İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aydınlarımız `Soykırımı´ tanımış, Milleti de AB `Terbiye´ edecekmiş!…

Sadi Somuncuoğlu

ABD”deki Ermeniler, buradaki sigorta şirketlerinden sonra, 1915”teki tehcir sırasında ölen Ermenilerin hesaplarına el koyduğu iddiasıyla Alman Deutsche ve Dresdner bankaları aleyhine de dava açtılar. Ermenilerin avukatları, asıl amaçlarının “soykırım” gündemi oluşturmak olduğunu itiraf etti.

Bu son atak üzerine Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, “muntazam adımlarla ilerliyorlar” tespitinde bulunurken, “Ermeni iftira birlikleri” diye de güzel bir benzetme yaptı. Bu birliklerin gerçekten iyi çalıştığını vurguladı, Dışişlerimizin ise “yuvarlak laflarla işi geçiştirdiğine” dikkat çekti.

Geçiştirme ne kelime?..Belki Dışişleri öyle yapıyordur da, Erdoğan-Gül ikilisi önce 17 Aralık”ta AB Zirvesi”nde alınan karar, ardından 3 Ekim Müzakere Çerçeve Belgesi”yle “tüm sınır komşularıyla”, yani Ermenistan”la da “ilişkilerin normalleştirilip, iyi komşuluğun” gereğinin yapılması şartını kabul etmedi mi? Bunun anlamı, önce sınırların açılıp, ambargonun kaldırılması, sonra ise “soykırım” iftirası başta Ermenistan”ın tüm taleplerinin karşılanması değil midir? Niçin? Çünkü Avrupa Parlamentosu, 15 Aralık”ta bir kez daha “soykırımı tanımamız” çağrısında bulundu. 17 Aralık zirvesinde de Avrupa Parlamentosu kararlarına yaptırım gücü kazandırıldı. Dolayısıyla bu “soykırım” çağrısı bağlayıcı hale geldi. Yetmedi, Müzakere Çerçeve Belgesi”yle müzakerelerin ilerlemesi, hem komisyon, hem parlamento raporlarında yer alan hususların yerine getirilmesi şartına bağlandı ki, AB Komisyonu”nun geçen yıl yayınladığı Etki Raporu”nda da, “1915-16 trajedisi” adı altında aynı iftiraya yer verilmişti.

Bunlar, birileri hala görmezden gelse veya yok saysa da bilinen, belgeli gerçekler. Bizim, Ekşi”nin “Ermeni iftira birlikleri” benzetmesinden hareketle asıl üzerinde durmak istediğimiz içimizdeki “iftira birlikleri”.

KİM BU “AYDINLAR” ?

İçimizdeki “birliklerin” kimliğini ve sayısını, hem bu trajedinin müsebbibi, hem de soykırım iftirasının anası olan Fransa”dan öğreniyoruz.

Fransız Senatosu”na, Türkiye-AB ilişkileri hakkında 15 Aralık”ta bir rapor sunuldu. 78 sayfalık raporu bir grup senatör, 25 Eylül-1 Ekim 2005 tarihleri arasında Türkiye”yi ziyaret ettikten sonra hazırlamış. Muhtevasından önce bu raporu hazırlayan heyetin kimlerle görüşüp, nerelere gittiğine bakalım;

TBMM Başkanı Arınç, Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Gül, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış, Türkiye-AB Karma Parlamento Eş Başkanı Aydın Dumanoğlu, AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Kretchmer”le görüşülmüş. Ve ne ilginçtir, Ankara, İstanbul dışında sadece Kars”a gidilmiş. Burada da sivil toplum örgütleri ve Ermenistan sınırının açılmasını isteyen Kars Belediye Başkanı”yla bir araya gelmişler. Yine ne tesadüf, Ermenilerin hedeflerinden birisi olan Ani Harabelerini gezmişler. Bu arada herhalde nezaketten olsa gerek Vali”ye de uğramışlar. İstanbul”da ise Bahçeşehir ve Sabancı üniversitelerini ziyaret gitmişler. TÜSİAD ile Fener Rum Patriği Bartholomeos”u da ihmal etmemişler.

Tüm bu görüşme ve ziyaretlerden sonra ortaya nasıl bir rapor çıktığını herhalde tahmin edersiniz. Rapordaki TSK, dini özgürlükler, Kürt sorunu ile ilgili “tespitleri” bir yana bırakıp, sadece “ifade özgürlüğü”, “komşu ülkelerle ilişkiler” adı altında verilen mesajları okuyalım.

Fransız senatörlere göre, yüksek sayıda aydınımız, “Ermeni soykırımının tanınması” temelinde önemli adımlar atmış. Fakat bu teze karşı çıkan Türk Milleti ve yöneticilerin de ikna edilmesi gerekiyormuş. Neyse ki, Avrupa perspektifiyle desteklenen demokratikleşme süreci, bir anlamda Türklerin tarihlerini eleştirmeleri için staj olacakmış.

“Avrupa perspektifi” ve “demokratikleşme süreci”nin ne işe yaradığını görüyor musunuz? Milletimize sövme ve iftira atma stajı görüyormuşuz da haberimiz yokmuş.

Senatörler, Kars”a niye gittiklerini de yazmışlar. Ermenistan”la sınırı kapalı tutmamız sebebiyle gitmişler. Ve burada oturan sakinlerin, “sınırların kapalı olmasının, gıpta ile baktıkları Avrupa için büyük bir engel teşkil ettiği” şeklinde isabetli bir görüşe sahip olduğunu görmüşler. Karşılaştıkları her kişi, Türkiye”nin AB ve Fransa ile ilişkilerinin gelişmesinden memnunmuş. Kars Belediye Başkanı da, Kafkas halkları arasında ilişkileri geliştirmeye yönelik çeşitli organizasyonlar yapıyormuş vs.

Demek ki sadece “Ermeni diasporası ve iftira birlikleri muntazam adımlarla” ilerlemiyormuş. Onlardan önce içimizdeki “ilerlemelere” bakmamız gerekiyormuş.

Biz yine de Pamuk ve yandaşlarının, “Ermeni”leri kestik, Kürt”leri öldürdük” demesini “fikir özgürlüğü” saymaya devam edip, “AB”de önümüz kesilir” korkusuyla, kanunlarımızı çiğneyip, davaları düşürelim. Boğaziçi Üniversitesi, 301”in kaldırılmasını yani, “Türklüğe ve devlete hakaret özgürlüğü” istesin. Başbakan ve Dışişleri Bakanı”nın desteğiyle “soykırım konferansları” düzenleyip, dünyaya ne kadar “demokratikleştiğimizi” gösterelim. En önemlisi, AB talimatıyla, TCK”ya soykırım maddesini koyarak, “işlerini” iyice kolaylaştıralım.

Soykırım iftirasını adım adım kabullenmemiz için “terbiye stajına” alınmışız, ne gam!..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: