İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tımarhane!

Güngör Mengi

Kökten dinci sapkınlığa kapılıp Danıştay’da katliam yapmaya giden bir hukuk adamı!..

Böylesine akıl almaz tezadı hangi toplumsal hastalık üretebilir?

Cevabını Danıştay saldırısı davasının ilk duruşması sayesinde öğrendik. Katil Alparslan Arslan’ın babası İdris Arslan, hezeyanları ile her şeye açıklık getirdi:

“Bu ülkede İslâm düşmanları var, Kuran düşmanlan var, millet düşmanlan var. Milletin değerlerine hakaret edene bu millet gereken dersi verir; bunu herkes bilsin!”

Katil avukat mahkemede susma hakkını kullandı ama babası her şeyi fazlasıyla söylemiş oldu. Oğlunu nasıl yüreğine üşüşmüş nefretin zehiri ile büyüttüğünü, konuşmaları ile itiraf etti:

“Bu ülkede adı Ahmet, Mustafa, Ali, Veli olan bir çok Ermeni ve Rum var; laiklik adı altında bu ülkenin değerlerine düşmanlık etmektedirler. Bu ülkenin değerlerini benimseyen herkesi yürekli olmaya davet ediyorum!”

Zehirlenen kaç kişi?

Çağdaş eğitimin en güçlü kolu olan hukuk öğrenimi bile Alparslan Arslan’ı babasının karanlığından geri alamamış.

Bu şanssızlıkta Alparslan Arslan’ın zayıf kişiliğinin payı olabilir ama babasının öğretmen olmasının da çok etkisi vardır. İdris Arslan kafasını çağdaş insani fikirlerle yenileyememiş olsa da öğretmenlik mesleğinin kazandırdığı yeteneklerle oğlunun kişilik gelişmesinde yönlendirici olmuştur.

Oğluna yaptığı kötülüğün bedelini bir baba olarak çektiği vicdan azabı ile ödeyecektir. Ama o bir öğretmen, üstelik müfettiş; acaba zehirli düşünceleriyle yoldan çıkardığı kaç tane öğrenci ve öğretmen var?

Büyük ihtimalle başkalarına ve kendilerine zarar vermeden önce onların yardıma muhtaç olduklarını bilemeyeceğiz.

Niçin ayıklanamıyor?

Daha önemli soru şudur:

Sistem, kendisine ve çevresine zarar verecek derecede aşırılığa sapmış kamu görevlilerini niçin saptayıp ayıklayamıyor?

Silâhlı Kuvvetler saptayıp uzaklaştırıyor ama siyasetin sömürgesi haline gelmiş kurumlar bunu yapmıyor, tersine öylelerini açık veya gizli ödüllendiriyor.

Katil avukatın babası, ilköğretim müfettişliği görevini sürdürmektedir. O ancak kendi isterse ayrılır. Bu çoğu zaman böyle yürüdü. Şimdi daha da belirgin. Niçin?

Çünkü ülkeyi oğlunun işlediği cinayeti kutsayan öğretmenin savunduğu saçma sapan görüşlerin altına her zaman imzasını atacak zihniyet yönetiyor!

Daha kimleri ortadan kaldırıp nerelere saldırmayı aklından geçirdiğini söyleyince mahkeme katil avukatın akıl hastası olup olmadığının incelenmesine karar vermiş.

Bizce eksik bir tedbirdir.

Dışarda akıl sağlığı incelenmesi gereken çok adam var. Daha büyük bir tımarhane lazım!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: