İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mavi Kitap Basın Toplantısı

BASIN TOPLANTISI

Öztürk Türkdoğan.Oturum Yöneticisi. Değerli Konuklar, Sevgili Basın Mensupları,

Bugün burada İnsan Hakları Derneği’nin ev sahipliğinde İnsan Hakları Derneği ve Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi’nin katkılarıyla Osmanlı imparatorluğu’nda Ermenilere yapılan muamele, 1915-16 yıllarında yapılan muameleyi anlatan Mavi Kitap’’ın tanıtımı yapılacaktır.

İnsan Hakları Derneği, ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunan, buna inanan bir dernektir. İfade özgürlüğü olmazsa olmaz özgürlüklerden bir tanesidir. Toplumların gerek tarihte yaşanan olaylarla ilgili olarak gerekse diğer konularda sağlıklı bir tartışma zemini yürütebilmeleri için ifade özgürlüğü hakkından herkesin mutlaka yararlanması gerekiyor. Bu çerçevede biz bu tanıtımın burada yapılmasından mutluluk duyduk, sevinç duyduk.

Ben çok lafı uzatmadan şimdi İngiltere Lordlar Kamarası’ndan Sn. Lord Avebury sözü veriyorum. Daha sonra yine kitapla ilgili olarak Ara Sarafyan açıklamalarda bulunacak. Yine daha sonra Ragıp Zarakolu’nun açıklamaları olacak. Teşekkür ediyorum, Şimdi sözü Sn. Avebury’ye veriyorum.

Lord Avebury. (ingilizce konuşuyor)…

Çevirmen…..

Sayın başkan, sizin başkanlığınızda bu toplantıda bulunmak benim için büyük bir onur ve bu toplantıda Türkiye’de insan hakları alanında tarihsel bir dönüm noktası teşkil eden bu toplantıda bulunmaktan dolayı onur duyuyorum.

Özellikle Ara Sarafyan’a ve Gomidas Enstitüsüne teşekkür etmek istiyorum. Türkçe çevirisi (yapılmış olan) bu kitap için uzun yıllar süren yoğun çabalar gösterdiler ve Türkçe çevirinin yayınlanmasına olan katkılarından dolayı da kendilerine teşekkür ediyorum. Bütün bu çabaların sonucunda Mavi Kitap’ bugün önümüzde bekliyor.

Türkiye’de şu anda bulunduğumuz noktayı büyük bir başarı olarak görüyorum. 90’larda Türkiye’ye çeşitli defalar ziyaretlerde bulundum ve söylediğim şeyler, sözlerim pek popüler değildi. Dolayısıyla Türkiye’den çıkarıldım ve uzun yıllar boyunca Türkiye’ye tekrar girmem yasaklandı.

Yasak kaldırıldığında bana bir koşul getirildi. Türkiye’ye ziyaretlerimde uslu durmam istendi. Umarım burda bulunduğum basın toplantısı, bu düzenlediğim basın toplantısı uslu durmamın karşıtı bir şey olarak kabul edilmeyecektir.

Şimdi konuşmalar başlamadan evvel bir tarihsel gerçeklerden bahsetmek istiyorum. Yaptığımız kitapla ilgili olarak. Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı daha evvel, yıllar evvel Avam Kamarası başkanına bir mektup yazarak önümüzde duran kitabın geri çekilmesini istedi.

Bu …den bir mektup gönderildi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üyelerinin imzasıyla gönderilen bir mektuptu bu. Ve parlamenterlerden benim de…gördüğüm parlamenterler grubundan bu kitabın geri çekilmesi istendi. Bunun sebebi de kitabın savaş zamanı yapılan bir uydurma olduğunun söylenmesi, iddia edilmesiydi.

Kitabı destekleyen kanıtların kaynaklarda yer almadığı iddia edilmişti. Ve aynı zamanda çoğunuzun tanıyacağı gibi çok saygıdeğer, çok muteber bir tarihçi olan Arnold Toynbee’nin kendisinin belgeleri daha sonra kabul etmediği, reddettiği iddia edilmişti.

Bu kitabın güvenilmez olduğunu, 1915-16 olaylarının gerçekliğini gizlemek için yapıldığını iddia ettiler. Kitapta tanıkların isimlerinin gizli tutulması….yazdığımız…lere karşı TBMM üyeleri, milletvekillerinden tek bir cevap bile, tek bir yanıt bile almadık. Dolayısıyla bir takım orijinal kaynağa erişmelerinin olmadığı kanaatine vardık. Çünkü kitap Türkçeye çevrilmiş ve Türkçe
olarak yayınlanmış değildi. Dolayısıyla Gomidas Enstitüsünden böyle bir talepte bulundum. Kitabı Türkçeye çevirip yayınlamalarını rica ettik ve şu anda önümüzde duran kitap bu şekilde oluştu. Yine TBMM üyelerine bir talebimi tekrar etmek isterim. Birleşik Krallık’ta parlamenterlerle ve danışmanlarla ve akademisyenlerle bir araya gelmelerini ve bu kitabın orijinalliği konusunda uzlaşmalarını diliyorum, talep ediyorum. Ve bu şekilde daha sonra başka ortak kanıtlara da üzerinde uzlaşılacak başka kanıtlar, başka belgelere de dayanarak 1915 olayları konusunda tartışmayı sürdürebiliriz.

Bu kitaptan başka yayınlar da var demiştim. Yani 1915 olayları ile ilgili. Bu kitabı ancak Türkiye’deki kitapevlerine gittiğimizde bu yayınların hiçbirisini maalesef göremiyoruz. Bunun yerine Ermeni soykırımını inkâr eden ve Ermeni soykırımının uydurma olduğunu iddia eden kitapları daha çok sayıda buluyoruz. Buna karşılık diğer ülkelerde çok sayıda ve rahatça bulunabilen kitaplar, Ermeni 1915 olayları ile ilgili yayınlar Türkiye’de bulunmuyor. Umul ediyorum ki bu kitapla hikâyenin sonuna gelmiş değiliz. Bu kitaptan sonra Türkiye’nin son yıllarda atmış olduğu ifade özgürlüğüyle ilgili adımlar doğrultusunda açık bir diyalog başlatılacaktır. Bu diyalogu hem parlamenterler arasında hem de Türk kamuoyunda başlatılmasını diliyorum.

Bana Türkiye’deki gazeteciler neden bu kitabın önemli olduğunu sordular. Türkiye’nin AB ile üyelik müzakereleri içerisinde olduğunu biliyoruz. Ve Türkiye’nin Avrupa insan hakları sözleşmesine uygun davranması gerekiyor. Bu kriterlerden bir tanesi. Bu sözleşmedeki önemli maddelerden birisi de ifade özgürlüğü. Ama bu konuda bir diyalog başlatarak, Türk yetkililer Avrupa‘daki diğer ülkelerin de ifade özgürlüğünün sağlandığı ve uygulandığı konusunda Avrupa’daki diğer ülkeleri ikna edebilecektir ….ır…

Önemli bir düşünürün sözünü son olarak söylemek istiyorum. Tarihini kabul etmeyenler, tarihini kabul etmeyen gruplar, bunu tekrarlamak, tekrar yaşamak zorundadır.

Bütün ülkelerin tarihlerinde karanlık dönemler, karanlık zamanlar var. Britanya’ da Kraliçe Hindistan’a giderek kendisi şahsen özür diledi Hindistan halkından. Hindistan’da Britanya’nın egemen olduğu yıllarda yapılan katliamlardan (Amritsar katliamı-çevirmen atladı.Lord’un konuşmasında yer alıyordu-oktay)dolayı. Yine bizler İngiltere olarak İrlanda’da kıtlıktan (Patates Kıtlığı-Potato Famine-Lord’un konuşmasında yer alıyordu-oktay) dolayı on binlerce insanın ölümüne yol açan kıtlıktan dolayı İrlanda halkından özür diledik. (Geçmişte, uygar denilen devletler tarafından uygulanan köleciliğe karşı çıktı. Sadece Ermeni soykırımı kaldı ortada. Türkiyede hiç kimse kabul etmiyor bu olayı. – Lord’un konuşmasında yer alıyor ancak çevirmen atladı-oktay)Gözlerimiz ? yaşardı ve bundan dolayı özür dileniyor. Dünyanın bütün medeni halkları, şu anda medeni olan halkları ülkeleri, geçmişte yaptığımız şeyleri kabul ediyor, bunları inceliyor, gün ışığına çıkarıyor ve bunlardan dolayı özür diliyor. Ve ermeni sorunu, tarihte ermeni soykırımı tarihte kabul edilmeyen ve…böyle bir girişim olmayan tek tarihteki tarihsel sorun ve umud ediyorum ki bir gün bu da olacak. Teşekkürler.

Ara Sarafyan (İngilizce konuşuyor) …

Çevirmen.

Öncelikle bu toplantıya ev sahipliği yaptıkları için İnsan Hakları Derneği ve Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi’ne teşekkür ederim.

1916’da İngiliz Parlamentosu’nun Mavi Kitaplar dizisinden yayınladığı Osmanlı İmparatorluğu ve Ermenilere Yapılan Muamele, 1915-16 başlıklı kitabın Türkçe baskısının tanıtımı için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Kitap belgelerden ve çıkan haberlerin hala sürmekte olduğu 1916 yılında yayınlanmıştı. Ve bugünkü zamana kadar maalesef Ermeni soykırımı …gelişim sürecindeki dönük noktalarından birini oluşturması nedeniyle yalnızca tarih yazımı açısından önem taşıdığını….

Ancak 1980’li ve 90’lı yıllarda Türkiye’de yetkililer Ermeni soykırımı konusunda tartışmaları baskı altına alma ve çarpıtma girişimlerini başlattı. Bu amaçla konuyla ilgili yalnızca üç ana kaynağın bulunduğunu bunların da savaş zamanı ….propaganda malzemeleri olduğunu belirtti.

Söz konusu üç eser Aram Andonyan ? belgeleri olarak bilinen belgeler. 1913-16 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin İstanbul büyükelçisi Henry Morgantau …ları, İngiliz parlamentosunun 1916’da yayınladığı Mavi Kitap.

Bildiğiniz gibi 1990’lı yıllarda Mavi Kitap’a ve Henry Morgantau’nun tanıklığına yöneltilen eleştiriler üzerine yaptığım çalışmalar sonucunda Mavi Kitap’ın asılsız olduğuna ilişkin Türkiye’nin resmi tezlerinin bir tür maça ? davet olduğunu gördüm.

Çünkü söz konusu tezler, bu üç yayının beyanları yayınlanmış bulunan arşivlerde ulaşılabilir durumda olan kaynak ve belgelerin kasıtlı olarak çarpıtılması ya da doğrudan …üzerinden geliştirilmiştir.

Gomidas Enstitüsü 2000 ve 2005 yıllarında yayınladığı Mavi Kitap’ın sansürsüz basımında resmi Türk tarih yazımının bir eleştirisine yer verdi.

Enstitüsü harici Birleşik Devletler konsolosluk raporları ve diplomatik kaynaklarından 1915-17 yılları arasında Osmanlı Ermenilerinin imhasına ilişkin diğer belgeleri de yayınladı.

Bu kitaplarla Mavi Kitap’ın dayandığı arşiv belgeleri de ortaya konulmuş oldu.

Bu nedenle 2005 yılında Mavi Kitap’ın tekrar gündeme gelmesi oldukça şaşırtıcıydı. Özellikle de TBMM’nin İngiliz parlamentosuna yazdığı ve bu kitabın Ermeni soykırımı iddialarının kaynağını oluşturduğunu bunun uydurma olduğunu öne süren, yine de İngiliz parlamentosunun Mavi Kitap’ı geri çekmesini talep eden mektup şaşırtıcıydı.

Lord Avebury sunumunda Britanya parlamenterlerinin verdiği yanıtı anlattı.

Peki, Mavi Kitap’ın Türkçe baskısı bugün Türkiye’de ne bakımdan önem taşıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İngiliz parlamentosuna yazdığı mektup Mavi Kitap’a bir inkâr aracı olarak yeni bir önem kazandırdı.

Bu mektup, Ankara’nın 1915 olaylarına ilişkin ortak bir tarih komisyonu kurmak çağrısının da aynı zamanda yazılması bu girişimi daha da anlamlı kılıyordu.

Çünkü bu mektup Ermeni sorunu ile ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve ona tavsiyelerde bulunanların inandırıcılığını, konuyla ilgili duygu durumlarını ve ulaştıkları sonuçlara ilişkin bazı soruların sorulmasını kaçınılmaz kılmıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üyeleri çoğu eleştirdiği kitabı ve 5 yıl önce yayınlanan sansürsüz basımını bile görmeden nasıl yargıya varabilmişler. Kitabın uydurma olduğu sonucuna ulaşabilmişler ve bunu kamuoyuna bu şekilde açıklayabilmişlerdir.

Mavi Kitap’ın hiçbir güvenilir kaynağa dayanmadığı sonucunu nerden ve nasıl çıkarmışlardır.

Kendi görüşlerini nasıl bağımsız ve daha güçlü bilgi kaynaklarına başvurmaksızın, yalnızca 1980’lerin ve 90’ların Türkiyesi’nin resmi tarih tezlerine dayanarak oluşturabilmişlerdir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin konuşmaları ya da Türkiye’deki basın mensupları kamuya açık tartışmalarda konuyla ilgili daha başka birçok kaynağın bulunduğundan neden hiç söz etmediler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri İngiltere ve Birleşik Devletler’de bulunan bu kaynaklara erişme olanağına sahip olan dış dünyanın Türkiye’nin resmi tezini çürütmeyeceği ve gülünç duruma düşürmeyeceğinden nasıl emin olabilmişler.

Bugün bile Türkiye’nin resmi tezleri İngiliz arşivindeki Toynbee belgelerinin varlığının inkârına dayanıyor.

Oysa Mavi Kitap’ın orijinal kopyasıyla birlikte belgelerin en önemlisini sağlayan, yazışmaları da içeren Toynbee belgeleri kitapta anlatılanlara ilişkin hafife alınacak detaylar sunmakta.

Türkiyenin resmi tezleri bunun yanı sıra Mavi Kitap’a ek olarak yayınlanan kitapta gizli tutulmuş kişi ve yer isimlerinin listesinin de inkârına dayanmakta.

Mavi Kitap’a ilişkin yapılacak herhangi bir değerlendirmenin vazgeçilmez unsurları nedeniyle bu listenin varlığı resmi Türk tarihçileri tarafından hiçbir zaman kabul edilmemiştir.

Aynı şekilde İngilizlerin ana bilgi kaynağının Birleşik Amerika olduğu gerçeği de inkâr edilmekte. Bu bakımdan ABD Dış İşleri Bakanlığı arşivinde bulunan Osmanlı imparatorluğu kaynaklı belgelerin özel bir yeri vardır. Bugün de bu belgelere ABD arşivlerinden kolayca ulaşılabilir.

Britanya ve Amerikan kayıtlarına karşı ileri sürülecek itirazlar olabilir. Ama bu durumda itirazı olanlar öncelikle bu kayıtların varlığını kabul etmeli ve eleştirilerini ortaya koymalıdırlar.

Böyle yapmak yerine söz konusu belgelerin varlığı inkâr edilerek insanları yanıltmak ve kitabı karalamak için yanlış kaynaklara atıfta bulunma yolu tercih edilmiştir.

Dolayısıyla Mavi Kitap’a karşı belirli tarihsel tezlere meşru itirazların dile getirilmesi …olarak değil inkârcılar olarak nitelendirilmişlerdir.

Oysa demokratik toplumlarda tarihsel gerçekleri çarpıtanlara yer yoktur. Onların yol açtığı olumsuz etkilere karşı çıkmanın en iyi yolu konuyu kamuoyunun tartışmasına açmaktır.

Mavi Kitap’ın sansürsüz baskısının Türkçe çevirisi bu amaçla ermeni sorununun daha demokratik ve daha açık bir Türkiye toplumunda yeniden ele alınabilmesini sağlamak niyetiyle ele alınmıştır.

Dilerim bu yayınımız Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en azından bazı üyelerinin Mavi Kitap’a ilişkin aldıkları koruyucu ? gözlemler için …ve kendileri bu tutumla aralarına mesafe koymalarına vesile olur.

Ara Sarafian. Teşekkür ederim.

Yönetici. Şimdi Ragıp beye sözü vereceğim. Daha sonra Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi’nden Fikret Hoca ve Ragıp beye söz vereceğim.

Ragıp Zarakolu. Sizlere aynı zamanda Türkiyeli Yayıncıların Yayınlama ? komitesi adına konuşmak ? Her yıl biz düzenli olarak yargı konusunda? yazar ve yayınevleri konusunda raporlar ver… ? ve her yıl Türkiye ödüller veriyoruz. Bu yılki ödülümüzü Nedim Gürsel aldı ve çok ? açılan dava beraat ile sonuçlandı.

Yayınlama özgürlüğü alanında Ermeni sorunu geçmişten beri problemli olan olaydan biri. Çünkü uzun bir süre Ermeni tabusu devam etti. Örneğin 1981-82 yılında Ana Britanika bile yargı konusu olmuştu askeri mahkemede. Soykırımla ilgisi sadece tarihsel Ermenistan’a yer verdiği içindi. Ve 1997’de bir dönüm noktası oldu. Sonra Ayşenur Zarakolu Dadrian davası beraatla sonuçlandı. Ve ondan sonra kapı aralanmış oldu. Yani farklı görüşler de Ermeni Sorunuyla ilgili yayınlanabilir hale geldi. Fakat her nedense 2004 yılından itibaren bu konuda yeniden yargılamalar söz konusu olmaya başladı. O tarihte dikkat ederseniz meşhur 301. maddenin devreye sokulduğu dönemdi. Fakat şöyle bir sorun var. Ceza hukukunun yetmediği yerde Özel hukuk da düşünce ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından devreye sokulabiliyor. Bu konuda da raporlarımızda hükümete ve hukuki mercilere görüşlerimizi ifade ediyoruz. Bunun en tipik örneklerinden biri tam da bu Mavi Kitap’la ilgili olarak yaşandı. Mavi Kitap’ın ilk Türkçe edisyonunu yayınlayan Pencere Yayınları mahkemeye verildi. Tam da bu nedenle, yani İngiliz Parlamentosuna yapılan müracaatla ilgili olarak. Taner Akçam’nın yazdığı bir makale, bir tartışma yazısı, bir ifade sergilemesi bu mektubun fikir babası olan Sn. Şükrü Elekdağ tarafından kendisine şahsı hakaret edildiği iddiasıyla mahkemeye verildi ve yayıncı Muzaffer Erdoğdu mahkûm oldu. Taner Akçam’ın bu konudaki yazısına derlemede yer verdiği için. Umut ederim bu kitap yargılama konusu olmaz. Taner Akçam? , Ara Sarafyan’ın var. Ara Sarafyan dileriz bir yargılama ile yüz yüze kalmaz. Çünkü o da eleştiriyor Şükrü beyin görüşlerini. Ama biz böyle yol alacağız, elbette fikirler arası tartışma olacak ve bazen sert ifadeler bile olsa bu bir hakaret olarak nitelenmeyecek, tartışma polemik özgürlüğü de söz konusu olmalı. Fakat başbakanımız Erdoğan da bu konuda çok hassa kişilerden biri. Yayınlama raporlarında karikatürcüler hakkında ya da kullanılan bazı ifadeler hakkında sık sık açılan davalarla …baskılarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu, özel hukukun da dikkatli kullanılması gerektiği. Elbette bir hakaret özgürlüğü kimseye tanınamaz ama eleştiri de hakaret olarak, hatta uyarı da eleştiri de hakaret olarak kabul edilmemeli. Bu da tartışmadan kaçmanın bir yolu olabilir. Ben bu vesileyle yine mahkûm edilen Muzaffer Erdoğdu ile Pencere Yayınları müdürü ile. Şu anda yanılmıyorsam 9.000 ytl para cezasına mahkûm edildi. İcraya verildi ve taksit taksit şu anda Şükrü beye ödemekte. Dileriz Şükrü beyin kendisi belki vazgeçer. Şeyden, talepten. Çünkü Pencere Yayınları, bir sürü bir yayınevi bir konuyu tabi gündeme getirir. Çünkü herkes o yıllarda Mavi Kitap’ı tartışıyordu. Çürütüyordu, yalan diyordu ama kamuoyunun milletvekilleri de dâhil olarak o kitabı okumadılar. Böyle bir cesur yayıncı çıktı. Bunu kamuoyuna iletti ama şu anda bedel ödemek durumunda. Ama biz her zaman düşünce ve ifade özgürlüğünden ve artı eleştiri özgürlüğünden yanayız, insan hakları savunucuları olarak hem, hem mesleğimiz olan yayıncılar olarak ki önümüz açılabilsin. Serbestçe tartışılabilsin. Ki insanlar özgürce tartışma olanağına sahip olabilsinler. Teşekkür ederim.

Yönetici. Teşekkür ediyorum arkadaşlar şimdi basın mensuplarının soruları varsa soruları alabiliriz. Önce basın mensuplarından soru alalım.

Soru. Konuk parlamentere soru yöneltmek istiyorum. Meclis insan hakları komisyonundan kitaba ilişkin randevu talep ettiler mi. Ettilerse yanıt ne oldu? İkinci sorum da eğer kabul edilmediyse yine mecliste milletvekillerine dağıtılacak mı?

Lord Avebury. (Çevirmen). Bu kitabı milletvekillerine dağıtmak istememizin iki amacı var. Bir amacı var. Bu da milletvekilleriyle daha evvel ilettiğimiz diyalog talebimizi yenilemek. İstiyoruz ki iki tarafın milletvekilleri de, iki ülkenin parlamenterleri de bir araya gelsin. Kendi istedikleri akademisyenleri, uzmanları da bu görüşmelerde bulunsunlar. Bu toplantılar İstanbul’da, Ankara’da ya da parlamenterlerin uygun göreceği herhangi bir yerde yapılabilir. Bir dizi konuşma yapılabilir. İlk önce bu konuşmaların görüşmelerin ilk konusu ? bu kitabın meşru olup olmadığı. Eğer bu kitabın meşru olduğuna karar kıldıktan sonra ve tespit ettikten sonra diğer belgeleri, ABD ‘deki materyallere de bakalım ve 1915-16’da olan olayların ne olduğunu ortaya koyalım. İki parlamenter heyeti birlikte bunu konuşsun…daha sonra olaylar tespit edildikten sonra uluslar arası sözleşmelere göre bu yaşananların soykırım teşkil edip etmediğine karar kılalım. Ancak bu yolun çok ileriki bir aşaması. Şu andaki amacımız bu kitabın meşru olup olmadığını, meşru olduğunun tespit edilmesini sağlamak.

Ragıp Zarakolu. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerine bu kitabın kopyaları yollanmış vaziyette. Meclis idare amirliği onayladığı vakit verilecek. Meclis idare amiri şu anda yurt dışında olduğu için verilemedi maalesef. Kendisi yurtdışından döner dönmez, eğer milletvekillerine iletilmesini uygun görürlerse bu da sayın milletvekillerine ulaşmış olacak. Böylece onlar da bilgi edinme haklarını kullanmış olacaklar. Çünkü bu mekanizma biraz tuhaf geldi. Bütün dünyada benim bildiğim kontrol ve şey, kargı sistemi imzaya dayalıdır. Yollarsınız, teslim edilir. Güvenlik şeyi anlaşılır bir şeydir. Ama güvenlik kontrol sistemleri o kadar gelişti ki yani bu da bir geri çizgi ? bence. Bu kitaplar zaten makinelerden geçiyor. O zaman bunu doğrusu pek anlayabilmiş değiliz. Bu bürokratik mekanizmayı. Ama gine de saygılıyız mekanizmaya. Sanıyorum önümüzdeki hafta içinde kitaplar ulaşılmış olacak. Ama ne yazık ki kitabın içinde bu toplantıyla ilgili milletvekillerine yollanan davet de kendilerine ulaşamadı. Ama internet üzerinden bulabildiğimiz kadar milletvekillerine bu toplantıyı da haber ettik. Dileriz aramızda Türkiye büyük millet meclisinden de bir iki milletvekili vardır.

Ses. (kadın)…bir yorum yapabilir miyim?

Ara Serafian. Çevirmen. Şimdi sizin demokratik farkınız ? olarak milletvekillerinizi arayıp onlara onlardan bunu talep edebilirsiniz. Yani Mavi Kitap’taki görüşlere katılmak zorunda değilsiniz. Katılmıyor olabilirsiniz. Ancak milletvekillerinden bu kitabı ciddiye almalarını ve bu kitap üzerinde tartışmalarını, bu kitabı incelemelerini istemek hakkınız. Neden böyle yapmıyorsunuz?

Lord Avebury. Çevirmen. Şimdi şu çok ilginç değil mi. Bütün milletvekillerine mektup gönderdik. Onlar bizim kitabı geri çekmemizi isteyen mektuplarını gönderdikten sonra cevap olarak hangi milletvekiline tek tek ulaştık. Ancak bir tanesi bile bize yanıt yazmadı. En azından birkaç tanesinin bize cevap vermesini ve böyle bir diyalogu başlatmak istediklerini söylemesini ya da diyalog istemiyorlarsa bunun nedenini açıklamalarını beklerdik.

Ses. Kadın. Düşünce özgürlüğü adına söz verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sıradan vatandaş olarak burada bulunuyorum. …iddialarını korumak için sanki ….kanun varmış gibi…resmi Türk tarihi diye göz ardı ediliyor. Diyalog olması için benim gibi sıradan bir vatandaş olan arkadaşımın derlediği bu kitapta yazılı olan tüm dünya evraklarından çıkmış gerçek tarihi, resmi tarihi belgelerin incelenmesini İngiliz parlamenterlerinden de rica ederiz. Ve bu konuda …tüm parlamentolardan ricamız…bu kitaptan bir an önce bilgilere ikna edici yanıt vermelerini bekliyoruz. Monologtan kurtulup diyaloga dönmemiz gerekiyor. Cidden o propaganda…sorunu anlamamıza yetmiyor. 1915-1916 çerçevesine sıkıştırılmaması gerekiyor konunun. 1215, 1315, 1415, 500, 1600, 1800….800 sene süren bir ortak yaşamışlık var bu ülkede. Sadece tek taraflı hikayelerin cımbızla çekilerek tarihin bazı ….yanlıştır. …yargılanmaktadır. Hepimizin de söz alması. Hatta dünya çevrelerinde konferanslarda bizim de söz hakkımız olması lazım. Fakat maalesef bu olmamaktadır. Amerika’daki toplantılara izleyici ? (eyç, ey, ey?)olarak giremiyoruz. …olarak giremiyoruz. Hiçbir gazetede yayınlatmıyorlar bizim yazılarımızı. Asıl 301 numaralı kanun Ermeni iddialarını korumak için yazılmış gibi. Çok teşekkür ederim.

Gül Arslan. Kadın. Teşekkürler verdiğiniz söz için. I would like to speak in …but my…..three question…is the english parlament is going to start rethinking and paying otoman Empire ….already ….in 1950….the second question is English parlament….Azeri question….third question is….before 1950’s british propaganda published this Picture called Abdül…korkak Abdül….

Çevirmen.. Üç sorum olacak. Birincisi İngiliz parlamentosu, özetleyerek çeviriyorum, eksiğim varsa düzeltirsiniz, İngiltere , İngiliz hükümeti Osmanlılara olan iki gemi maliyetini, borcunu ödemeyi düşünüyor mu. Bunu gündeme alıyor mu. İkincisi, Britanya İngiliz hükümeti Azeri soykırımı konusunda ne düşünüyor. Üçün sorum da Britanya hükümetinin bastırdığı bu karikatürle ilgili olarak ne düşünüyorsunuz.

Gül Arslan. Kadın. Briefly I have got this book…..war time memoirs….they all talking about how turks….in 1950…..arkadaşlar avustralyadaki kaynaklardan Jon ? Türk adını veriyor Avustralyalılar, çünkü onların çok adil olduğunu, kendilerinden biri olarak görmeye başladığını gösteriyor kitabın içindekiler. Ve kitabın içindekiler hepsi kaynaklı. Küçük küçük yazılardan oluşuyor. Bu yazılardan hepsinin 1915’te Türklerin ne kadar adil savaştığını anlatıyor ve özellikle …birisi şöyle diyor, Türkler hakkında çok kötü sözler duyabilirsiniz, yazılara rastlayabilirsiniz ama bunların hiç biri doğru değil. Çünkü biz Türklerle birebir savaştık diyor. Özellikle şurdaki bir fotoğrafı size kurgulamak istiyorum. Türk askeri yakalanmış halde ortada, çalılarla çırpıların arkasındaki ortadaki asker. Bu …denilen bir gazeteci diyor ki, yaraladığı askerimizin doktor olduğunu anlayınca bir daha ona nişan almadı diyor. Türkler böyle askerlerdi diyor. 2006 yılında Türkler saygıdeğer düşman olarak gazi ve muharipler derneği Avustralya gazi ve muharipler derneği ..David….tarafından saygıdeğer düşman Türkler…they were our honourable enemies diye tanımladı. Ve ertesi gün gazetede çıktı. Bunların hepsi belirlidir. İki kitaba da ulaşmak isteyenler. Türkiyede artık…ben Avustralya Gelibolu dostluk derneğinin kurucu başkanıyım. 21 yıldır Avustralya‘da yaşıyorum. Ordaki kaynaklardan bunu derledim. Bu kitapçılarda var Türkçesi. İngilizcesi…çok teşekkür ederim. Gül Arslan.

Ara Sarafian. Çevirmen. Her şeyden önce bugün burada çok eski bir konuyu tartışmak üzere toplandık. Burda Britanya parlamentosunun yayınladığı Mavi Kitap’…

Bu toplantının bir gündemi var. Azeri konuları da dahil olmak üzere bu konuları tartışmak isterseniz ciddi bir şekilde ve ciddi platformlarda tartışmaya hazırım. Ancak bu sizin yaptığınız ciddi değil. Ayağa kalkarak konuşmak. İstediğiniz her konuyu yerinde ve zamanında konuşmayı tartışmaya açığım. Bunu da herkesin huzurunda dile getiriyorum.

O yüzden lütfen toplantımızın konusunu….uzun bir yoldan geldik biz. On yıllarca Türkiye’de Mavi Kitap üzerine tartışmalar yapıldı. Milletvekilleri bununla ilgili mektuplar gönderdiler. Fakat şu ana kadar bu Mavi Kitap’ın Türkçe çevirisini tanıtmak için buraya geldik. Elbette ki biz her konuyu tartışmalıyız. Üzerinde bir uzlaşmaya varmalıyız meseleleri masaya yatırıp üzerinde her …olsak da olmasak da tartışmalıyız, konuşmalıyız. Ancak şu an bunun yeri burası değil. Ve şu zaman değil.

Lord Avebury. Çevirmen. Şimdi biz ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. Bizler parlamenterler olarak Britanya parlamentosu olarak TBMM’nin bize resmi bir talebi olduğunda onlarla her konuda istedikleri her konuda görüşebiliriz. Sadece bunun bir şeyi…istisnası var. Avrupa konseyi burda bir forum alanıdır. Bütün parlamenterler, bütün ülkelerin meclisleri, parlamentoları için burda ülkeler istedikleri konuda iki taraflı diyalog içerisinde olabilirler. Türkiye Büyük Millet Meclisi bize bu kitapla ilgili bir mektup yazdı ve biz de ona yanıt olarak bu çeviriyi hazırladık ve buraya getirdik.

Ses. Şimdi konuşmada iki konuşmacıda da medeniyetten ve insan haklarından bahsedildi. Şimdi şöyle bir sorum olacak. İsviçre’de ermeni soykırımı ile iddiaların yalan olduğunu söyleyenlere cezalar veriliyor. Şimdi sadece Türkiye’de mi insan haklarıyla ilgili sorunlar yaşıyorlar yoksa batının belli merkezlerinde de bu sorunlar var mı ki öyle gözüküyor. Bazı insanlar Avrupa’da bir soykırım konusunda bazı cezalar aldı. Bununla ilgili neler düşünüyorlar. Sadece Türkiye’de mi insan hakları sorunu yaşanıyor. Başka ülkelerde de bu sorunlar var mı?

Lord Avebury. Çevirmen. Avrupa ülkelerinde de tabi ki ifade özgürlükleriyle ilgili problemler olabilir. Bunların çözmenin, çözülebileceği platformlar çözmenin yolları biçimleri vardır. Bunlardan Avrupa birliğinin içinde ifade özgürlüğü konusunda hakkında inceleme yapılan, hakkında dava konusu, ifade özgürlüğü konusunda dava konusu olan ülkeler vardır. Türkiye AB üyesi olmadığı için bu incelemelere tabi değil. Başka mekanizmalar var. Türkiye mesela ….mış bir ülke….

Ses. Yanlış anlaşılmış herhalde. Sorum şöyle Avrupa’daki yargılama….nasıl….yok hayır ben….Aram Sarafian bile….bana neden…size de soracam ama… o yüzden…sorum olacak…sadece benim öğrenmek istediğim şu. Türkiye ….değil ama Avrupa ….(üst üste konuşmalar)…devamlı baskı yapıyor…yapıyor. Neden Avrupa’daki tartışmaları değerlendirmiyoruz da sadece Türkiye’deki…..bunu öğrenmek istiyorum…Avrupa’da Türklere karşı yapılan baskılar neden öyle onu nasıl değerlendiriyorsunuz. Türkiye’nin AB üyesi olup olmadığı zaten…

Lord Avebury…çevirmen…. ….ülkelerinin Türkiye büyük millet meclisine ne baskılar yaptığından haberdar değilim ama eğer baskı kabul edilmezse önümüzde duran kitabı ben Türkiye büyük millet meclisi üyelerinin okumasını istiyorum. Çünkü bu 90 yıldır halının altına süpürülmüş bulunan bir konu. Türkiye’de kitapçılarda soykırım karşıtı tezler ileri süren kitapları çok sayıda, bol bol bulabiliriz. Sıradan insanlar hikâyenin diğer tarafını hiçbir şekilde öğrenemiyorlar. Bununla ilgili kaynaklara sahip değiller. Ve biz de insanların bu hikâyenin öbür tarafını da öğrenmesini istiyoruz. Ve tekrar hatırlatmak istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı bu süreci başlattı o zamanki başkanı.

Ara Safian. Çevirmen. Şimdi ben kişisel fikrimi beyan etmek istedim, kayıtlara geçmesi açısından. İsviçre’deki durumla ilgili olarak sansüre karşıyım ben. Nefret suçlarıyla ilgili suçlamalar olacaktır ama her yerde de söylüyorum, tekrar da beyan ediyorum, İsviçre‘deki yasaya karşıyım, orda düşünce özgürlüğü olması gerektiğini savunuyorum. 11915 yıllarında olayların ne olduğunu öğrenmenin meşru yolları var. Ben tarihçi olmayan insanların bile aklına gelebilecek, sorabileceği sorular var. Ancak Türk resmi tarih tezini savunan tarihçiler bunları sormuyorlar, gündeme getirmiyorlar. Çünkü olayların gerçeklerin açığa çıkmasını istemiyorlar. Türkiye’de bu tür Ermeni sorunu ilgili soruların sorulmasını önemli buluyorum. Çünkü bu bizim ortak tarihimiz. Olaylar burda oldu. Ve bir yandan da ortak geleceğimiz de bu topraklar. O yüzden bu ülkede bu topraklar üzerinde bu soruların sorulması ve cevaplanması gerekiyor.

Temel Demirer. İşiniz var gideceksiniz. Ama şunu herkes belleğine kaydetsin. 2009’dayız. 100 yıl önce adanada ne oldu hiç bunu düşünen oldu mu? Tarsus’ta başlayıp Adana’ya kadar uzanan 20 ile 25 bin ermeni yurttaşımızın ölümüne yol açan ittihat ve terakki kayıtlarına da böyle geçen…neden bu Ermeniler …1909 Adana iştilası?…başlarına bu felaket geldi. Bunu konuşacak mıyız? Konuşmayacak mıyız? Vaktinizi aldım. Özür dilerim. Hedef göstermeme gelince çok hedef gösterildiğim için beni mazur görün. (ben mazur göremem kusura bakmayın)…oldu. O da senin problemin. Yaz o da senin problemin.

Ses. (İngilizce konuşuyor)….do you have…Türkkaya Ataöv….responce ….I hope ….will distribute…. Who gave …this book….
Çevirmen. Amerikada yaşayan Türklerin….inşaat mühendisiyim….bu kitabın yanı sıra Türkkaya Ataöv’ün kitabını da yayınlamasını dağıtmasını rica ediyorum.

Çevirmen. Bu kitabın içinde katkılarına ve bulabileceğiniz ABD’nin o zamanki Türkiye büyükelçisi Morgantau’nun eserlerinden alıntı olan bir kitap beyfendinin elindeki. Türkçe çevirisi Bir Ulusun Cinayeti ve bu kitabı okumanızı ricaı ederim dedi beyefendi.

Ses. ….Adana incident….I am also human being, I have children, I am grandchildren…there are incidences…..thank you very much.

Çevirmen. Şu anda Adana olaylarının konuşulduğu bir toplantıdan buraya geldik ve biz hepimiz insanız ve insanlar olarak da, çocuklarımız var,

Ses. Erkek. Torunlarımız var. Torunlarımızın şu biçimde bir dünyada yaşamaları… bu ermeni meselesi çok tehlikeli. Amerika’da olanları hepimiz biliyoruz.

Lord Avebury. (İngilizce karşılık veriyor)….
Ses. Erkek. …he needs to read this book. (başka bir kitap gösteriyor)
Çevirmen. Lord Avebury dedi ki, eğer böyle bir talebiniz varsa bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanınıza kendi ülkenizin meclis başkanınıza iletmesi gerekiyor ve bunu onlarla beraber, onların talebi üzerine tartışabiliriz. Sayın Sarafian’ın da bu kitabı okumasını talep ediyorum dedi. Sarafian da kitabı okudum ve sizinle tartışmaya hazırım ancak uygun ortamlarda. Burası uygun bir ortam değil…

Yönetici. Evet arkadaşlar….

Ses. Kadın. Basın tarih kurumunda şu anda adana olayları….

Yönetici. Evet arkadaşlar, toplantımız bitmiştir….

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: