İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sevgili Okuyucular,Sizlerle biraz dertleşmek istiyorum.

Sevgili Okuyucular, 

Sizlerle biraz dertleşmek istiyorum. 

Önce sizleri anlamsız bir tartışmayla meşgul ettiğimiz için özür dilerim. 

Bu yazıyı yazmakta amacım, önemli iki gelişmeye dikkatinizi çekmek. Biz Türkiye Ermenileri ve tüm Türkiye azınlıkları, hatta Türkiye Cumhuriyeti halkları için gelecekle ilgili en önemli proje Avrupa Birliği’dir. Bu gün Türkiye’nin AB’ye girmesinden daha önemli olan Türkiye’nin AB’ye girme hedefinden vazgeçmemesi, hedefe ulaşmak için çaba göstermesidir. Çünkü AB’ye girme hedefi Türkiye’nin insan ve azınlık haklarına saygılı çağdaş bir demokrasi olması demektir. Yani Türkiye AB’ye girdiği zaman zaten problemlerinin çok büyük bölümünü çözmüş olacaktır. AB üyelerinin, yeni üyeleri hele Türkiye gibi, toprak olarak AB ülkelerinin en büyüğü ve nüfus olarak ikinci sırada olan bir ülkeyi birliğe alırken normalden daha fazla inceleme yapacakları açıktır. Zaten AB Anayasa’sı yürürlüğe girerse koşullar daha açık hale gelmiş olacaktır. AB Türkiye ilerleme raporlarında yer alan ve Adalet Bakanlığı AB Genel Sekreterliği’nin de kısa vadeli öncelikler arasında yer verdiği “Gayrimüslim dini toplulukların tüzel kişiliğe sahip olması ve tüm haklarını kullanabilmelerinin sağlanması ve kendi din adamlarının eğitimi de dâhil olmak üzere, gayrimüslim azınlıklara yönelik yüksek din eğitimi imkânının verilmesi” ve tabi Patrikliğin tüzel kişiliğinin tanınması bizim için en önemli sorunlardır. (1) Yeni anayasa konusu gündeme gelirken, özellikle cemaatin ve patrikliğin tüzel kişiliğinin tanınması konusunda ciddi çalışmalar yapmak gereklidir.

Dün önemli haberlerden biri, Kültür ve Turizm bakanı Ertuğrul Günay’ın Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasıyla ilgisi beyanıydı. (2) Buradan anlaşılan, Sayın bakan, AB ve diğer gelişmiş devletlerin isteklerini dikkate alarak Ruhban okulunu açmak istediklerini ve hükümetin de açık olmasa da bu yönde düşündüğünü söylüyor. Bu gerçekten önemli bir gelişmedir. Hükümetin okulu açmak için formül araması bile ciddi bir aşamadır. Umarız kısa zamanda gerçekleşir. Bu haberi Milli Eğitim Bakanlığının ve Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış’ın konuyla ilgili olumlu görüşleri izledi. Bu haberleri de Hyetert içinde okuyabilirsiniz. (3) 

Ruhban Okulun açılmasının biz Ermenilere doğrudan bir yararı olmadığı açık. Ancak böyle bir gelişme hükümetin Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II’nin talebi olan İstanbul’da bir üniversite bünyesinde Ermeni dili ve dini eğitimi veren bir Ermeni kürsüsünün açılması isteğini de tekrar gündeme getirebilir. Bu kürsü Ermenice öğretmeni ve Kadim kilise için Ermeni din adamı yetiştirmek amaçlı olacaktı. İlk iki yıl dil eğitimi ve sonra iki yıl öğretmenlik ya da din adamlığı eğitimi verilmesi planlanmıştı. YÖK ve bazı üniversiteler ile ilişkiler kuruldu ama ne yazık ki Patrik Hazretleri rahatsızlığı nedeniyle bu konu uzun süredir rafa kaldırılmış görülüyor. Ancak tekrar gündeme gelmemesi için neden yok.
İkinci önemli haber ya da makale Cengiz Çandar’dan geldi. Süryani hayali, Kürt ve Arap gerçeği… başlıklı, Radikal’de yayımlanan yazı. (4) Çandar, 1932 yılında, Lozan’a aykırı olarak başta sadece Ermeni, Rum ve Yahudilere tanınan azınlık haklarının Süryanilere tanınmaması ve gelen baskılar nedeniyle Şam’ a taşınan Süryani Kadim Kilisesi Patriğinin geri gelmesi istiyor. Gerçekten Ruhban Okulu açılırken bir haksızlığa son verip Süryani ve diğer Gayrimüslim azınlıklara Azınlık haklarının tanınması ve tabi patrikliğin taşınması Türkiye açısından çok büyük bir demokrasi ve özgürlük hamlesi olacaktır. 

Süryaniler, Keldaniler gibi Gayrimüslim cemaatler yıllardan beri azınlık haklarını elde etmeye çalışırken bazı Ermenilerin azınlık haklarından vazgeçilebileceği yolunda beyanları görülüyor. Ne yazık ki bu yanıltıcı, büyük yanlışın özellikle bazı solcu gruplarca ileri sürüldüğünü duyuyoruz. Bu konuda uzun süre önce yazmış olduğum bir yazı Nor Marmara gazetemizin Türkçe ekinde ve Hyetert’te yayımlanmıştı. (5) Yazıda :”Sonuç olarak, azınlık hakları biz azınlıkları, çoğunlukla eşit kılmayı amaçlayan pozitif haklardır ve ayrıcalık olarak değerlendirilemez. Azınlıklar istese de bu haklardan vazgeçemezler, yani azınlığın talebi ile bu haklar ortadan kaldırılamaz. Azınlıklar, ulusal antlaşmalarla ya da uluslararası sözleşmelerle devletin kendilerine verdiği pozitif haklardan yararlanmalı ve bu haklardan yararlanabilmek için gerekiyorsa demokratik yollarla mücadele etmelidir” deniyor. 

Bilindiği gibi günümüze kadar bütün ulusların kabul ettiği bir azınlık tanımı yoktur. Ancak bu konuda en önemli ve geçerli tanım “BM İnsan Hakları Komitesinin Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt- Komisyonu’nun 1966” yılında yaptığı tanımdır (6). Bu tanıma göre azınlık olmanın farklılık, sayı, başat olmama ve vatandaşlık gibi nesnel koşullarının yanında en önemli ve tek öznel şartı azınlık bilincidir. Bir grubun azınlık olabilmesi için “Grup özel niteliklerini ve geleneklerini korumaya istekli olmalıdır. Yoksa söz konusu grubun asimile olmak istediği anlaşılır ve ona azınlık denmez. Azınlık bilinci olmadan azınlık olmaz” (7). Bu duruma göre, azınlık olmayı kabul etmemek gönüllü asimilasyon yoluna girmek demektir. 

Son olarak, Sevgili Okuyucular, kış aylarında 1500’e kadar varan Hyetert ziyaretçilerimiz yaz aylarında 1000’in altına iniyor. Bizim sizlerden başka reklamımızı yapacak kaynağımız yok. Lütfen Hyetert’i beğeniyor ve onaylıyorsanız tanıdıklarınıza, dostlarınıza önerin, gruplarınıza gönderin.
Sevgiler.
Murat Bebiroğlu 

1) http://www.abgm.adalet.gov.tr/dokumanlar/faaliyetmay2008.pdf
2) https://web.archive.org/web/*/http://www.hyetert.com/haber3.asp?Id=32517&DilId=1
3) https://web.archive.org/web/*/http://www.hyetert.com/haber3.asp?Id=32519&DilId=1; https://web.archive.org/web/*/http://www.hyetert.com/haber3.asp?Id=32521&DilId=1
4) https://web.archive.org/web/*/http://www.hyetert.com/yazi3.asp?s=0&Id=467&DilId=1
5) https://web.archive.org/web/*/http://www.hyetert.com/yazi3.asp?s=0&AltYazi=Makaleler%20\>%20Sorunlarýmýz&Id=181&DilId=1 
6) Baskın Oran- Küreselleşme ve Azınlıklar-İmaj Yayınevi 2000- Sayfa 67
7) Baskın Oran- a.g.e. Sayfa 67–69/ Murat Saraçlı-Avrupa Birliği Ve Türkiye’de Azınlıklar-Lotus 2007 Sayfa:23-25

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: