İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Diyarbakır’ı Kimler, Hangi Tarihte Kurdu?  Nurettin Değirmenci

Diyarbakır’ı Kimler, Hangi Tarihte Kurdu? 

26–5–2010

Bir şehrin kurulması önemli olaydır. Günümüzde kurumlar tarafından kurulan yerleşim bölgeleri, geçmiş asırlarda güçlü liderler tarafından kurulurdu.
Toplumlara büyük liderler yön verir ama geçmiş asırlarda sadece liderlerin dediği olurdu. Tarihte önemli etkileri olan güçlü liderin yaptıkları, ait olduğu kabile, yaşadığı tarih önemlidir.
Bütün oluşumlar ihtiyaç ve tepki sonucu ortaya çıkar. Görecelilik Yasası gereği, ihtiyaç gereği ortaya çıkan oluşum, kendini ortaya çıkaran nedenleri yok eder. Bu nedenle, doğanın belleği yoktur. Doğada bilgi, beceri ve araç-gereç birikimi insan özgüdür. İnsanı hayvandan ayıran temel özellikler:
1-İnsanın bilgi-beceri birikimine ve yaratıcılığa,
2-Dış dünyada araç-gereç birikimine sahip olmasıdır. Örneğin, arılar mükemmel biçimde bal yaparlar ama 10000 yıl önceki arı ile günümüzdeki arı arasında, değişen çevre koşulları ile orantılı fark vardır.
İnsanlar nesne, hareket ve hareket aralıkları (Süre) ile ilgili bilgi birikimi ile doğayı tanır ve ona kısmen egemen olurlar. Tanınmayan nesne, hareket ve hareket aralıkları denetim altına alınamazlar.
Atalarımız, bize göre, oldukça yavaş değişir ve gelişirlerdi. Niçin?
1-Sahip oldukları bilgi, beceri, yaratıcılıkları sınırlıydı.
2-Sahip oldukları araç-gereç ve sermaye sınırlıydı.
3-Yaşadıkları topluma etki eden dış etkiler sınırlıydı. Dış etkilerin çoğunluğu yıkıcı etkilerdi.
Bilgi birikimi yazı ile hızlanır. Rahmetli atalarımızın çoğunluğu doğadaki nesne, hareket ve hareket aralıklarını tanımlayan sözcükleri taşlara, derilere, kâğıda işleyecek karakterlere sahip değillerdi. Yani: Alfabeden yoksunlardı. Bu nedenle, geçmiş asırların pek çok olayı karanlıklarda saklıdır.
Doğadaki önemli olaylarla ilgili karanlıklar:
1-Yazılı belgelerle,
2-Sanat etkinlikleri olan resim, heykel, yapı, araç-gereçlerle kısmen aydınlatılır.
Diyarbakır ile ilgileniyoruz.
1-Ermeni alfabesi MS 450 yıllarında Aziz Meşod tarafından yaratılır. Bu nedenle, Ermeni kaynakları Diyarbakır’ın kurulması ile ilgili karanlığı aydınlatmada pek yararlı olamaz.
2-Kürt ve Arap toplumları İslamiyet öncesinde yazma geleneğine sahip değillerdi. O halde, İslamiyet öncesi Kürt ve Arap kaynaklarından söz edilemez.
3-Sasaniler alfabeye sahip değillerdi. Gerçi bazı güçlü ve bilge Sasani liderleri bazı Yunanca eserleri kendi dillerine tercüme ettirmişlerdir ama Yunan alfabesi ile okuyup yazdıkları düşünülüyor. Sasanilerden günümüze yazılı belge kalmamıştır.
4-Diyarbakır ile ilgili belge ve bilgiler İbrani kaynaklarında olabilir. Bu konuda şimdiye kadar hiçbir bilge, Diyarbakır hakkında İbranice yazılı bilgi ve belgeden söz etmemiştir.
5-Diyarbakır ile ilgili belge ve bilgiler Süryani kaynaklarında olabilir. Ne yazık ki, Süryani kaynaklarının çoğunluğu yağmalanmış, yakılmış ve talan edilmiştir. Kalanların çoğunluğu Kilise tarihi ile ilgilidir. Kilise öncesi Süryani belgelerden söz edilmiyor. Diyarbakır, Hıristiyanlıktan önce kurulmuş bir yerleşim yeridir. Örneğin, Diyarbakır Süryani Kilisesinde Hıristiyanlık öncesi kurban kesiminde kullanılan, “Kurban kesilen taş” vardır. Bu taş bile Diyarbakır’da Hıristiyanlık öncesi kutsal mekânların olduğunu belgeler.
6-Diyarbakır ile ilgili belgeler Yunan kaynaklarında bulunabilir.
*
Ermeni kaynakları, Yunan kaynaklarına dayanak, Dikranagert’ten söz eder. Ermeni Kralı Büyük Dikran (MÖ 95–56/55) tarafından kurulan bu kent, şimdiki Bitlis sınırları içinde kabul ediliyor. Büyük bir olasılıkla Silvan ile Bitlis arasında Dicle kenarında bir yerde kurulmuştur.
MS İkinci Yüzyılda Yunan Coğrafyacı Ptolemy, “Ammaia” diye bir şehirden söz eder. Bu şehir Amida olabilir.
MS Üçüncü Yüzyıldan kalma Roma haritasında Amida, Arghni (Ergani) ve Aberna (Çermik) açık-seçik gözükür.
Diyarbakır’ın surları II. Constantius (MS 337–361) tarafından yaptırılır. Ancak, surların bazı taşları üzerinde MÖ 1. Yüzyıl ve MÖ III. Yüzyıl tarihlerine rastlanır.
A-Daha önceden şehrin çevresinde surlar vardı. II. Costantius surları genişletti ve uzattı. (Roma ordusu, savaş dışında saray, kral yolu, sur, tapınak… Yapmakla yükümlüydü. Bu nedenle, Roma ordusu kısmen üreticiydi. Roma’nın uzun süre ayakta kalması, ordunun üretici olması ile mümkün oluyordu. Bizans ordusu tamamen tüketiciydi.)
B-Taşların üzerindeki yazılar başka tanımlar için yazılmış olabilir.
Yunan kaynaklarında Amida ile ilgili sınırlı bilgi vardır.
**
Diyarbakır’ın kurulması ile ilgili karanlık aydınlatılamaz mı?
Her ne kadar Görecelilik Yasası gereği doğanın belleği yoksa da doğadaki bütün oluşumlar, doğa yasaları ile birbirine bağlıdır. Bu bağlar yardımıyla pek çok karanlık olay günışığına çıkarılır.
Mardin sınırları içinde Dara şehri kalıntıları vardır. Dara’nın görkemli saray ve sütunları pek çok olayı aydınlatabilir. Dara kalıntıları Amida, Aberna, Arghni… Hakkında aydınlatıcı olabilir. Örneğin, Aberna, Farsça kökenlidir. Sasaniler kurmuş olabilir mi? Dara’daki görkemli sarayı ve sütunları yapan ustalar, Amida’nın surlarını ve daha başka yapıları kolaylıkla yapabilirlerdi.

Kaynaklar:
Armenian Tigranakert/Diarbekir and Edessa/Urfa- Richard G. Hovannisian
Bizans Devletinin Doğu Sınırı-Ernst Honigmann

nurettind@geteselektrik.com
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: