İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Vatikan´da ezan sesleri

Hasan Demir

Papa 16. Benedictus’u Castel Gandolfo’daki yazlık ikametgâhında ziyaret eden ve kendisiyle 40 dakika baş başa kalan Almanya Başbakanı Angela Markel, bu görüşme sonrası bakınız neler diyor:

“- Papa ile din özgürlüğünü ve Avrupa’nın rolünü konuştuk. Papa’ya, Avrupa’nın Anayasa sözleşmesi altında bir kimliğe ihtiyaç bulunduğunu söyledim. Bana göre bu sözleşme Hıristiyanlık ve Tanrı ile ilintilendirilmelidir. Zira Avrupa’nın oluşumundaki belirleyici etmen Hıristiyanlıktır.”

Markel doğru söylüyor.

Avrupa’nın oluşumundaki belirleyici etmen, gerçekten Hıristiyanlıktır. Bunun daha doğru bir deyimi, “Haçlı Seferleri”dir. “Haçlı Seferleri” denildiğinde ise akla gelen Türk Milleti’dir. Yani bugün bir Almanya, bir Fransa, bir İtalya, bir İspanya, bir Yunanistan varsa ve bunlar bugün 12 Havariyi temsilen 12 yıldız altında bir Avrupa Birliği oluşturmuşlarsa bunun temeli “Haçlı Seferleri” motivasyonu ve Viyana önlerine kadar gelip meydanları “Allahü Ekber!” nidalarıyla dolduran Türk milletidir.

“Haçlı Seferleri” motivasyonu ve “Türk korkusu” ile “millet” ve “birlik” olmuş AB’nin bugün için en büyük sıkıntısı, “Mânevî boşluk”tur. Teknoloji ve ilimde hayli mesafe almış, maddî problemlerini halletmiş, okuyan ve sorgulayan Avrupalıyı Hıristiyanlığın hiçbir mezhebi tatmin etmiyor. “Bir”in “Üç”lenmesi, Allah’ın İsâ şekline bürünmesi, her insanın doğar doğmaz günahkâr olması bir Avrupalının öyle kolay inanıp, böyle bir inançla öldükten sonra cehennemden kurtulacağına emin bir şekilde hayatını sürdürmesi mümkün değil. “İlk günah”a inanmakta zorlanan Batılı, Âdemoğullarının bu günahları yüklenmek zorunda oluşu ve sonsuza kadar cezalandırılışına akıl erdirememekte.

Batılı artık soruyor:

“- Her şeyi yapmaya kadir olan Allah neden insanoğlunun günahlarını affetmiyor? Bunu her nerede ise oradan yapabileceği halde neden insan suretine girmek zorunda kalıyor? Yani neden insanların günahlarını affetmiyor da, İsa şeklinde inip insanların günahlarını yükleniyor? Bu vasıflardaki bir Tanrı bütün kainatın Tanrısı olabilir mi?”

Yani dostlar Avrupa ve bütün Batı için Hıristiyanlık bitme noktasına gelmiş durumda. Batılı kendine din arıyor. En son başvurduğu din İslâm, en son başvurduğu kitap ise Kur’an. Çünkü yüzyıllardır ona öğretilen Kur’an’ın, İslâm’ın ve Hz. Muhammed’in çok kötü olduğu, onların aracılığıyla kurtuluşa asla erişemeyecekleridir. Avrupalı onun için kimi zaman çaresizlikten ateist oluyor, kimi zaman bilimi din zannediyor, kimi zaman Ferrarisini satıp Uzakdoğularda kurtuluş ve huzur arıyor. Peki sonra neler oluyor? Kimi yoruluyor, şeklen eski dininde kalıyor, kimi kurtuluşu mistik labirentlerde bulğunu zannediyor. Şanslı ve ısrarcı olanlar ise Kur’an’a ulaştıklarında zifiri karanlıklardan birdenbire aydınlığa düşmüş gibi seviniyor, huzur buluyor ve “İşte din bu, işte Kitap bu, işte Peygamber bu!” diyerek, Kur’an ve Hz Muhammed(s.a.v)’e dört elle sarılıyorlar.

İşte Papalık ve Merkel gibilerin korkusu bu.

Yani onlar da gerçekten kendi dinlerine inandıklarından değil, Avrupalının İslam’ı fark etmesinden endişeliler.

Onlar, halkı Müslüman ülke Türkiye AB üyesi olursa, Avrupalı bir şekilde Kur’an’a elini sürecek ve ondan sonra yalnız Bon’da, Paris, Roma, Madrid, Londra ve Brüksel’de değil, Vatikan’da da ezan seslerinin yürekleri titretir hale geleceğinden endişe ediyorlar.

Bunu ben söylemiyorum, bunu Almanya’nın Siegen Üniversitesi’nde geçtiğimiz günlerde bir konferans veren Alman Profesör Thomas Nauman söylüyor:

“- Kur’anı ve Müslümanları tanımayanlar, İslâm’ın insanları toleranssızlığa teşvik ettiğini düşünüyorlar. Müslümanlık bir barış dinidir ve zorbalığı katiyen yasaklar. Avrupa İslâm âlemine çok şey borçludur. Sıfır rakamı ve logaritma gibi matematik kurallarını, astronomi ve tıbbı Avrupa İslam dünyasından öğrendi. (..) Muhammed (a.s.m) insanlığa insanlığı öğretti, medeniyeti getirdi. Onun insanlığa sunduğu medeniyetin bir benzerini dünya tarihinde hiç kimse getirmemiştir. İşte onun karşısında huzurunuzda saygı ile eğiliyorum.”

Özetle tâ ABD’den, “Haçlı seferi başlattım” diyen Bush’un, Irak’a asker göndermemde Hıristiyanlığım etkili oldu diyen Blair’in, Markel’in, Papalığın ve bütün Batı’nın korkusu, sorgulayan Batı insanının tesadüfen de olsa Kur’an ile buluşması. Kiliseyi yetersiz gören Batılının Alman Profesör Nauman gibi, Hz. Muhammed(s.a.v.) karşısında hürmetle eğilivermesi..

İşte o zaman AB’nin varlık sebebi ortadan kalkıverecek…

Kilise er geç ölecek..

Vatikan’da ezan sesleri çınlayacak, Batılılar da kurtulacak inşallah..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: