İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

DOĞRULARI BULMAK- BİR GÖÇ ÖYKÜSÜ

DOĞRULARI BULMAK

Kendimiz için doğru olanı bulmak adına çabalar dururuz ömür boyunca. Doğru işi, doğru eşi bulmak, doğru dürüst bir hayat seviyesinde yaşamak, daha iyisine ulaşabilmek için çalışır, gayret eder, emek veririz.
Böyle düşündü arkadaşım ve yurt dışına yerleşmeye karar verdi, kendisi ve ailesi için doğru olan buydu kendi değer yargılarına göre. Kesin kararlıydı, evini dağıttı, işini devretti, iki çocuğunu da alıp bilinmeze doğru, iyimser gözlerle, enerjik bir adım attı.
Göze almıştı bir takım zorlukları, göğüs gerçekti olumsuzluklara karşı, azımlı ve istekli olması ailenin tüm fertlerine bulaşıcı bir hastalık gibi geçer diye düşünüyordu.
Aylar geçti, beklentilerinden kısmen feragat etmek zorunda kaldığını anladı, hayatı boyunca hiç çalışmamış olmasına rağmen eşinden önce kendi bir iş buldu, çocukları okula kaydetti, hiç bilmediği bir mücadelenin içine düstu. Eşi bu durumdan memnun olamıyordu, geride bıraktıklarını arıyor, « hep senin yüzünden bunları yaşıyoruz » cümlesini sıkça tekrarlıyordu.
Seneler geçmeye devam etti. Beş yıl ölmüştü geleli, çok yönlü mücadelenin olumlu yanları parmakla sayılacak kadar az, olumsuzluklarıysa katlanarak çoğalır haldeydi. Eşi lisan öğrenmek istemiyor, çaba harcamaktan kaçıyor, pişmanlık yüklü depresif bir kişiliğe bürünüyordu. Çocuklara gelince, birer delikanlı olmuşlar , evdeki huzursuzluğa daha fazla tahammül edemeyip özgür yaşamayı tercih etmişlerdi.
Arkadaşım tek başına mücadele ederek, ayakta durmaya çabaladı, en zor olanı evdeki psikolojik baskıya yenik düşmemekti. Kendisi kısmen adapte olmuştu yeni yaşamına, hatta
çevresindekilerin takdirini topluyor, azmi başkalarına örnek oluyordu. Eşi ise aksine, kendini terkedilmiş hissedercesine içine kapanıyor veya haykırarak kızgınlığını taşkınlığa
vurup kendine ve ailesine zarar veriyordu.
Arkadaşım bir fırsatını bulup eşini geri göndermeğe karar verdi, uyguladı bu zor ama kaçınılmaz ayrılığı. Bir müddet sonra duydum ki kendi de kocasını takip etmiş, geri dönmüştü. Çocuklar ise özgür yaşamaktan memnun ayrı istikametlerde, hayatlarını devam ettireceklerdi.
Doğru olanı bulma çabaları boşa gitmişti bu gerçek yaşam öyküsünde, geriye dönüp bakıldığında, verilen onca emek, çaba, çekilen eziyet, bedenen yıpranmaktan başka bir işe
yaramamıştı.
Bence, doğru olanı bulmak ve bunu bulduğuna inanarak tatminkar davranmak belki de en iyisidir.
Mutluluk, Aziz Augustin’in dediği gibi , belki de » elde ettiklerimizi arzulamaya devam etmektir »

« Le bonheur, c’est de continuer à déşirer ce qu’ön possède »
Saint Augustin

Mutlu kalın
Sylvie Marazyan

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: