İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye bir `mozaik´ değildir

Hasan Celal Güzel

Sevgili okuyucular, geçen haftaki sohbetimizde ‘Türkiye’de Kürt sayısı nedir?’ başlıklı yazım çok ilgi gördü. Bu konuyu merak eden yüzlerce okuyucumun telefon, mektup ve elektronik postaları ile ilettikleri tebriklerin yanında, bölücü çevrelerin nasıl küfürnameler gönderdiklerini herhalde tahmin edersiniz. Bu pazar sohbetinde de Türkiye’nin etnik yapısından bahsetmek istiyorum.

Efendim, bendeniz ‘ırkçı’ değilim. İnançlı bir Müslüman’ın ‘kavmiyet asabiyeti’ne dûçar olması zaten mümkün değildir.

Hz. Peygamber ölçüyü koymuştur: ‘Arabın Arap olmayana üstünlüğü yoktur’. Lâkin, bu evrensel gerçek, Türk Milleti’nin, Türk Vatanı’nın, Türk Kültürü’nün inkârını gerektirmez ki…

Dünyanın hiçbir yerinde ırka dayalı ‘millet’ ve ‘vatan’ anlayışı yoktur. ‘Saf ırk’ ise ancak bir takım iptidaî kabileler için söz konusundur. ‘Türk Milleti’, ‘Türk Devleti’ derken kullandığımız ‘Türk’ sıfatı da etnik bir nitelendirmeyi değil, vatandaşlığı ve kültürü ifade etmektedir.

‘Mozaikçiler’ ezber bozmalıdır

Son dönemde aydın geçinen bazı lafazanlar, birbirinden kopya ederek papağan gibi bir ‘ezber bozma’ sözü tutturmuş gidiyorlar. Onlara göre, Türkiye’nin millî güvenliği ve menfaatleriyle ilgili bazı gerçekleri saptırmak, ‘ezber bozma’ olarak görülüyor. Ezberi bozalım da bölücü Kürtçülere tavizler verelim; ezberi bozalım da ‘resmî tarih’in yazdıklarının dışına çıkıp atalarımızı Ermeni soykırımcısı olarak kabul edelim, öyle mi?.. Asıl siz ezberinizi bozun da, Türkiye’nin ‘mozaik’ olduğu iddialarından ve ‘Türkiyelilik’ saçmalıklarından vazgeçin.

Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü’nde mozaikin sosyolojik anlamı, ‘Değişik dillere ve kültürlere sahip insan topluluğu’ şeklinde tarif ediliyor. Buna göre, bir toplumun mozaik olabilmesi için hâkim kültürün bulunmaması gerekir. Sosyolojinin temel kavramlarına göre, yüzde 65’inden fazlası aynı etnik, millî veya dinî grubun oluşturduğu toplumlar ‘mozaik toplum’ olarak görülemez. Mozaik toplum ‘ezberinin’ amacı, zihinlerde parçalı toplum imajını yerleştirmektir.

Mozaik kavramı bir Soğuk Savaş dönemi psikolojik operasyon kavramıdır. Kavramı üreten KGB’dir. Mozaik kavramını kullananlar, bu kavramın hâkim kültürün varlığını reddettiğini gözden kaçırırlar. Oysa ülkemizde hâkim bir kültür vardır ve bu kültür ‘Türk Kültürü’dür (Prof. Dr. Ümit Özdağ). Esasen diğer etnikaltı grupların, bu gruplara mensup vatandaşlarımızdan bir kısmının kullandığı dil haricinde, Türk Kültürü’nden hiçbir farkları da yoktur.

‘Canım, hangimiz saf Türküz ki?’

Bizde ‘mozaikçi aydın tâifesi’nin bir tekerlemesi vardır. ‘Canım, hangimiz saf Türküz ki?’ derler. Sanki Türkiye’de saf kan/kafatası ırkçılığı anlayışı varmış gibi… Bunlara göre, bir avuç Orta Asya Türkü Anadolu’ya gelip kaybolmuşlardır. National Geographic Derneği’nin Anadolu’daki ırkçı projesine dayanarak ‘Türkiye’de Türk geni azmış’ diye ırkçılık yapmaya bayılırlar. ‘Anadolu Uygarlıkları’ teziyle, kendilerine ata olarak ‘İyonları’, ‘Bizanslıları’ tercih eder; Selçuklu’ya, Osmanlı’ya yan bakarlar.

İşin kötüsü, oy kaygısıyla seçmen tabanının tamamına şirinlik yapmaya çalışan politikacılar da, bu ‘mozaikçi aydınlar’ın dolduruşuna gelmiş ve ‘çokkültürlülük’ teranesiyle mozaikçi nutuklar atmışlardır.

Rahmetli Özal, Türkiye’nin mozaik olduğunu iddia ettiğinde itiraz etmiştim ve bu konuda aramızda tartışmıştık. ‘Biz Almanlar gibi
homojen değiliz’ demişti. Şimdi keşke yaşasaydı da, homojen dediği Almanya’nın etnik dağılımını önüne koyabilseydim (http://www.joshuaproject.net/ethne.php ).

Ne yazık ki, Başbakan Erdoğan da bu yanlış ve tehlikeli sıfatı birkaç defa kullandı. Naçizane kendilerine eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Çekoslovakya’nın başına gelenlerle Belçika’nın parçalanmakta oluşunu hatırlatmak isteriz.

Bu arada, dünyanın neresinde bir Başbakan’ın ya da Cumhurbaşkanı’nın, kendi ülkesinde 40 küsur etnik grup olduğunu beyan ettiğini de sormamız gerekir.

Ana dile göre etnik dağılım

Geçen hafta da söz ettiğimiz, nüfusun ana dile göre dağılımını gösteren DİE’nin 1965 genel nüfus sayımlarına göre, Türkiye nüfusunun yüzde 90.11’i ana dilini Türkçe olarak beyan etmiştir.

Kalan kısmın yüzde 7,07’si Kürtçe, yüzde 1.16’sı Arapça, yüzde 0.48’i Zazaca, yüzde 0.18’i Çerkezce, yüzde 0.09’u Gürcüce, yüzde 0.08’i Lazca, yüzde 0.07’si Pomakça, yüzde 0.06’sı Boşnakça, yüzde 0.04’ü Arnavutça ve yüzde 0.66’sının diğerleri olduğu görülmektedir.

Ana dilini Türkçe olarak beyan edenlerin az bir kısmının değişik altkimlik menşeili oldukları, ancak Türk kimliğini benimsedikleri düşünülebilir.

Ali Tayyar Önder’in tesbitlerine göre; 1996 itibarıyla Türkiye’nin etnik yapısı şu şekildedir: Türk yüzde 90.06; Kürt yüzde 6.76; Zaza yüzde 1.08; Arap yüzde 1.08; Çerkez yüzde 0.34; Laz yüzde 0.27; Diğer yüzde 0.41. Görüldüğü gibi, DİE sayımları ile bu sonuçlar birbirini tutmaktadır.

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre; Türk yüzde 86.21; Kürt yüzde 8.36; Zaza yüzde 0.53; Çerkez (bütün Kafkas göçmenleri) yüzde 2.14; Arap yüzde 1.63; Laz yüzde 0.02 ve diğerleri yüzde 1 olarak tesbit edilmiştir (Prof. Dr. Mehmet Şahingöz, Ethnologue Data from Languages of the World, ABD).

Ayrıca, P. A. Andrews’in ‘Türkiye’de Etnik Gruplar’ isimli eserinde Türk kökenlilerin oranı yüzde 88.03 olarak bulunmuştur.

Diğer taraftan, CIA internet sitesi de dahil olmak üzere, Türkiye’deki alt kimlikleri mübalağa etme eğilimindeki istatistiklerden hiçbirisi Türk nüfusunu yüzde 75’in altında gösterememektedir.

Bütün bu araştırmalar, Türkiye’de nüfusun en az yüzde 85’inin Türk olduğunu ve böyle bir ülkeye de ‘mozaik’ denilemeyeceğini ortaya koymaktadır.

Konda’nın kimlik araştırması

Türkiye’de etnik kimlik konusunda, bugüne kadar yapılan araştırmalardan en önemlilerinin başında 27 Şubat 1993 tarihinde açıklanan ‘Milliyet Gazetesi Konda Büyük Araştırması’ gelmektedir.

Buna göre, benimsenen kimlikler, Türk yüzde 65.0; Türk Müslüman yüzde 21 (İkisinin toplamı yüzde 86 olmaktadır); Müslüman yüzde 4.0; Kürt Kökenli Türk yüzde 3.7; Arap yüzde 0.13; Çerkez yüzde 0.46; Laz yüzde 0; Kürt-Zaza yüzde 3.90’dır.

Deneklerin yüzde 89.7’si kimlik olarak Türk kimliğini benimsemektedir. Deneklerden farklı kimlik bildiren ve yüzde 1’i aşan tek grup yüzde 3.9’luk oranla Kürtlerdir. ‘Türk değilim’ diyen grupların toplam oranı ise sadece yüzde 5.39 olarak ortaya çıkmaktadır.

Bana, vatandaşlarının yüzde 95’i kendisini aynı kimlikle tanımlayan bir başka ülke gösterebilir misiniz? Bu mudur ‘mozaik ülke’ ?!..

Aynı araştırmaya göre; hem ana hem baba tarafından Türklük dışında farklı bir kökene mensup olduklarını beyan edenlerle bu kökenlere mensup akrabaların oluşturduğu grubun yüzde 85.6’sı da kendilerini ‘Türk’ olarak tanımlamışlardır. Bunların nısbî dağılımı şöyledir; Kürt alt kimliğine mensup olanların yüzde 72’si, Arap alt kimliğine mensup olanların yüzde 91’i, Çerkez alt kimliğine mensup olanların yüzde 92’si ve Laz alt kimliğine sahip olanlarla Balkan kökenlilerin tamamına yakını.

***

Düşününüz ki, koskoca bir İmparatorluğun tasfiyesinden sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, üniter yapısı içinde bir millî devlet olarak dünyadaki yerini alırken, Büyük Atatürk’ün dediği gibi ‘kaynaşmış bir kitle/ülke’ hâline gelebilmiştir.

Bütün ‘mozaikçi’ tâife ve ‘Türkiyelilik’ çığlıkları atanlar
şunu bilsinler ki; bu milleti, bu vatanı bölmeye, parçalamaya, kimsenin gücü yetmeyecektir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: