İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ALBATROS-Recep Maraşlı’ya selam Ragıp Zarakolu

ALBATROS
Ragıp Zarakolu
Recep Maraşlı’ya selam 

70’li yılların Kürt sorunu ile ilgili en tabu kırıcı, öncü işlevi gören yayınevi olun KOMAL yayınevinin ve RİZGARİ dergisinin editöru olan Recep Maraşlı’nın, yıllar süren çalışmasi, Ermeni Ulusal Demokratik Hareketi ve 1915 Soykırımı1 nihayet yayınlandı. Bunun için Peri Yayınlarına teşekkür borçluyuz.
Recep Maraşlı 12 Eylül zindanlarında az zulum çekmedi, Kürt sorunu adını koyarak gündeme getirdiği, resmi ideolojinin eleştirisini sağlam temellerle oturttuğu için. İsmail Beşikçi’nin yapıtlarını da omurlarla buluşurdu. 

Sait Çetinoğlu’nun belirttiği gibi, bu yapıt sadece Osmanlı coğrafyasında Ermeni halkına uygulanan soykırımın ötesinde, Ermeni halkının ulusal demokratik mücadelesini de aktarıyor ve bu coğrafyadaki diğer halkların kaderi ile kesişen tarihi de anlatıyor.
Maraşlı, Ermenilerin bu topraklarda binlerce yıldır yaşayan kadim bir ulus olduğunu ve ülkemiz insanının nasıl bir Ermeni düşmanlığı ile donatıldığının ayırtına varıp, daha tutsak olduğu sıralarda araştırmalarına başlamıştır. Aydın cezaevinde başladığı çalışmalarını, Ankara Ulucanlar’da devam ettirmiş ve Berlin’de tamamlanmıştır. Maraşlı, resmi tarihin yarattığı tahribata dikkat çekerken, Tarihsel belleğe de değiniyor. 

Çalışma Eklerle birlikte 7 bölümden oluşmaktadır; Birinci bölümde ortak bir tarih denemesi başlığıyla, bu toprakların tarihi içinde kadim ve otokton halklarının kesişen tarihleri özetleniyor. Ermeni ulusal demokratik hareketi başlıklı İkinci bölümde ise , Ermeni demokratik hareketinin gelişimine değiniliyor.
Üçüncü bölüm, jenosit sürecine ayna tutuyor. 

Dördüncü bölüm Kemalist iktidarın batı Ermenistan’ın yeniden işgali başlığıyla Mütarekeden Lozan’a kadarki dönemde, Ermeni halkı özelinde bu toprakların hikayesi, beşinci bölüm ise 1924 sonrası Kemalist iktidarın kurumlaşması politikalarından etkilenen halkların acıları nakledilir.
Beşinci bölüm Cumhuriyet dönemine ayrılmış olup bu dönemin etnik yok etme ve yayılma politikalarına ayrılmıştır. Maraşlı, yayılmayı Dış ve iç yayılma olarak ikiye ayırır. Dış yayılma olarak Hatay ve Kıbrıs’ı örneklendirir. İç yayılma olarak da cumhuriyetin tüm etnik arındırma, yok etme, asimilasyon, inkar politika ve uygulama politikalarını örneklendirir ve mercek altına alır.
Altıncı bölümde özellikle tarih felsefesine odaklanmış olup Ermeni ulusal hareketi ve 1915 Jenosidiyle ilgili genel sonuçlar irdelenmektedir. Ekler bölümü tarihsel belleğin silinmesi araçları olarak isim değiştirmelerine odaklanılarak, bu toprakların isimlerinin etimolojik kökenlerine dair bir denemeyi içerir.
Maraşlı, 1915 Jenosidinin hiçbir mazerete sığınılmadan, açıkça kınanması, yapanların, yaptıranların lanetlenmesinin bir insanlık borcu olduğunun da altını çizerek, Bediüzzaman’ın Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişkisinin üzerinde de duruyor.
Maraşlı, Ermeni ulusal demokratik hareketini dönemlere ayırıyor. Reform taleplerinden bir sonuç alamayan Ermeniler ikinci evrede Ermeni burjuvazisinin reformist siyasetin ayrılıp siyasal radikalizm ve silahlı mücadele olarak adlandırılan evredir. Osmanlı yönetiminin baskılarını devam ettirme tavrına karşı radikalleşen Ermeni hareketlerinin/partilerinin anatomisini tahlil ederek, radikal Ermeni eylemlerinden, direnişlerden ve fedai hareketlerinden örnekler verir.
Bu hareketlerin bastırılmasında da Ermeni ulusalcılığını Kürt feodalitesiyle barajlama ve halkları birbirleriyle çatıştırma politikasının organı olarak Hamidiye alayları ön plandadır.
Ermeni ulusal demokratik hareketin her evresinde İmparatorluktaki Hıristiyan topluluklara karşı batılı büyük güçlerin korumacılık söylemlerinin laftan öteye gitmediğini ve yerli Hıristiyan topluluklara karşı yapılan kıyım ve katliamlara karşı Batılı güçlerin seyirci kaldıklarının örneklerini veriyor.
Maraşlı, Sol iddialı örgütlerin Ermeni Soykırımına bakış açısına da eleştiriler getiriyor. Bazı örgütlerin içlerinde Ermeni militanların olmasına rağmen soruna milliyetçi açıdan yaklaşımlara örnek veriyor.
Maraşlı İster Türk, ister Türk, Arap veya Çerkez, soykırım mağduru halkların kırımına katılmayan, korumaya çalışan ve karşı çıkma cesareti gösteren her kişi insanlığın onurunu kurtaran abideler olarak anılmaya değer olduğunun altını çizdikten sonra, çözüm için herkesin sorumluluk almasını istiyor: “Hepimizin kendimize, ailemize bir çocuk saflığıyla yönelteceğimiz Baba, dede, soykırımda neredeydin? sorusu bir çok kapıyı açabilir. Önyargılar ve tabular, doğru sorulan küçücük soru işaretleri karşısında paramparça olabilir”.
1 Recep Maraşlı, Ermeni Ulusal Demokratik Hareketi ve 1915 Soykırımı, Peri Yayınları, Ed. Ahmet Önal, 2008, 544 sahife

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: