İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dr. Garabet Haçaryan’ın İzmir güncesi  Ohannis Conkar

Dr. Garabet Haçaryan’ın İzmir güncesi

Geçenlerde İzmir yangını ile ilgili haber ve programları dinlerken bu kitap gelmişti aklıma, 2009’da alıp okuduğum ve tanıtımını yapmaya çalıştığım bu yazım devamlı yazdığım bir sitenin sayın editörleri onay vermemişti. Bunun üzerine yazımın bazı yerlerini kendim sansürledim ve buna rağmen yine de onay vermeyeceklerini belirttiler.

Hayret olan konu ise yazılmış bir anı kitabının, gerçekleri ifade eden bir kitabın onay almaması.

Aynı konu yine Hrant Dink için yazılmış “SAPAN” ‘Hrant Dink Cinayeti – Bir güvercinin katilleri’ isimli kitabı da kendim sansürlemek durumunda kalmıştım. Eğer bir kitap tanıtımında kendi düşüncelerimi ve içinde yazılı olanları sansürleyeceksem o kitabı tanıtmak da, verilen emek de üzücüdür.

“24 Nisan! durduralım” yazısı gibi! Bu yazıda da aynısı olduğu gibi 15 güne tekabül eden zaman diliminde bir haber vermeğe gerek görmediler!

Neyse biz, “Bir Ermeni doktorun yaşadıkları” isimli kitaba dönelim.

İşte çalış ve çabala
İster denizde ister karada
Seni mufakkak kılacak
Üç önemli anahtar burada. –[s.101]

Bir Ermeni doktorun yaşadıkları!..

Dora Sakayan’ın dedesinin “İzmir Güncesini” derleyip kitaplaştırması, kitap bize ne sunuyor? 1922 yılının Eylül ayında İzmir’de yaşanan gerçekleri bu günce açıklığa kavuşturuyor. Gün be gün tutulan notlar. İzmir’den mülteci olarak Yuınan adası Midilli’ye 8 kişilik ailesiyle sığınmadan önce dehşet verici 15 günü aktarıyor.

İzmir’i kimler yaktı? İzmir’de yalnız Rumlar mı vardı? Yalnız Rumlar mı yok edildi? İzmir’de yaşayan binlerce “Hıristiyanlara” ne oldu?

“Karahisar düşdükten sonra Akhisarlı Ermeniler ve Rumlar Kırkağaçlı Hıristiyanlar’ın yaptığı gibi kendilerini İzmir’e veya başka liman şehirlerine atsalardı.” [s. 96]

“Her gün, rıhtıma gelen mülteciler arasında Akhisar’da arkada bıraktığımız sevdiklerimizi boşuna arıyoruz! Annem, biraderim ve ailesi, kayınvalidem, kayınbiraderim ve ailesi ile karımın teyzesi, toplam on kişi”…

“Günler geçtikçe, yeni gelen insanlardan Akhisar hakkında korkunç haberler alıyoruz! Akhisar’ın Kemalist askerlerce işgalinden sonra, karımın biraderi Hagop’un diğer Ermeni ve Rum şüphelilerle asıldığını; genel bir katliam yapıldığını; erkeklerin tümünün makineli tüfekle öldürülecekleri Manisa yakınlarında ki, Gediz Irmağı kıyısına götürüldüğünü, kadın ve çocukların kent içinde kıyıma uğradığını; genç kadın ve kızların tecavüze uğradığını ve yüksek rütbeli Türkler’in evlerinde ala konduklarını; askerlik yaşı gelen gençler Manisa’ya gönderilirken, yaşlıların iç vilayetlere sürgüne gönderildiğini ileri süren korkunç haberlerdi bunlar. Bu korkunç söylentiler ve haberler şu ya da bu ölçüde doğru, ya da abartılmış olabilirdi.

Ama bir şey açık ve kesindi : Akhisar Hıristiyanları Türkler’le karşılıklı koruma anlaşması imzalayarak korkunç bir hata yapmışlardı. Onları korumayacaklarına dair, Türkler Kuran üzerine yemin ettiler ve Kemalist askerlerin kente ulaşmasını beklediler. Mahalleli Türkler, kendileri için tehlike sona erdiğinde, askerlerinde yardımıyla, yeminlerine inanacak kadar saf olan Hıristiyan nüfüsa karşı her türlü acımasız fiili işlediler.” [s.95-96]

“Öğleden sonra saat ikide, Haynots yönünden dev bir duman bulutu yükseliyor. … Katırcıoğlu’na doğru ilerliyorum, orada hâlâ ayakta duran Surp Stepannos’un üç köşeli kubbesi görülebiliyor. Yangın iki koldan yayılıyor ; Biri Haynots’da kilisenin üstünden diğeri Piskoposluk yanında ki binalar ve yeni inşa edilmiş dükkanlardan Meyhane Boğazı’na doğru. Bu iki yön ayrılıyor, ancak yangının bir kaç yerden aynı anda kasten çıkartılmış olduğu açık. Esas Haynots alanın da ki yangın daha geniş ve daha hacimli. Çalgıcı Başı’na doğru devam ediyorum, ama Katırcıoğlu’ndan Çalgıcı Başına giden geçitte bana duğru yaklaşan bir Türk görüyorum: Bana, “Biz lazım olanı yaptık: siz geri dönün” diyor. Kundak içinde faal bir rol oynadığı açık olan [*29] Türk beni vatandaşı sanıyor ve bana ileri gitmememi, geri dönmemi tavsiye ediyor.” [s. 55-56]

İzmir’i kim ve kimlerin niçin yaktığı ortada, zaten biraz bu konuları okuyup, araştırmış olanların anlamaması için hiç bir sebep göremiyorum!…

Yangın niçin Ermeni mahallesinde çıkıyorda, Türk mahallesine geldiğinde sönüyor! 1915’in devamıdır ; 1922. Geriye kalanlarda ama şöyle veya böyle korkunç bir kıyıma uğruyor. Niçin İzmir’i Ermeniler yaktı deniliyor? Ermeniler kendi evlerini, mahallelerini yakacak, kendisi de içinde yanıp kül olacak. Niçin bu zamana kadar İzmir’e gâvur İzmir deniliyor? Gâvur İzmir : Gâvurluktan kurtulamadı mı?

Yukarıda alıntıladığım : “Biz lazım olanı yaptık” tümcesi açıkca gösteriyor: İzmir’i kimlerin yakıp: kimlere mal etmeğe çalıştığı…

Kemalist askerlerin İzmir’e doğru geldiğinde, haber ulaşır ulaşmaz, zaten İzmir’de yaşayan Hıristiyanların bir an önce İzmir’i terketmeleri gerekiyordu, bunu çok azı yapabildi ve yaşamlarını kurtarabildiler…

“İzmir’de Yunan’ı denize döktük” tümcesi ise başlı başına gerçek dışıdır. Niçin : Kemalist orduları İzmir’e girmeden Hıristiyanlar büyük bir korku ve kaos içinde İzmir’i terketmeye çalışıyorlardı. Amerikan ve Yunanistan’ın tahsis ettiği gemilerle. Kemalist askerler bir kurşun dahi atmadan İzmir’i ele geçirmişlerdir…

Başka bir gerçekte, madem ki! İzmir’i Yunanistan işgal etmişti : Niçin Ermenilerde İzmir’den yok edildi? Veya Ermenilerle birlikte gerek Katolikler olsun ve gerekse Yahudiler olsun? Tüm Hıristiyanların 48 saat içinde İzmir’i terk etmeleri istenmiştir ? Niçin? Yedi yaşından kırk beş yaşına kadar, savaş suçlusu ilan edilmiştir!…

Burada Ermenilerin günahı neydi ki yok edildi? Ermeniler mi işgal etmişti İzmir’i?

Bu satırların yazarı, bu yorum ve alıntıları yeterli görmekte olup : İzmir gerçeği işte bu kitapta, bu günce de saklıdır. Herkese tavsiye etmemle birlikte bilhassa İzmir’li dostlarımızın bu kitabı alıp okumasını öneririm…

Resimlerle, belgelerle ve altmış sekiz kaynaktan ayrıca araştırma yapılmıştır…

Yazar : Dora Sakayan
Kitabın ismi : “Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları” Garabet Haçeryan’ın İzmir Güncesi /
Belge Yayınları : 8 euros
Sayfa : 142 ve dip not olarakta kaynakça belirtilmiştir.

Kitabın arka kapağında yazılı olanlar ise :
“1922 yılının Eylül ayında İzmir’de neler yaşandı ? İşte elinizde birinci elden bir tanıklık. 1918 yılında ilan edilen mütarekeye dek Osmanlı ordusunda askeri doktor olan Garabet Haçeryan’ın güncesi, son derece önemli ayrıntılara ışık tuttuğu gibi, olağanüstü bir dönemden, insanlık trajedileri içeren çok çarpıcı anlar yansıtıyor. 1931 yılında Selanik’te doğan, halen Kanada’da yaşayan Dora Sakayan dedesinin el yazması günlüklerini derleyerek, dönemin tarihinin kavranmasında bizlere son derece önemli bir kaynak sunuyor,”

Açıklama *29 : 1922’den beri, tanıkların ifadelerini temel alan çeşitli kaynaklar, İzmir’in Ermeni bölgesinde ki yangının 13 Eylül’de Türkler tarafından başlatıldığı onaylanmıştır. Nihai amaç, İzmir’deki Hıristiyan unsurun tamamen bertaraf edilmesiydi. Yangının kentte kalmaya devam eden Ermeniler’i paniğe uğratacağı ve onları evlerinden çıkmaya zorlayacağı bekleniyordu. Yanarak ölen yüzlerce Ermeni’nin yanında, 1500 Ermeni evi ve dükkanının tahrip olduğu tahmin ediliyor. (Puaux 1923 : Our Smyra, 1961 : 198-199) – (s. 55-56)

Ohannis Conkar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: