İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mantığın bittiği yerde ne armamız lâzım.

Mantığın bittiği yerde ne armamız lâzım.

Badriarkimiz Mesrob Srpazan benim bildiğimce 2002 den bu yana oldukça bunalımlı bir dönemden sonra çoğumuzun dikkatini çekecek kadar ruhi dengesini tutmak için çok gayret sarf etti. Hrant Dink’in ölümünden sonra Badriarkimiz hızla belirtileri görünen ve maalesef tıbben geri dönüşü olmayan bir hastalıkla otonomisini kaybetti. Bunları tekrarlayacak değilim.

Badriarkimiz hayatta olduğu müddetçe ve istifa etmediğine göre Ermeni Kilisesi törelerine göre yeni bir badriark seçilemez. Devlet tarafından da Mesrob Badriarkin misyonuna son verilmediğine, Türkiye Ermeniliği de badriarksiz olamayacağına göre Badriarkaran yetkililerinin çok isabetli ve törelerimizde de yeri olan “Atoragitz Badriark” seçimi kadar isabetli bir duruş olamazdı.

Her şey herkesin istediği yolda giderken Badriarkaran tarafından da icazet verilen “Atoragitz Badriark seçimi Müteşebbis Kurulu” şimdiye kadar nedenini anlayamadığım sebeplerden bunu “Badriark seçimi” olarak değiştirip mülki mercilere iletmiş.

Murat Bebiroglu bu müteşebbis heyetin konuyu kamuya duyuran yazısını o kadar teferruatlı ve açık olarak incelemiş ki, tekrar etmeye veya alıntılar yapmaya bile gerek yok.

Akla gelen ilk soru şu: bu müteşebbis heyeti hangi akla hizmetle Badriarkaranin öngördüğü “Atoragitz Badriark” görüşünü saptıran bir “kararla” işi “Badriark seçimi” şekline sokmakda? Bunun cevabını müteşebbis heyetinin yazıları verememekte.

Acaba biz sorunsuz yaşamaya alışamıyor muyuz?

Acaba biz en iyi fikre bile çelişki yaratacak girişimlerle işleri karıştırma illetinden kurtulamayacak kadar travmalarda boğulmaya mı mahkûmuz?

Marmara gazetesinin bir görüşü olduğu zaman Jamanag ve /veya Agos ille de ters bir tavır mı almaya mahkûm?

Bizim kilise adet ve törelerimizi bilmeden bunu ille de içinde yaşadığımız karmakarışık dünyanın gidişatı ile karıştırmaya mı mahkûmuz?

Her sorunu devlet mercilerinde görme zavallılığına kapılma aramızda bazı kardeşlerimin alın yazısı mı?

Kısaca, halk ağzı ile bitirelim:

“Bu ne perhiz, bu ne lâhana turşusu ” veya “camsız pencere dipsiz tencere”…

Hayret ve ibretle takip diyoruz.

Ohannik Akopcan

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: