İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sarkis Yoldaş

Sarkis Yoldaş 

Sait Çetinoğlu 

Der Zor çöllerinde naneler biter
nanenin kokusu cihana yeter
Bu ayrılık bize ölümden beter, 

Türkiye Komünist/Sosyalist Hareketindeki Gayrimüslimlerin ve de özellikle Ermeni militanlarının katkısının görmezden gelinmesinin ve yok sayılmasının bir aracı olarak, bu hareketi n Mustafa Suphi ile başlatılarak Türk Solu’nun İttihatçı/Kemalist kökeni ve milliyetçi zemininin gereği olarak, bu harekete omuz veren Ermenilerin yok sayılmalarına rağmen, istenmese de Mustafa Suphi sonrası Türkiye komünist/Sosyalist Hareketine omuz veren Ermeni militanları ,Vartan İhmalyan, Aram Pehlivanyan, Jak İhmalyan,Zaven Biberyan … gibi Türkiye Komünist/Sosyalist hareketinin Ermeni kuşağının kuşağın son temsilcisidir Sarkis Çerkezyan.
Bugün unutulmasına /unutturulmasına rağmen Türkiye Komünist/Sosyalist Hareketinde Gayrimüslimlerin ve de özellikle Ermenilerin katkıları çok önemlidir.
Ermeni Komünistler/Sosyalistler sadece Türkiye’deki harekette yer almakla kalmazlar Ermeni Soykırımından sonra savruldukları ülkelerde de Komünist hareketlerin kurulmasında ve gelişmesinde önemli roller üstlenirler. Ermeni Militanları 1915 sonrasında Suriye ve Lübnan gibi bulundukları ülkelerin Komünist partilerin kurucuları olarak görmemiz bu militanların enternasyonal geleneğini göstermektedir. Wartkes Tewekelyan’ın Hayatın Anlamı eseri bu dönemleri anlatmaktadır.
Ermeni Komünistler İran Komünist Partisi TUDEH’de de kurucu ve yönetici olarak yer almaktadırlar. Bu bakımdan bu coğrafyada Komünist/Sosyalist Harekette Ermeni katkısı küçümsenemez. Bunların yanında Soykırım sonrası Batı tarafından ucuz işgücü kaynağı olarak kucak açılan Ermeniler, Batı ülkelerinde de Komünist/Sosyalist hareketlerin direnişlerin içindedirler. Fransa’da Nazilere karşı direnen Ermeniler ayrı bir tarih yazarlar…
Bir tehcir çocuğu olarak Suriye çöllerinde Cavıl denilen bir Arap köyünde gözlerini açan Sarkis yoldaş’ı dün oğlu Ohannes’in söyleriyle yorgun kemiklerini dinlendirmek ve sevenlerine kavuşturmak için dün ebediyete uğurladık.
Bir direniş abidesiydi Sarkis yoldaş, o tehcir adı altındaki ölüm yolculuğuna direndi, o bu toprakları kadim halklarının kazınmasına direndi, yük vagonlarında dolaştırılmaktan başım döndü dediği 20 kur’a askerlik adı altıda Gayrimüslimleri n amele taburlarındaki toplama kamplarında direndi; amele taburlarıyla ilgili bir sohbetimizde:
Ragıp (Zarakolu)- Hiç dayak var mıydı?
Sarkis- Olmaz olur mu.
Ragıp- Küfür?
Bir olay vardı Eskişehir’de nerde olduydu ya.. Bir subay vardı. Dayak atmaktan zevk alırdı. Hele bir de ah ah ah, vah vah vah dedim mi büsbütün coşar. Bir gün bana bulaştı.
Ayakta duruyorum böyle, şöyle yumruk atıyor. Hatta ağzım dişlerim kanadıydı. Bende yerimden kıpırdamıyorum… Eşek oğlu eşek…
Ragıp – Hoşuna gidiyor demek
Sarkis- Vurdu, vurdu, bilmem ne bilmem ne, siktir ol git dedi. Siktir olduk gittik.
Ragıp- Sebebi neydi?
Sarkis- Ne bileyim sebebi ben, ne bileyim, Yani sebebi ne olacak, herifin canı Ermeni çocuğunu dövmek.
Sarkis yoldaş 6/7 Eylül’e direndi, 1964 yılında ki Elen kökenlilerin kovulmasına üzüldü. Onları, o dostlarını hiç unutmadı. Türkiye’deki “azınlıklar”ın yüz yıllık macerasını anlattığı başyapıtı Dünya Hepimize Yeter adlı eserinde anlattıklarının ötesinde bu coğrafyanın kadim halklarının uğradığı haksızlıkları en ince ayrıntısına kadar sohbetlerimizde dile getirirdi. Kumkapı’dakı evinin önünde sohbet ettiğimiz bir günde Kumkapı’da halen süren talanı dile getirdi. Türkiye’deki “azınlıklar” ne tükenmez servet bırakmışlardı ve hala tüketilemiyordu. Sarkis yoldaş sokaktaki evleri işaret ederek; gasp edilen binaları gösteriyordu: El konulan Ermeni ve Rum evlerinin hikayelerini anlatırken; “…bak şu ev 1964’te kovulan Rum arkadaşımındı birkaç hafta önce kapısı kırılarak işgal edildi. Kimse ne olduğunu aramıyor… “ sözleriyle talanın kesintisiz devamına işaret ediyordu.
Olanların açıklaması da kolaydı r Sarkis yoldaş için:
“Hristiyan’ın helal, malı helal , kanı helal. Gözünü sevdiğim. Ya… Hz.Muhammed, İstanbul Hristiyanlığın merkezi o zaman, hedef gösterir. Ne mutlu kuluma ki, o, İstanbul’un fatihi olacaktır. Emir peygamberden geliyor oğlum…”
Sarkis yoldaş anadiline de tutkundur ki, o dille şiirler yazmıştır. Anadilinin kullanılmamasına çok üzülmektedir. Asimilasyondan söz ederken: “…Yunanlılarda “idis” “ midis” var onların soyadının sonunda. Ermenilerde “yan” var onu kaldırdılar. Çerkezyan’dık Çerkezoğlu olduk. Asimilasyon, akılları fikirleri o. Geçen kiliseye gittim. Bazen Ohanannes git falan der. Gittim baktım papaz Türkçe vaaz veriyor. Bu iş bitmiştir dedim.” Sözleri Ermeni halkının uğradığı asimilasyon sürecinin ulaştığı yere işaret ediyordu.
TKP’nin bu esfanevi neferini, Bu cesur yoldaşı korku ziyaret etmemiştir, mücadele içinde geçen yaşamında korkuyu tanımamıştı r Sarkis yoldaş; “Korku dedin de, ben hayatımı şöyle gözümün önünden geçiriyorum, o bana hiç misafir olmadı. Ama tedbir olarak her şeyi yapmışım, düşünmüşüm ama korkarak yapmamışım, korktuğum için…”
Dostumuz Atilla Tuygan’ın deyimiyle bir ayaklı ansiklopediydi, her an yeni bir şey öğreniyorduk ondan. O insanlığa dair, haksızlığa dair, her şeyle yakından ilgiliydi. Bizim kaçırdığımız noktaları dile getirirdi şaşkınlıkla ve hayranlıkla ilginç tespitlerini dinlerdik. O bir bakıma insanlığın -tanık olduğu yüz yıla yakın dönemin ötesinde- belleğiydi.
Son telefon konuşmamızda bir ay içinde İstanbul’a geleceğim demiştim Sarkis yoldaş…çok, çok üzgünüm yoldaş yetişemedim…
Sarkis Yoldaş, sensiz sohbetlerimiz dolu, dolu olmayacak, yudumladığımız rakıların eski tadı, çektiğimiz sigara dumanının eski keyfi gelmeyecek …

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: