İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

`Ağrı Dağı´nı silip süpüreceğiz´

Odyoloji uzmanı Ayşen Erdil tarafından kurulan Symbiosis grubu, 12 Ağustos’ta ‘Dünyanın en b.klu dağı’ diye nam salan Ağrı’nın zirvesine çıkacak, ardından da dağdaki kamplarda birikmiş çöpleri toplayacak

ŞULE ÇİZMECİ

Yaşadığımız şu tatsız tutsuz günlerde, içimde pencere açan biriyle tanıştırmak istiyorum sizi… İçindeki enerjiyi etrafına saçan kişi, Ayşen Erdil. Kartvizitinde ‘Odyoloji uzmanı’ yazılı, yani işitme-denge bozukluklarıyla haşır neşir. Mesleğine aldanıp tıbbi meselelere değineceğiz sanmayın. Mevzu bambaşka. Ayşen Erdil, o çok yönlü, ilginç doktorlardan. Yaşadığı yılları hiç boş geçirmemiş, hobi üstüne hobi edinmiş. Dalgıç, dağcı, trekkingci, fotoğrafçı…

Türkiye’de neredeyse çıkmadığı dağ kalmamış. Dünyanın bir ucuna giderek ta Everest’in 5 bin 400 metresine kadar tırmanmış. Himalaya’da da zirve yapmış. Doğum tarihini söylesem zor inanırsınız onun o yaşta dağları tırmandığına, Allah’tan zirvede çekilmiş fotoğrafları var. Kendisinin çektikleri de profesyonelleri sollayacak türden.

Yıllar yılı dağlar tepeler aşan Ayşen Erdil, dünyada hiçbir dağın Türkiye’dekiler kadar sahipsiz olmadığını görmüş. Dağlarımızın çöplüğe dönmesine içi elvermemiş ve dağcı doktorlardan oluşan bir grup kurmaya karar vermiş. ‘Doğa ve çevre dostu’ Symbiosis’in nüveleri yedi yıl önce böyle atılmış. Ayşen Erdil, sembol olarak ağaçlardaki kurtları yiyen ağaçkakanı seçmiş. Kim mi bu Symbiosis’çiler? Çoğu Amerikan Hastanesi’nde çalışan doktorlar.

Zamanla Symbiosis, iki kola ayrılmış. Bir kolu çevre, diğer kolu sağlık meselesine uzanıyor. Zaten çoğu kez iki kol birbirine kavuşuyor. Symbiosis, her yaz yıllık tatillerinin bir haftasını Türkiye’nin en ücra köylerinde geçiriyor. Amaçları, sağlık hizmetine ulaşmakta şehirde yaşayanlar kadar şansı olmayanların ayağına gitmek. Çevreci doktorlar arasına WWF Türkiye temsilcisi Nergis Yazgan da katılmış.

Lafa değil işe bakacak olursak…

İlk kez kadın rehber

1. Symbiosis, 12 Ağustos 2006’da ‘Ağrı Dağı Temizleme Harekâtı’na başlayacak. Ağrı’nın yabancı internet sitelerinde ‘b.klu dağ’ olarak nam saldığını biliyor muydunuz? Symbiosis, Ağrı’nın kamp alanlarında yoğunlaşan bilumum çöpü toplayacak ve Doğubeyazıt çöplüğüne indirecek. Çoğunluğu kadınlardan oluşan ekibe ilk kez bir kadın rehber, İsmet İnan eşlik edecek. Kadın rehberle Ağrı’ya çıkış ilk defa yapılacak. Ayşen Erdil, “Yani biz kadınız ya önce zirve, sonra temizlik yapacağız” diyor. Grup daha önce de (19-21 Mayıs 2006’da) Küre Dağları’nı silip süpürmüştü.

2. Symbiosis, 23 Eylül-1 Ekim 2006 tarihlerinde Artvin ili, Borçka ilçesi, Camili yöresinde gönüllü sağlık taraması yapacak. Yedi yıl içinde ülkenin en ücra köylerine giderek 8 bin 12 çocuk ve 1731 yetişkine gönüllü sağlık hizmeti vermişler.

Himalayalar ve Alpler örnek alınmış

İnsanların işitme ve denge meselelerine çözüm arayan bir uzmanın kafasını doğanın denge meselelerine takmasına ne demeli?

Ayşen Erdil’e göre bu durum gayet doğal: “1999’dan beri gönüllü olarak yaptığımız çalışmalarımızda insan sağlığının doğa sağlığından ayrı tutulamayacağını gözlemledik. Başta Ağrı Dağı olmak üzere yurdumuzun pek çok dağında trekking ve tırmanış yaptık. Dağlarımızın kirletildiğine tanık olduk. Nuh efsanesiyle kutsal kabul edilen Ağrı Dağı’na yılda 6 bin yerli ve yabancı dağcı zirve çıkışı için geliyor ve ortalama altı gün dağda kalıyor. Bu süre boyunca her tür ihtiyaçlarını dağda karşılıyorlar. Maalesef, doğada yok olması yüzyıllar alan plastik, metal, cam gibi pek çok atık etrafa saçılmış durumda. Birkaç yıl içinde dağın kamp alanları ve çıkış parkuru çöpler nedeniyle kullanılamayacak. Bu çöpler dağın ekolojik yapısını bozuyor, eriyen kar ve yağmur sularına karışarak civar köylere iniyor ve insan sağlığını tehdit ediyor.”

Ağrı Dağı’na çıkacak doktorlar gönüllü çöpçüleri topladıktan sonra gelecekte dağlarımızın kirletilmemesi için alınması gereken önlemleri rapor halinde yetkili kuruluşlara iletecekler. Bu raporun taslağı, her yıl binlerce kişinin çıktığı ve üzerinde atığa rastlanmayan Himalayalar, Alpler ve And dağlarındaki uygulamalar incelenerek hazırlanmış.

‘Asıl kirletenler kaçak çıkanlar’

Symbiosis grubu, bütün dağcı, trekkingci ve doğaseverleri 12 Ağustos saat 16:00’da Doğubeyazıt’taki İsfahan Oteli’nin önünde buluşmaya davet ediyor. Gelemeyecek olanlardan ise maddi destek bekleniyor. Nedenine gelince: “Ağrı Dağı’nda 3 bin 200 metre ve 4 bin 200 metre yükseklikte olmak üzere iki kamp var. Bir hesap yaptık, bu kamp alanlarındaki çöplüğün aşağıya taşınması için 30 katır üçer sefer yapmalı. Yaklaşık 18 bin YTL lazım. Temizlik şirketlerini, çevreci geçinen kurumları aradık, bir katır için bile kimseden para çıkmadı. Doktor arkadaşlarımız destek veriyor. Çöp poşetlerimizi hazırlayacağız. İndirebileceğimiz kadar indireceğiz. 30 Ağustos’ta Ağrı’ya tırmanacak olan Dağcılık Federasyonu’na ‘Bunları da siz indirin’ diyeceğiz.”

Dağlara bir acente olmadan çıkamazsınız. Acaba dağları pis bırakan acenteler mi? Erdil, “Hayır” diyor, “Asıl kirletenler kaçak çıkanlar. Yabancıların mutlaka Dağcılık Federasyonu’ndan belgeli rehber eşliğinde çıkması gerekiyor. Kaçak çıkışların bir nedeni, devletten izin almak için üç ay beklemeniz. Hangi turist üç ay bekleyecek? O zaman İran’dan kaçak çıkış yapılıyor.”

Ağrı Dağı’nın sahibi Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü… 17 Kasım 2004’te Ağrı Dağı ‘Milli Park’ olarak ilan edilmiş. Ancak bir geliştirme programı çıkmamış hâlâ… Dağcılık Federasyonu’nun ise olan bitenden haberi bile yokmuş.

——————————————————————————–

Hem doktorculuk, hem çevrecilik

Symbiosis grubu, yedi yıldır her yaz bir hafta en ücra bir köyde sağlık taraması yapıyor. Bu zaman zarfında Doğubeyazıt’tan Hakkâri’ye, Çukurca’dan Nusaybin’e, Çıldır’dan Hanak’a kadar dolaşmış. Nasıl bir organizasyon gerçekleştirdiklerini Ayşen Erdil’den dinleyelim:

“Çocukları, kulak-boğaz-burun, göz, ağız ve diş sağlığı, göğüs hastalıkları yönünden sağlık taramasından geçiriyor, bulundukları yerde tedavi uyguluyor, gerektiğinde il merkezindeki hastanelere yönlendiriyoruz. Koruyucu sağlık önlemleri, hijyen, çevre bilinci ve doğal hayatı koruma konularında eğitim veriyoruz. Beraberimizde tıbbi malzeme ve ilaç götürüyoruz. 23 Eylül’de Camili’ye giderken 30 koli ilaç götüreceğiz. Bazı ilaç şirketleri bize istediğimiz ilaçları veriyor. Kargo şirketleri taşımamızı üstleniyor. Eli boş gitmiyor, temin edebildiğimiz giyim ve okul malzemesini dağıtıyoruz. Köy okullarına bilgisayar kuruyor, kullanımı konusunda eğitim veriyoruz. Çocuklara oyuncak dağıtıyoruz.”

——————————————————————————–

Portatif tuvaletler yapılmalı

Türkiye’nin dağları çöpten geçilmezken, nasıl oluyor da başka ülkelerin dağları pırıl pırıl kalıyor? Ayşen Erdil, çöp meselesinin dışarıda nasıl halledildiğini açıkladı:

“Himalayalar’a çıkarken sizi götüren tura 30 bin dolar ödüyorsunuz. Bunun 15 bin doları Nepal hükümetine vergi olarak gidiyor, geri kalan miktarın da 1000 doları çöp için alınıyor. Himalayalar’da portatif tuvaletler var. Tuvaletler dolunca, dışkı koca koca mavi bidonlara konuyor. Bidonlar doldukça yaklarla aşağıya gönderiliyor. Zaten dağda asla yemek kalmıyor, ancak konserve kutusu ve plastik çok fazla oluyor. Eğer topladığınız çöpü geri getirirseniz dağa çıkarken ödediğiniz 1000 doları geri alıyorsunuz. Türkiye’de de böyle bir sistemin kurulması lazım. Bir kontrol mekanizması olmalı. Dolayısıyla kimse kaçak çıkamayacak, izin belgesini verirken de belli bir miktar para alacaksın. Şu an Dağcılık Federasyonu’na 50 dolar ödeniyor, ama bu paranın neden ödendiği bilinmiyor. Bugün çöplerden kimse sorumlu değil!”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: