İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Keldani soykırımı safsata

Haşim Söylemez

Ermenilerden sonra Keldaniler de soykırımı iddiasında bulunuyor. 250 bin kişinin öldürüldüğünü iddia eden Keldaniler, Fransa’da soykırımı anıtı dikti. Ancak hiçbir zaman 250 bin nüfusa ulaşmayan Keldanilerin iddiası havada kalıyor. Özellikle Fransa’da yaşayan cemaatin ‘soykırımı’ tezi için yıllardır çalışma yaptığı belirtiliyor. Patrik temsilcisi François Yakan ise bunun uydurma bir söylem olduğunu savunuyor.

Ermenilerden sonra Keldaniler de soykırımına uğradıklarını dillendiriyor son zamanlarda. Öyle ki Fransa’da bir soykırımı anıtı çoktan dikildi bile. Geçen aylarda Paris yakınlarındaki Sarcelles’e dikilen anıtın açılış törenine Belediye Başkanı François Pupponi, Iraklı Keldani asıllı milletvekili Yonaldam Kana ve Fransa Keldani Derneği Başkanı Numan Adlun da katıldı. Anıtın üzerinde, “1915’te Osmanlı İmparatorluğu döneminde soykırımı kurbanı 250 bini aşkın Keldani’nin anısına” cümlesi yer alıyor. Anıtın açılışını yapan Belediye Başkanı Pupponi, “Türkiye, Ermeni ve Asuri-Keldani soykırımını kabul etmediği sürece, AB’ye asla üye olamayacaktır.” şeklinde iddialı bir açıklama yaparken, Yonaldam Kana ise, “Hakkâri ve Botan’a aynı anıttan dikildiği zaman Keldani toplumunun acısı biraz hafifleyecektir.” dedi.

250 binden fazla Keldani’nin soykırımına uğratıldığı iddiası tarihî verilerle örtüşmüyor. Keldaniler üzerine araştırma yapan Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Albayrak, “1908 istatistikleri Anadolu’da 80 bin Keldani’nin yaşadığını ortaya koyuyor.” diyor. Albayrak’a göre, o tarihte bütün Keldani nüfusu da ancak 110 bin civarında. Tehcirden bir yıl önce yani 1914’te Keldani sayısı Osmanlı nüfus kayıtlarına göre 30 bin olarak resmî evraklara geçmiş.

Keldaniler sembol olarak Hakkâri’ye soykırımı anıtının dikilmesini istiyor. Gerekçe olarak da 1915’te Keldanilerin en fazla burada yaşamalarını gösteriyorlar. 1914 tarihli nüfus kayıtlarına göre Van Vilayeti’ne bağlı Hakkâri Sancağı’nda sadece 835 Keldani yaşıyor, bunlar da merkez yerine Gevar bölgesinde ikâmet ediyordu. Rakamlar böyle bir soykırımının olmadığını net bir biçimde ortaya koyuyor.

Verileri destekleyen bir açıklama ise Keldani-Asuri Cemaati Ruhani Reisi ve Patrik Vekili Peder François Yakan’dan geliyor. Yakan, 250 bin rakamını hayal, Keldani Soykırımı’nı ise bir safsatanın ürünü olarak değerlendiriyor: “Anadolu’da 250 bin Keldani’nin soykırımına uğratıldığını söylemek doğru olmaz. O tarihteki Keldani nüfusu Anadolu’da ancak o kadardı. Hepsi mi yok edildi? Soykırımını Türkiye üzerinden kim kullanıyorsa kullansın doğru değildir. Tarihi çarpıtma, gerçekleri inkâr etme var bunun içinde. Tarihin değişik dönemlerinde birtakım problemler çıkmış olabilir; ama bundan herkes zarar görmüştür. Müslümanlar kadar Ermeniler, onlar kadar da Keldaniler zarar görmüştür. Sadece bir tarafa ait bir zarar yok. Ciddi bir kargaşa vardı ve bunun acı sonuçları oldu. O zaman soykırımı bunun neresinde var diye sormak lazım.”

Fransa’daki anıt konusunun politik bir hesaplamanın dayatması olduğunu vurgulayan Yakan’a göre, bin tane soykırımı anıtı açılsa bile bir anlam ifade etmez: “Bu gösterişli işlerle bir şeyler elde edilmez. Olayı saptırmadan değerlendirmek lazım. Orada anıt açılması Türkiye’mizin gücünü kıramaz. Fransa’daki Keldaniler kimsesiz insanlar. Keşke Türkiye bunlara sahip çıkabilse. Soykırımı anıtının dikildiğini ben gazetelerden öğrendim; bana kimse bir şey danışmadı, böyle bir olayın olup olmadığı bile sorulmadı.”

Peki, Keldaniler durup dururken mi böyle bir iddia ile ortaya çıktı? Özellikle Fransa’da yaşayan Keldani Cemaati’nin ‘soykırımı’ tezi için yıllardır çalışma yaptığı belirtiliyor. Son 20 yılda Fransa’da “Türkler tarafından katledilen Süryaniler, Keldaniler ve Ermeniler” tezini içeren sayısız kitap ve makale yayımlandı.

Tez yeni değil

‘Mavi Kitap’ adlı çalışmasında 60 sayfayı Keldanilere ayıran tarihçi Arnold Tonybee, kitabında Keldaniler’in soykırımına uğradığını anlatırken Tebriz ve Botan tanıklarının görüşlerine yer veriyor. Doç. Albayrak ise Türkiye’de yaşayan Keldanilerin soykırımı iddialarının olmadığını ancak 1915 ve 1920’li yıllardan itibaren bazı İngiliz ve Fransızların Türkleri suçlayan taraflı ve kasıtlı eserler yazdıklarını söylüyor. Albayrak, Osmanlı kayıtlarında Keldanilerle yaşanan herhangi bir problemin olmadığına da dikkat çekiyor.

Keldaniler, Doğu kiliseleri içerisinde Hıristiyanlığı ilk kabul edenlerden. Kökenleri en eski Mezopotamya uygarlıklarına dayanıyor. Asurî ve Nasturilerle aynı tarihi, dili ve kültürü paylaşan Keldanilerin en belirgin farkı Hıristiyanlığı kabul etmelerinden bu yana Katolik olmaları ve sonradan Vatikan’a bağlanıp Papalığı doğrudan tanımalarıdır. 1994’ten beri tüm dünyada ve İstanbul’da da ayinlerini ortak bir kilisede yapıyorlar.

Türkiye’de Keldaniler, ağırlıklı olarak Diyarbakır, Mardin, Cizre, Siirt ve Hakkâri’de yaşadılar. Sayıları son yüzyılda her geçen gün azaldı. Başta Fransa olmak üzere başka ülkelere göç ettiler. Fransa’da şu anda 32 bin Keldani yaşıyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde baş gösteren PKK teröründen dolayı Keldani göçü 1978’de hızlanmaya başladı. Bölgeyi terk edenler yurtdışını ve İstanbul’u tercih etti. Ancak İstanbul onlar için ciddi bir cazibe merkezi olmadı. Şu anda İstanbul’da, Keldani Cemaatine mensup yaklaşık bin kişi yaşıyor. Bunlar ibadetlerini İngiliz Konsolosluğu karşındaki küçük kilisede yapıyor. İbadet dili ise Türkçe.

Türkiye’deki Keldaniler sadece bu cemaatle sınırlı değil. Türkiye’ye mülteci olarak gelen 3 binden fazla Iraklı Keldani de halen İstanbul’da. Keldaniler pazar ayinini Taksim’deki Sen Antoan Kilisesi’ndeki küçük bir mekânda yapıyor. Kadınlar ve erkekler ayrı ayrı dizilip dualar ediyor, ilahiler okuyor. Dualarla son bulan ayinlerde kullanılan dil Aramice.

Keldaniler’in Patriği Mar Emanuel K. Delly, Irak’ın başkenti Bağdat’ta yaşıyor. 1947’den beri patrikliğin merkezi Bağdat’ta. Aslında Keldaniler’in en köklü patriği Diyarbakır’daydı. 1828’e kadar dünyadaki bütün Keldaniler’in temsilcisi burada ikâmet ediyordu. O tarihlerde Bağdat Osmanlı toprakları içerisinde bir vilayetti. Osmanlı Devleti ile yapılan anlaşmalarla Patriklik önce Musul’a oradan da Bağdat’a geçti. Son yıllarda yüzlerce Keldani aile göç ettikleri ülkelerden Türkiye’deki köylerine dönmek için çaba harcıyor. Hakkâri ve civarındaki köylerinin durumunu İstanbul’daki Keldani temsilcisi vasıtasıyla öğreniyorlar.

Peder François Yakan, Türkiye’ye kalıcı olmasa da geri dönmek isteyenler olduğunu belirterek, “En azından yazın bile olsa gelip köylerinde kalmak istiyorlar. Dönmeleri için bir problem yok. Devlet bu konuda izin veriyor.” diyor.

DOÇ. DR. KADİR ALBAYRAK:
ASURÎ IRK KÖKENİNİ ÖNE ÇIKARANLAR SOYKIRIMI DİYOR

Türkiye ve İslam ülkelerinde yaşayan hiçbir Keldani böyle asılsız bir iddiayı şimdiye kadar dile getirmemiştir. Zaten Keldaniler Osmanlı döneminde zımmi statüsünde sayılmışlardır. Bu insanlar yüzyıllarca diğer ehli kitap gibi barış içinde yaşadı. Ancak özellikle yüzyıllar öncesinden başlayan Katolik ve daha sonraki Protestan misyonerlik faaliyetleri Keldanilerin bölünmesine ve Osmanlı’ya karşı Rusya, İngiltere ve Fransa’yı desteklemelerine sebep oldu. Birinci Dünya Savaşı’nda hem Rusya’nın hem de saydığımız bu Batılı ülkelerin ihanetine uğramışlar ve birçok zorlukla karşılaşmışlardır. Soykırımımı ileri sürenler batı ülkelerinde yaşayan, Asuri ırk kökenini öne çıkarıp dinî kimliği önemsemeyenlerdir. ‘Bir kişiye kırk gün deli dersen deli olur.’ kabilinden bir propaganda yürütülmektedir

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: