İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hırant Dink cinayetinin zamanlaması!

Arslan BULUT 

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hırant Dink’in öldürülmesi ve ardından olay yerinde toplananların “Katil devlet hesap verecek” diye bağırmaları, vahimdir!
Tam da Türkiye hakkında Arjantin Parlamentosu’nun Ermeni soykırımı kararı verdiği ve Amerikan Temsilciler Meclisi’nde de benzer bir kararın gündeme getirildiği bir sırada, “Türklüğü Aşağılamak” suçundan yargılanmakta olan Hırant Dink’in öldürülmesi, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya yönelik geniş bir kampanya başlatmak isteyenler için ciddi bir fırsattır.
Nitekim Başbakan Tayyip Erdoğan da bu hususa işaret etmiştir. TBMM Başkanı Bülent Arınç da Hrant Dink’in öldürülmesinin “haince, sinsice, kasıtlı olarak ve direkt Türkiye’nin geleceğini, mutluluğunu yok etmeye yönelik olduğunu” söylemiştir. Bana göre de asıl sebep budur!

* * *

Olay hakkında yorum yapmak için erkendir. Katil veya katillerin cinayeti işleme sebebi, varsa arkalarındaki güç bütün ayrıntıları ile tespit edilmeden, söylenecek sözlerin fazla bir anlamı yoktur.
Fakat, cinayetin sebebi ne olursa olsun, olay Türkiye’nin aleyhinedir!
Dolayısıyla, cinayet araştırılırken bu konu üzerinde de durulmalıdır.
Yalnız, cinayetin arka planı ortaya çıkarılmadan, bir grup tarafından devletin suçlanması, daha şimdiden olayın nerelere kadar götürülebileceğini göstermektedir.
Devlet, Türkiye’ye kötülük demek olan böyle bir cinayeti niçin işletsin?
Bunun akılla bir ilgisi var mıdır?
Cinayetin zamanlaması da Türkiye aleyhine bir süreci başlatmak isteyenlerin işine geliyor.
Dolayısıyla, sadece zamanlama bile büyük bir provokasyondan şüphelenmek için yeter.
Bu arada, medyada, olayı, Türkiye’yi savunmak isteyenleri suçlama vesilesi haline getirmeye dönük yorumlar da hemen yapılmaya başlandı.
Dünyanın ve bölgemizin bu kadar gergin olduğu bir dönemde provokasyon yapılacak diye Türkiye savunmasız kalacak değildir.
Bu cinayet, Türkiye’yi savunmasız bırakmak için kullanılmak istendiğine göre, provokasyon daha şimdiden başlamıştır.

* * *

Hırant Dink son yazısını, “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.
Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.
Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce” diye bitirmiş.
Demek ki, Hırant Dink, yazısında belirttiği tehditlere rağmen Türk halkının sağduyusuna güveniyordu.
Demek ki bu cinayet, Türk aklının işi değildir.
Dolayısıyla cinayet aydınlatılmadan, arkasında yabancı bir istihbarat parmağı bulunup bulunmadığı tespit edilmeden, “utanç” tan bahsetmenin de bir anlamı yoktur.
Olayı, Ermeni iddialarını dünya çapında gündeme getirmek için kullananlar planladıysa, bu işten Türkiye ve Türkler niçin utanç duysun?
Zaten, gerek yerli gerekse yabancı medyada yapılan yorumlar, Türkiye’nin hedef seçildiğini göstermektedir.
Ama, Türk halkının sağduyusu bu çirkin emel sahiplerinin tuzağına düşmeyecek kadar güçlüdür.

* * *

Fakat üzüldüğümüz bir gerçek de şudur ki, devlet daha Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Necip Hablemitoğlu cinayetlerini aydınlatmış değildir.
Onur Öymen’in belirttiği gibi, bu cinayetler aydınlatılmalıdır ki, herkes, Türkiye’nin cinayetlerle yönlendirilebilecek bir ülke olmadığını anlasın!
Gerçekler ortaya çıkarılmadan, zamanlama olarak kurgulanmış bu cinayet hakkında yapılacak bütün yorumlar, havada kalır.

Yorumlar kapatıldı.