İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Siyasal İslam mı Temel Hak ve Özgürlükler mi?

Mehmet Altan

Önce CNNTÜRK web sitesinden aldığım ve Ortadoğu’daki reel politik durumu analiz eden şu satırları birlikte okuyalım:

“Arap dünyasındaki en büyük rekabet konusu yıllar boyunca Arap dünyasının liderinin kim olacağı ile sınırlıydı. İsrail ile barış yapana kadar ve özellikle Nasır döneminde Mısır’ın liderliği genel kabul görmüştü.

Ancak barıştan sonra Irak lideri Saddam Hüseyin ve Suriye lideri Hafız Esad bu pozisyona göz koysa da petrol zengini Suudi Arabistan İslam dünyasının kutsal yerlerinin de hakimi olarak ağırlığını koydu.

Siyasi İslam’ın bölgeye giderek yerleşmesinden sonra liderlik din temelinde şekillenmeye başladı. Irak’ın Kuveyt’i işgali, Arap dünyasındaki yapıyı değiştirdi.

Saddam Hüseyin Kuveyt’i işgal edip Suudi Arabistan’a rakip olunca, Riyad yönetimi topraklarını ABD birliklerine açtı. Suudi Arabistan böylece Saddam tehdidinden kurtuldu ama kutsal toprakları yabancı güçlere açarak İslam dünyasının liderliği iddiasında büyük darbe yedi.

Arap halkı buna tepki gösterdi. El Kaide, İslami Cihad gibi örgütler güçlenmeye, ABD müttefiki Arap rejimlerine karşı savaşmaya başladı.

Bu noktada Arap dünyasındaki bu çekişmeye, yine İslam dünyasının liderliğine oynayan Şii İran da katıldı. İranlı hacılar Körfez Savaşı’ndan sonraki ilk Hac’da sloganlar atarak Suudi Arabistan’ı açıkça kınadılar, meydan okudular.

İran-Irak Savaşı’nda Tahran’ın yanında yer alan tek Arap ülkesi Suriye, bu mücadelede de İran’ın yanında yer aldı. Körfez ülkeleri ve Ürdün ise Mısır-Suudi Arabistan çizgisinde buluştu.

İran’ın bölgede artan etkisi halkının yüzde 10’u Şii olan Suudi Arabistan’ı iç dengeleri açısından da rahatsız ediyor. Irak’ın da Şii egemenliğine girmesi, Lübnan’da Hizbullah’ın güçlenmesi radikal İslamcıların hedefindeki Riyad için ayrı bir endişe konusu. Suudi Arabistan bu nedenle Filistin’de Hamas’a karşı da mesafeli.

Şii İslam’ın Arap dünyasında yayılması ve İran’ın bunun lideri konumuna gelmesi, Suudi Arabistan’ın en büyük endişesi. Riyad’ın bu nedenle Lübnan’daki olaylardan dolayı önce İsrail’i değil Hizbullah’ı suçlaması ve bunu açıkça ilan etmesi şaşırtıcı değil.”

Kan ve gözyaşı içindeki Ortadoğu’ya ait bu yorum bölgedeki siyasal dengeleri resmediyor. 600 bin kişinin evsiz barksız kaldığı çoluk çocuk demeden herkesin birbirini katlettiği İsrail’in saldırganlığını gün be gün tırmandırdığı bölgeyi yorumlarken nasıl davranmalıyız? Olaylara siyasal İslam açısından mı bakmalıyız, evrensel hukuk kuralları açısından mı? Ortadoğu’da genel üslup herkesin olayları dinsel ve mezhepsel açıdan değerlendirmesidir. Müslüman isen Müslümanları, Sünni isen Sünnileri, Şii isen Şiileri, Musevi isen Musevileri tutmak ve savunmak esastır.

Radikalizm arttıkça siyasal İslam üzerinden yorum yapmak ta ağırlık kazanıyor.

İnsanoğlunun elinde olmadan elde ettiği özelliklerle hayata bakması ister istemez bir düşman yaratmaya da yatkın oluyor. Siyasal İslam açısından yapılacak bir değerlendirme, İslam olmayanı da en hafif deyimiyle farklı değerlendirme ihtimalini beraberinde getiriyor. Üstelik, Ortadoğu’daki bu bakış açısı bugüne kadar o bölgenin insanlarına özgürlük ve zenginlik getirmedi. Hep diktatörleri, zulmü, zalimliği, gözyaşını ve kanı birlikte yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz.

Acaba Ortadoğu’ya düşman yaratmadan, “ötekini” hedef almadan, sorunları çözecek, çözümler üreterek ve insanoğlunu sadece ve sadece insan olarak kabul ederek nasıl bakabiliriz?

* * *

Ortadoğu’daki Amerikan vahşeti ve İsrail barbarlığı yanında bir de ülke yönetimlerinin kendi halklarına yaptıkları var. Amerika’dan kurtulursan İsrail’e, İsrail’den kurtulursan baskıcı rejimlere ve diktatörlüklere yakalanıyorsun. Bu talihsiz kaderi ne milliyetçilik, ne din, ne de mezhep çözmüyor.

Ortadoğu’yu insanı odak alan, insanı en kutsal değer olarak gören ve tek ilkesi insanoğlunun özgürlüğü ve zenginliği olan bir anlayış çözebilir. Bunu evrensel bir hukuk, tavizsiz bir insan hakları anlayışı, çarpıtılmadan uygulanan bir piyasa ekonomisi olarak da formüle edebiliriz.

Ancak ne yazık ki Ortadoğu’nun mevcut hali galiba böyle bir çözümü üretmekten şimdilik epeyce uzakta.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: