İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni Kilisesi Ziyaretimiz  Nurettin Değirmenci

Ermeni Kilisesi Ziyaretimiz
18–7–2009

Diyarbakır’ın Surp Sarkis Giragos Hıdır İlyas Kilisesini 2000 yılında eşim ile birlikte ziyaret ettik. Rahmetli Selahattin Gökdere, Diyarbakır’ın tarihi yerleri içinde bu kiliseyi görmemizi istedi. İçeri girdiğimizde Kilisenin harap haline üzülmüş; yöneticilerimizin dar dünya görüşlülüğüne acımıştık. Bu ülkenin her taşı, yapısı, atalarımızdan miras bırakılan eserleri bizim değil mi? 

A-İnsan olanlar için tarihi eserler insanlığın belleğidir.
B-Doktrinlerin kölesi olanlar için bazı tarihi eserler yok edilmelidir. 

O yıllarda kilisedeki bekçi ya da görevli, “Bin metrekarelik kapalı alanıyla, Ortadoğu’nun en büyük Ermeni Kilisesi burasıdır. Ne yazık ki, her geçen gün biraz daha harap oluyor ve bazı kısımları yıkılıyor” diye, bize bildirdi. Gerçekten, Kiliseyi gezdiğimizde yıkıntılar karşısında şaşkına döndük. Bekçi ya da görevli fazla bilgiye sahip değildi; sadece, Kilisenin yaklaşık 300 yaşında olduğunu söyledi.İzin aldıktan sonra eşim kutsal giysileri giydi, oğlum fotoğraf çekti. Sonra, üzüntülü olarak başka mekânları dolaşmaya gittik.
2000 yılından sonra defalarca Diyarbakır’a gittim; her defasında Surp Sarkis Giragos Hıdır İlyas Kilisesini ziyaret ettim ve değişiklik görmedim.
Son olarak 18 Temmuz 2009’da Diyarbakır’a uğradım ve ne yazık ki, Kilisede yenileme çalışması göremedim. Hâlbuki Mardin’deki tarihi yapılardaki yenileme çalışmaları bizleri sevindirmişti.
*
1860’lı yıllarda, Osmanlı’da, Muhassıllık (Memleket) Meclisi yaygınlaşır.
1875 yılında Diyarbakır Vilayeti İdare Meclisi, tarihte eşi görülmemiş bir dinsel liderler (Ruhban) toplantısına dönüşür. Seçilmiş üyeler Hacı Mehmed ve Hacı Mesud (Müslim) ile Sencail ve Yusuf Efendilerdir (Gayrimüslim).
Bunların yanında tabii üye olarak:
1-Rum Metropoliti,
2-Ermeni-Protestan piskoposu,
3-Keldani metropoliti Abduşuh Efendi,
4-Ermeni murahhas vekili,
5-Ermeni-Katolik murahhas vekili Mesrul Efendi,
6-Süryani murahhas vekili Mirze Efendi,
7-Süryani-Katolik murahhas vekili
8-Müftü yer alır. 

Bu kadar renkli ve ters unsurlar bir araya gelince hiçbir yapıcı hareket ortaya çıkmaz. Bu insanlardan birinin, “Ak” dediğine, diğerinin tepkiyle, “Kara” dediğini vurgulamak gerekir. Ancak, bu renkli kişiler uyumlu çalışmazsa da kendi ibadet yerlerini tamir ettirmede gayretli olurlar. 

Türkiye’de laik (?) sistem vardır.
I-Diyanet İşleri Başkanlığı sadece Suni Müslümanlarla ilgilenir. Neden Alevi, Ortodoks, Katolik, Protestan… İnanışlarının temsilcileri Diyanet İşleri Başkanlığında görev alamıyor? Laik yönetimler, dinsel konularda taraf olurlar mı? 

II-Diyelim, tanrıları izin vermediğinden dinsel liderler değişik inanışlı insanların ibadet yerleri ile ilgilenmiyor; tarihi mekânları korumakla görevli resmi kurumlar neden yıkılan, harap olan tarihi yapılara ilgi duymuyor? Doktrinlerin daracık deliğinden dünyaya bakanlar, ancak bugünkü resmi görevliler kadar görüş alanına sahip olabilirler. 

III-Bürokratik engeller yüzünden Katolik, Protestan, Yahudi… İnanışına sahip olanlar ibadet yerlerini yenileyemiyor. 

Bu ülke Avrupa Birliği üyesi olabilir mi?
Bu ülkede her alanda Demokratik Açılımlara ihtiyaç vardır.

nurettind@geteselektrik.com
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: