İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

6-7 Eylül olaylarının ortasındaydım

Sedat Gülmez

Yarım asır İETT’de çalışan Mehmet Çobanoğlu, İstanbul’un son 60 yılının en sıra dışı şahitlerinden. 6-7 Eylül olaylarında mahsur kaldı. 1974 harekâtında Yunan hava saldırısı ihtimali yüzünden arkadaşlarıyla garajda sabahladı.

Mehmet Çobanoğlu 1947′ den bu yana çalıştığı İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nden (İETT) geçtiğimiz haftalarda emekli oldu. 82 yaşındaki Çobanoğlu, vatmanlık ve otobüs şoförlüğü yaptığı dönemde tarihî şehrin son 60 yıllık değişimlerine şahitlik etti. Bunların içinde 6-7 Eylül 1955’te Beyoğlu İstiklâl Caddesi’nde gördüklerinin ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında yaşadıklarının yeri ayrı. Birinci vakanın ortasında 4,5 saat mahsur kalır, ikincisinde muhtemel Yunan saldırısına karşı otobüs garajında bir gece nöbet tutar.

1924 Bulgaristan Eskicuma doğumlu Mehmet Çobanoğlu, çiftçi babanın beş çocuğundan biri. 1935’e kadar Bulgaristan’da kalır. Türklere yönelik baskı artınca göçme kararı alınır: “15 Eylül 1935’te Türkiye’ye geldik. Kırklareli Pınarhisar’a yerleştik. 16 Nisan 1943’te askere gidene kadar burada kaldım.”

Ankara Garı’na toplanan Yunan mermileri

İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda vatanî görevine başlayan Çobanoğlu, 21 Ocak 1947’de tezkere alana kadar 49 ay askerlik yapar. Çobanoğlu’nun tren ve raylarla tanışması bu dönemde olur. Ankara Etlik’teki Harbiye Dairesi Depolar Kumandanlığı Dekovil Bölüğü’nde buharlı lokomotiflerden sorumlu kısımda vazifelendirilir ama öncesinde Afyonkarahisar’da 3 aylık eğitim görür.

Savaş devam ederken Türkiye’de ne olur ne olmaz diye hazırlıklar el altından yürütülür. Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Von Papen’le hükümetin arası iyidir ama yine de Hitler’e tam güvenilememektedir. İşte askerî depolardan Ankara Garı’na taşınan Birinci Dünya Savaşı ve İstiklâl Mücadelesi’nden kalma mermiler -ki içlerinde Yunan ordusunun bıraktıkları da vardır- bunun göstergesi. Çobanoğlu o dönem yüzlerce mermiyi gara taşıdığını söylüyor. “Bizim görevimiz mermileri gardaki trenlere aktarmaktı. Ondan sonra nereye gitti, bilemem.” diyen emekli vatman, o dönemin Ankara’sında karartmaların yaygınlığına işaret ediyor. Çankaya Köşkü dâhil tüm başkentte bu uygulamanın uzun süre devam ettiğini belirtiyor.

Vatanî vazifenin ardından İstanbul’a gelen Mehmet Çobanoğlu gazete ilânında İETT’ye vatman alınacağını okur ve hemen başvurur. Askerden makinist ve tamirci bonservisiyle geldiğinden 13 Haziran 1947 itibariyle işe kabul edilir.

Şimdiki Aksaray İSKİ binası o zaman tramvay garajıdır. Buranın haricinde Şişli’de Cevahirlere ait alana ve Beşiktaş Daimi Pazarı’nın bulunduğu mekâna da tramvay çekilmektedir. 45 gün kurs görür. Sonrasında 33 numaralı Yedikule-Bahçekapı hattında göreve başlar. Sistem 6 gün gündüz, 6 gün gece çalışma üzerine kurulmuştur. Bazen de değişik hatlarda ya da garajlarda görevlendirmeler olmaktadır.

6 Eylül 1955 günü Aksaray’dan yolcusunu alır ve Galata Köprüsü, Karaköy Bankalar Caddesi, Galatasaray, İstiklâl Caddesi üzerinden Taksim Meydanı’na gelir. Bu sırada İstanbul Ekspres isimli gazetenin akşam baskısını dağıtan çocuklar bağıra bağıra manşeti okumaktadır: ‘Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldı.’

“İlk anda ne olduğunu anlayamasam da ortada sıkıntılı bir durumun varlığı hissediliyordu.” diyor. Yine de yoluna devam eder. Pangaaltı’ya gelip Harbiye’den Kurtuluş’a döneceği sıra bir Rum vatandaşa ait Hi Life pastanelerinin saldırıya uğradığını görür. Camı, çerçevesi kırılmıştır. Bununla yetinilmemiş, çevredeki Rum bakkallarının malları caddeye atılmıştır. Öyle ki tramvay hattı üzerine atılan yağ tenekeleri yolun her tarafını kaplamıştır. “Rayların boşluğundan yağ akıyordu. Tramvay depolarında saklanan kumları dökerek ancak durabiliyorduk.” diyor. Bu şekilde Kurtuluş’a ulaşır. Yeni yolcuyu alıp tekrar geldiği istikametten Aksaray’a yönelir ancak İstiklâl Caddesi üzerindeki Ağa Camii’nin önünde durmak zorunda kalır.

O an caddede gördüklerini şöyle anlatıyor: “İstiklâl’e her yerden insan akıyordu. Ara sokaklardan, Galatasaray yönünden. Kalabalıklar her tarafa saldırıyordu. Ben tam saat 19.30’da tramvayımla kalakaldım. Onarlı, onbeşerli gruplar ellerinde bayraklar marş söyleyerek Taksim yönüne doğru yürüyordu.”

Kalabalığın hırçınlığı artıkça etrafa daha çok zarar verir. Yine de müdahale eden olmaz. Saatler geçtikçe yolcular arasında korku başlar. Bu yüzden saat 22.00’de yolcular boşaltılır. Çobanoğlu ve diğer vatmanlar bir saat daha beklemek zorundadır. Olaylar büyüyünce ‘örfî idare’ ilân edilir. Saat 23.00’den itibaren İstiklâl’de vatmanlar, biletçiler ve polisler dışında kimse kalmaz. Sonra tramvayların Şişli garajına çekilmesi emredilir. Ama yol kumaşlardan ve yığılan diğer eşyalardan tamamen kapanmıştır. Makas demirleriyle kumaşlar kesilerek Şişli’ye ulaşılır.

Kıbrıs Harekâtı’nda otobüs nöbeti

Burada kendisi gibi 10’a yakın İETT görevlisini evlerine götürmek için bir otobüs ayarlanmıştır. Karaköy’e gelince Galata Köprüsü’nün Kapalıçarşı’ya saldırı olmasın diye kapatıldığını görürler. Hatta Adalar’a gidilebilir endişesiyle kıyı boyundaki tüm kayıklar tutulmuştur. Galata kapalı olunca Unkapanı Köprüsü’ne yönelirler: “Bereket orası açıktı da karşıya geçtik ama şu da var ki ya saldırganlar da oranın açık olduğunu fark etseydi, düşünmek bile istemiyorum.”

Emekli vatman, olayların Rum ve Ermenilerin Beyoğlu’ndan ve İstanbul’dan kaçmasına neden olduğunu söylüyor: “Rumlar ve Ermeniler Beyoğlu dokusunda önemli bir yer tutuyordu. Şimdi gidenlerin bıraktığı evlerin ve hanların çoğu tinercilerin, ayyaşların mekânı oldu.”

Türkiye’nin Rum baskılarına karşı Kıbrıs Türk’ünü korumak amacıyla adaya asker çıkarması 1974’ün en önemli olayıydı. Tüm yurtta harekât desteklenmekte ama bazı endişeler de göz ardı edilmemektedir. Çünkü her an Yunanlılar hava saldırısı düzenleyebilir düşüncesi hâkimdir.

Söz konusu yıl İETT’de otobüs şoförü olarak çalışan Çobanoğlu, muhtemel saldırıya karşı tüm ulaşım ağına yönelik tedbirlerin artırıldığını anlatıyor. Şehremini Garajı’nda (şimdiki Topkapı) 90 otobüs şoförünün bir gecelik nöbeti bunun göstergesi. Çobanoğlu bir gece müdürün şoförlere, “Eğer herhangi bir saldırı olursa, herkes otobüsünü alıp Vatan Caddesi’ne gidecek. Orada ağaçların altına ya da yolun gizli yerlerine araçlarınızı 100’er metre ara ile park edeceksiniz.” dediğini söylüyor. Emri alan herkes araçlarının başında sabahlar. Ama her hangi bir hareketlenme olmaz.

Trafik yoğunluğu Taksim ve Tepebaşı’ndaydı

Hâlihazırda her cumartesi Rahmi Koç Müzesi’nde 14.00-17.00 saatleri arasında tarihî tramvayın tanıtımını yapan Çobanoğlu’nun en büyük şikâyeti trafik problemi. Otobüs kullandığı dönemde kendileri için trafik sıkıntısının iki yerden ibaret olduğunu dile getiriyor: Taksim ve Tepebaşı’ndaki tiyatroların bulunduğu alan. Şehrin eskisi gibi raylı sisteme dönmesi gerektiğini dile getiren Mehmet Çobanoğlu, “O zamanlar raylı sistem ulaşımın belkemiğiydi.” diyor. Her gün 500-600 bin kişinin bu araçlar sayesinde taşındığına dikkat çekerek, kapasite artırımıyla bunun daha da yükselebileğine vurgu yapıyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: