İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Başsavcıdan Sevr yorumu

İNAN GEDİK ANKARA

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nca hazırlanan Azınlık Hakları Raporu’nu Sevr Anlaşmasına benzeterek temyiz etti.

Kurul Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve raporu hazırlayan Prof. Dr. Baskın Oran hakkında ağır suçlamalarda bulunan Boyrazoğlu, raporun düşünce özgürlüğü kapsamına giremeyeceğini savundu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere Ankara 28. Asliye Ceza Mah-kemesi’ne gönderilen dilekçede, hukuki değerlendirmelerden çok Boyrazoğlu’nun değerlendirmeleri yer aldı.

Raporun nihai şeklini almadan kamuoyuna yansıtıldığını ve sanıkların raporun açıklanmasıyla ilgili mevzuata bilinçli olarak uymadıklarını öne süren Boyrazoğlu, “Sanıklar kurulu kılıf gibi kullanarak, kişisel düşüncelerini toplum geneline empoze etmeye çalışmışlardır” dedi.

Temyiz dilekçesinde raporun içeriğine de sert bir dille eleştiren Başsavcı raporun “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu yönünden şu görüşlerini ayrıntılı bir şekilde Yargıtay’a iletti.

‘İNGİLİZLİK’ BENZETMESİ

Azınlık kavramının insan özgürlüğü bağlamında genişletilemesi durumunda, kendini azınlık sayan sayısız gruplarla karşı karşıya kalınacağı tehlikesini doğrucağını iddia eden Boyrazoğlu, “Üniter bir ülke böyle bir durumu ne kadar sindirebilecektir” dedi. Boyrazoğlu rapor hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Rapor ile sanık Oran’ın toplantı sırasındaki konuşmalarından anlaşıldığı üzere, Lozan’daki azınlık tanımı, tıpkı Sevr Anlaşması’nın 347. maddesindeki gibi dinsel tanımdan millet ve etnik köken tanımına doğru genişletilmeye çalışılmıştır.”

Raporda yer alan “Türkiyelilik” kavramının üst kimlik olamayacağını savunan Başsavcı Boyrazoğlu “İngilizliğin olamadığı gibi” ifadesine yer veriyor. Oysaki ‘İngilizliğin’, İrlandalı, Galli ve İskoç gibi bir ulus tanımı olduğunu ve bu milletlerin Britanya’yı oluşturdukları bilgisi yer almıyor. Kaboğlu ve Oran’ın saptamalarının düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini öne süren Başsavcı, “Azınlık kavramının genişletilmesi, millet bütünlüğünün yalın anlamı gözetilerek tartışılır hale getirilmesi ve Türkiyelilik gibi üst kimlik oluşturma girişimi, bütünüyle ülke içinde etnik köken, din ayrışması yaratacak ve dolayısıyla da kendini farklı görenin bir yığın taleple, mevcutla çatışması sonucunu doğuracaktır. Bu durumun yaratılmasına yönelik girişim de halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun unsurlarını oluşturmaktadır” tespitinde bulundu. Kaboğlu ve Oran için “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlaması yapıldığını hatırlatan Boyrazoğlu, bu suçun bir tehlike suçu olduğunu ve sanıkların bu suçtan ceza almaları için suçun bir sonuç doğurmasına gerek olmadığını savundu. Başsavcı, 28. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararının usul yönünden de bozulmasını ve sanıkların yeniden yargılanarak mahkum edilmelerini istedi. Başsavcı’nın temyizi üzerine Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi davayı yeniden görüşecek.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: