İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Belge`li İhanet

Altemür Kılıç

Türklüğü aşağılamayı “aydın” olmanın şartı sayanların çokluğu karşısında merak ettim, soruyorum; “Kendi milletlerine, milli davalarına, tarihlerine ihanet eden sözde “aydınlar” başka ülkelerde de var mı? Bizde bunlar neden bu kadar çok?” diye. Bu soruma en veciz cevabı dostum Profesör Çetin Yetkin verdi: “Büyük milletlerin kahramanları büyük ve çoktur, ama hainleri de bol ve çok olur!”

“Türkün Türkü aşağılamasını” kınayan Türker Alkan “aydınların ödevi eleştirmektir-aydınları kimse sevmez” diye o aydınları, herhalde “akademik görev” yapıyorlar diye mazur görüyor. Öyledir de, işgüzarlar bizde neden bu kadar çok ve neden Türk`ü, tarihini, tezlerini kınamakta, mesela “Ermenileri kestik” diye beyanat vermeye, yazılar, kitaplar yazmaya, özel sempozyumlar düzenlemeye aşırı tehalük gösterirler? Bumu “akademik işlev” araştırma olarak mazur görmeye imkân yok… Hele, bu “aydınlar”, tarihte Türklere yapılan haksızlıkları, Ermenilerin Doğuda, Güneyde Türklere yaptıkları, toplu mezarlarla ve belgelerle kanıtlanmış katliam ve mezalimi, Yunanlıların Batı Anadolu`da yaptıklarını, son zamanlarda Rumların Kıbrıs`taki cinayetlerini, Kerkük`te Türklere yapılanları ve daha önce 1820`de, Yunanlıların Mora`da bir gecede 20.000 Türk`ü “onları ay yuttu” diye yok etmelerini, ” akademik” de olsa incelemedikleri bilindiğinde! Murat Belge acaba başka “devletlerin” Türkiye`ye karşı “tasarrufları” üzerinde hiç durmaz da, Türk Devletini suçlamak için tarihin çöplüğünde kırıntı toplar? Ve bu sözde aydınlar, her fırsatta, Güneydoğu`da, Türkleri -Türkiye`yi, haksız kılmak ve TSK`yı”kışkırtıcı” göstermek için, AB Komiserleri ve bölücülerle işbirliği halinde “şovlar” , “platformlar” düzenlerler, bildiriler yayınlarlar da, PKK ve şehitler konusunda manalı bir sessizlik içindedirler? Evet, bu aydınlar Yunanistan`da, Ermenistan`da, Kıbrıs`ın Rum tarafında ve diğer ülkelerde hiç yok da, bizim tarafta neden bu kadar bol!

Bu “sendromun” ve “aydın tipinin” önde gelen örneği olduğunu özellikle “Devleti” ve tarihimizdeki “Devlet tasarruflarını” irdeleyen Murat Belge `yi konu yapıyorum. Gerçekte, “hiçbir şeyi doğru öğrenememiş ve fakat hiçbir şeyi, tarihin çöplüklerindeki kırıntıları unutamamış..” Son yazısında Türk Devletinin çok partili yıllarındaki “yanlış” tasarruflara değinmiş… Bunların hepsi olayları gerçek çerçeve ve şartlarından soyutlayıp masa başından ahkâm kesmenin örnekleri

33 KURŞUN…

Mesela, “Mustafa Muğlalı Paşa” olayı… Bölücülerin “33 Kurşun” diye efsaneleştirmeye çalıştıkları bu olayı, Belge onların tarafından kınıyor… Mustafa Muğlalı şerefli bır Türk Generali… I.Menemen hadisesinden sonra kurulan, orada mürteci dervişlere hak ettikleri cezayı veren Mahkemenin Başkanı, 1943`te 3.Ordu Komutanı Orgeneral Muğlalı, Van`ın Özalp ilçesinde, bölgede Kürt başkaldırılarını temizlemek için bölücülerle bağlantılı bir çeteyi tenkil emrini vermiş. Bu olayla, Şemdinli`deki son olaylar arasında benzerlikler var. Muğlalı Paşa o şartlar içinde zorunlu ve gerekli gördüğünü yapmış. Ama maalesef Demokrat Parti, 1950 yılında iktidara geldiğinde, 1943 yılında meydana gelen olayla ilgili olarak Paşayı, o bölge milletvekillerinin taleplerine boyun eğerek ve oy için yargılatmış, Orgeneral idama mahkûm edilmiş, Cezası müebbette çevrilmiş fakat 1951`de cezaevinde kahrından ölmüş. Asıl bu, o sırada, “devlet” gücünü kullanan iktidarın ayıbı! Ama TSK, Muğlalı Mustafa Paşa`nın adını bır kışlaya vermekle ona olan saygısını ve vefasını göstermiştir. Devlet de, TSK gibi, kendisinden yana olanlara sahip çıkmalıdır!

Belge, devlet gücünün kötüye kullanılmasına örnek olarak TSK`nın müdahalelerini gösteriyor… Ancak bu müdahaleleri gerektiren koşulların ve bu koşulların oluşmasında “aydınların” sorumluluğunu da “akademik” olarak araştırmak gerekir! …

Belge`nin, diğer sözde “aydınların” şu sırada korkuları, onun deyimiyle, “devlet içinden yardım gören faşizan çığırtkanlığın tırmanması…” Ama bana göre, aslında Türkiye içinden ihanetlerle, dışardan baskı ve tehlikelerle sarsılmışken, milliyetçiler “Çılgın Türkler” uyanıyorlar! Post-modern Ali Kemallere rağmen!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: