meselesinin söz konusu olduğu durumlarda hükümsüz olduğunu açığa çıkartmaktadır. Sessizliğe gömülmesi için yapılan tüm baskılara rağmen yazmayı ve konuşmayı sürdüren Beşikçi, Kürtler ve Türkiye’deki insan hakları hareketi için güçlü ve önemli bir sembol haline gelmiştir”.

Beşikçi’nin davasıyla aynı gün, (Ankara Barosu üyesi ve tüm Türkiye’deki 2,500 ilerici avukatı temsil eden Çağdaş Hukukçular Derneği –ÇHD- Başkanı) Selçuk Kozağaçlı da yargılanıyor. ÇHD’nin İstanbul Şubesinin dile getirdiği gibi: “19 Aralık 2000 cezaevi katliamından bu yana(i) 10 yıl geçmiştir. 10 adli yıldan sonra, insanlara karşı işlenen ağır suçu takiben geçen 10 yıldan sonra, bu cinayet suçu zamanaşımıyla karşı karşıya…. İnsanlara karşı, [bu] ağır suçu işleyenlerden… hesap sorulmadı. Sorumlu tutulması gerekenler, [tam tersine] terfi ettirildiler. Cezaevleri genel müdürü olarak bu katliamın planlanmasında rol oynayan Ali Suat Ertosun önce olağanüstü hizmetleri için devlet madalyasıyla ödüllendirildi ve sonra da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi olarak atandı. Kendisine bu madalyayı verenler ve onu bu makama getirenler onun adli sicilini değil cezaevi katliamındaki kanlı rolünü esas almışlardır…

“Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) başkanı Selçuk Kozağaçlı, katliamın yıldönümünde söylediklerinden dolayı [inanılır gibi değil ama] yargılanıyor: ‘Ali Suat Ertosun için en uygun yer sanık sandalyesiydi. Cezaevi katliamı onun şahsında mahkum edilmedikçe, yargı ve yürütme erki bu suçun işbirlikçileri olarak kalır.’”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: