İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘Türk’e küfür serbest olacak’

Pamuk, Türk Milleti’ne hakaret ediyor. AB istiyor diye 301’i değiştiriyoruz. Demek ki bundan sonra Türk’e küfür etmek serbest olacak, kimse sesini çıkarmayacak. Nerede kaldı milli değerlerimiz”

ATO Başkanı Sinan Aygün’ün bu sözleri çok konuşulacak:

20 milyon Kişi Aç

2006 bütçesi sefalet bütçesi. Asgari ücretlileri, kayıtlı işsizleri toplarsanız yaklaşık 20 milyon kişi aç geziyor. 10 milyon da memur. Onlar da aç. Türkiye’de 2.5 milyon kişi müreffeh hayat yaşıyor.

AB’ye karşıyım

Papaz efendi geliyor ben ekümeniğim ve bağımsızım diyor. Bu toprakta bir tek Türk devleti bağımsızdır. Ben AB’ye karşıyım; onlar Haçlı. İyi niyetli değil. Yaşananlar bunu ispatlıyor.

Ben Türk çocuğuyum

Hükümet yetkilileri artık Avrupa vatandaşı olduğumuzu söylüyor. Hayır ben Türk vatandaşıyım. Kim Avrupa vatandaşı olursa olsun. Ben Türk çocuğuyum. Benim soyum Akkoyunlu’dan geliyor.

301’i kaldırınca Türk’e küfür etmek serbest olacak

“Pamuk efendi Türk milletine hakaret ediyor. AB istiyor diye 301’i değiştirmeye kalkışıyoruz. Demek ki bundan sonra Türk’e küfür etmek serbest olacak. Nerede milli değerlerimiz?”

* Sayın Aygün, 2006 yılının bütçesi TBMM’de onaylandı. ATO Başkanı olarak okuyucularımıza bu konuda bir değerlendirme yapar mısınız?

Bu bütçe bizim değil IMF’nin. Hangi ülke vardır ki yaptığı bütçeyi üç ay evvelden IMF’ye yollar, IMF bakar, şurayı şöyle yap, burayı düzelt der. Bu bütçe yolsuzluk, yoksulluk ve sıkıntı bütçesi. Bütçe, IMF’nin bütçesi. Sosyal yanı olmayan bir programdır. Sosyal yanı olmadığı için de görüyorsunuz, gasplar, cinayetler, hırsızlıklar artmış vaziyette. Adam geçen gün Ankara’da kazmayla ev soymaya gitmiş. Bu kadar rahat. Bütçe bunun bir faktörü ama Türkiye bağımsız bir ülke değil artık. O yüzden 2006 bütçesi sefalet bütçesi. Asgari ücretlileri, kayıtlı işsizleri toplarsanız yaklaşık
20 milyon kişi aç geziyor. 10milyon da memur. Onlar da aç. Sonuçta Türkiye’de 2.5 milyon kişi müreffeh hayat yaşıyor. Baktığın zaman 1 trilyon fazlası mevduat olan kişi sayısı 4183 olmuş. Yani Türkiye’de 4 bin kişi rantiye kesimi memnun hayatını devam ettiriyor.

* Bu kadar aç insanın yaşadığı bir ülkede niçin sosyal patlama olmuyor?

* Sosyal patlama bu ülkede 2 yıldır var. Sosyal patlama nasıl oluyor? 5 bin kişi sokağa çıkıyor, marketi yağmalıyor. Bu sosyal patlama değil mi?

Bizde de yılda 10 bin kişi çıkıyor ama günde 3 kişi, 3 kişi çıktığımız için biz bunu hissedemiyoruz. 2001 krizinde 1 milyon 100 bin çekin arkası yazılmıştı. Şu anda 10 aylık rakamlar geldi ve 900 bin civarında. 1.2 katrilyon senet protesto olmuştu yine 20012 krizinde. Şu anda 2.5 katrilyon senet protesto oldu. Bakın 2001 krizini baz alıyorum geçen seneyi almıyorum. Kimse yanlış anlamasın ama bir senet ya da çek bir esnafın şerefi, namusu, haysiyetidir. Türkiye büyüyor hayalleri. Bunların hepsi yalan. Türkiye en büyük dış ticaret açığını verdi. En büyük cari açığını verdi. En büyük işsizlik rakamına ulaştık. Bunlar benim değil Merkez Bankası’nın rakamları. Ekonomi büyüdü ama neyle büyüdü. 43 katrilyon kredi kullandık 2005 yılında. 10 katrilyon evlerde, 16 katrilyon kredi kartı borcu, 6 katrilyon araba aldık, 16 katrilyon da tüketici kredisi kullandık. Bu sadece vatandaşın kullandığı kredi. Esnafın kullandığı kredi hariç. Esnafın kullandığı kredi ile beraber 150 katrilyon parayı buluyor. Herkes borç içinde yüzüyor.

* Yeni bütçede bu tablo için önlemler alındı mı?

Bütçe yani 2005 bütçesi benim bütçem değil. Çeklerin, senetlerin yazılması çok da önemli değil. Esas bakmamız gereken ülkenin nereye gittiği. Talat efendi Maraş’ı veririm diye açıklama yapıyor. Babanın malı mı orası? Hükümet yetkilileri artık Avrupa vatandaşı olduğumuzu söylüyor. Hayır ben Türk vatandaşıyım. Kim Avrupa vatandaşı olursa olsun. Ben Türk çocuğuyum. Benim soyum Akkoyunlu’dan geliyor. Türkiye bakın bölünmeye gidiyor. Bunları konuşalım artık. Alt kimlik, üst kimlik tartışıyoruz. Pamuk efendi Türk milletine hakaret ediyor. Avrupa Birliği istiyor diye 301.Maddeyi değiştirmeye kalkışıyoruz. Demek ki bundan sonra Türk’e küfür etmek serbest olacak. Nerede milli değerlerimiz? Türk Tarih Kurumu Başkanı Ermenilere soykırım yapmadık diyor suç oluyor. Bu nasıl bir çelişki anlayamadım. Esas budur yargıya müdahale. Bazen kendi kendime paranoyak mı oldum diye soruyorum ama vatansever olan herkes öyle düşünüyor. Türkiye kendi başına bir şey üretemiyor ama gelişmiş ülkeler nasıl üretiyor buna bakılması lazım. Bir ülkede alınan mal satılan maldan fazlaysa o zaman ithalat ihracat dengesi bozuktur anlamına gelir. Bunu aşabilmek için üretimin önünü açmak gerekiyor. Yani üretimin önündeki engelleri kaldırmak gerekiyor. Bunun için vakit kaybetmeden yarın sabah IMF’den çıkmak gerekiyor. Gümrük Birliği’nden çıkarsanız hür olursunuz. 186 ülke ile kendi çıkarlarınız doğrultusunda bir anlaşma yapabilirsiniz. Dış ticaretimiz bağımsız değil. AB’den izin almadan ticaret yapamıyoruz…

Avrupa Birliği için referandum yapılsın

“Koyun sandığı, referandum yapın. AB’yi isteyip istemeyenler ortaya çıksın. Bunu yapsınlar korkmasınlar”

* Gelelİm AB konusuna. Türkiye’de AB ile ilgili en net açıklama sizden geliyor. Ama hükümetten muhalefetine kadar bir çok kesim halen yüzde bilmem kaç oranında insanlarımızın AB yi istediğini iddia ediyor. Gerçekte AB yi kimler istiyor?

Ben Avrupa Birliği’ne karşıyım. Neden karşıyım? Onlar Haçlı, iyi niyetli değil, Sabancı’nın katilini vermiyor, yargıla, yargılamam diyor. Bana ver vermem diyor. Öbür tarafta Türk Tarih Kurumu Başkanı’nı yargılıyorsun ve suç diyorsun. Bu AB bize zararlı. Sen benim Batı Trakya’daki Türk’üme eziyet ediyorsun, Müftüsü’nü seçtirmiyorsun, Türkçe konuşturmuyorsun. Papaz efendi geliyor ben Ekümeniğim ve bağımsızım diyor. Bu toprakta bir tek Türk devleti bağımsızdır. Bunları alt alta getirdiğin zaman iyi niyetli olmadıkları ortaya çıkıyor. Belki üç yıl önce bu kadar aşırı değildi. Ama o kadar çok kapılarında yalvardık ki, biri git biri gel sonunda gördünüz işte Avusturya’nın yaptığını. Açık açık istemediklerini söylüyorlar. Mesela seni dolaştırmam diyor. Onların gözünde biz Pis Türkleriz. Bunlar değişmez. Koyun sandığı ortaya. AB’ye evet diyenler yeşil, hayır diyenler kırmızı oy atsın. Koyun sandığı. Referandum yapın. AB’yi isteyip istemeyenler ortaya çıksın. Bunu yapsınlar korkmasınlar.

* Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği toprak satışı yasası Meclis’ten yeniden geçirildi. Siz iş adamı olarak toprak satışının ekonomiye katkı sağlayacağına inanıyor musunuz?

Yabancılar Türkiye’den neden toprak alsınlar. 300 dönüm, 500 dönümlük yer ancak tarım için alınır. Peki nereden alıyorlar Güneydoğu’dan. Ancak Güneydoğu’da su yok, toprakların önemli bir kısmından da verim elde etmeniz yüksek maliyetlere bağlı. Deniz yok ki tatil köyü yapsın. Fethiye’de gelmiş iki odalı bir ev almış çok önemli değil ama kontrol altında olmak kaydıyla. Ama Güneydoğu’da 300 – 500 dönüm yer alırsa, şirketler kurup Vakıflar adı altında yer alırsa o zaman huylanırım.
n 2006 da Türk insanını neler bekliyor? Siyasette yeni arayışlardan bahsediliyor. Erken genel seçimden, barajın düşürülmesine kadar aynı anda bir çok tartışma var.

Türkiye’de yeni oluşuma gerek yok diye görüyorum ben. Ben bazı partilerin barajı aşabileceğini düşünüyorum. Yani 2007 seçimlerinde bu tablo çıkmayacak. Seçim barajı tartışmaları yerine halkın iradesinin parlamentoya en doğru biçimde yansıyıp yansımaması tartışmaları yapılmalıdır. Şu anda TBMM’de seçmenin yüzde 40 – 45’i temsil ediliyor. Yüzde 60’a yakın dışarıda ve ne iktidarı ne muhalefeti istiyor.

Maraş, Mehmet

Ali Talat’ın babasının malı mı?

* Sayın Aygün, Gümrük Birliği’nden, IMF’den hemen çıkalım gibi radikal kararlar alınması gerektiğini söylüyorsunuz. Bu kararı alabilecek siyasi irade var mı?

Türkİye’nin en güçlü olduğu alan tarım. Şimdi siz tarımla ilgili bütün inisiyatifleri yurt dışına bırakma noktasına geldiniz. Ben tarımda kuvvetliyim. Tarımı niye dışarı bıraktın sen ? Tarım başlığı adı altında müzakereler başladığı zaman AB’yi isteyenler neler yapacak hep beraber göreceğiz. Türkiye’de bir tane çiftçi kalmayacak. Bugün itibarıyla 6 milyar dolarlık ithal tahıl ürünü girdi. Ülkede elma var, muz var ama bunları ithal ediyoruz. Her şey var ama illa da ithal. Bu nedenle Gümrük Birliği’nden çıkmak gerekiyor. Anlaşma niye yapılır. Bozmak için yapılır. Her anlaşma bozulur. Bunun cezası neyse oturup pazarlığı yapılır. Biz enerjide yerel kaynaklarımızla büyümezsek, sadece borç alma politikasıyla bunu götürürsek ülke batar. Türkiye 2001 krizini yaşadı. Türkiye’ye kriz yarın da gelebilir, hiç de gelmeyebilir. Uslu çocuk olursan, AB’nin dediklerini yaparsan kriz olmaz. Vereceksin neyi Kıbrıs’ı, Ege’deki 12 mil sorununu halledeceksin, Ermeni sorununu halledeceksin. Ruhban Okulu’nu açacaksın. Papaza Ekümenik diyeceksin. Bunlar yavaş yavaş yapılmaya başlandı bile. Mehmet Ali Talat bunları yapmaya başladı bile. Kıbrıs’taki Başbakan da, Cumhurbaşkanı da Türkiye’den habersiz konuşamaz. Maraş’ı vereceğim deyip duruyor. Babanın malı mı kardeşim. Buna karşı da hiç kimse bir şey demiyor. Toprak verilir mi, toprak kan demektir. Savaşırsın kan dökerler alırlar o ayrı. Ülkenin insanı seni Maraş’ı ver diye mi Cumhurbaşkanı yaptı?

* Peki ama çare ne? Bu konuları siyasiler, ülke meselelerini düşünenler de söylüyor. Ama çözüm önerilerini somut olarak ortaya koyan yok. Asıl sorun burada değil mi?

Mİllet uyanmaya başladı ben bunu hissediyorum.daha önce kimse nereye gidiyoruz diye sormuyordu. Ama son 2 yıldır herkes bunu soruyor. İnsanların iş, ekmek sorduğu yok. Emekli Paşalar, uzmanlar, profesörler, herkes söylüyor. Baykal 40 yıldır siyasette ve ülke gidiyor diye çağrıda bulunuyor. Sayın Bahçeli ülke parçalanıyor diyor. Bunu söyleyenler ülkenin sıkıntısını bilenler ve bu sıkıntıyı dillendirenler. Bir araya gelip söyleseler tabii ki çok daha etkili olacak. Bir araya gelmenin yollarını da biz değil kendileri bulabilir. Türkiye 83 yıllık Cumhuriyet tarihinde çok sıkıntılar çekti. Daha önce sorunlar tek tek bölgesel olarak karşımıza çıkıyordu ancak bu sefer bu sorunların tamamı etrafımızı sardı. Kıbrıs, Ermenistan, Kuzey Irak hep sorun. Ekonomi de sorun. 2001 krizinde tek ekonomi sorunu vardı. Şimdi hepsi var. Türkiye 14 koldan birden sarıldı ve o zaman bizim manevra imkanımız vardı. Şimdi hepsi var. 2006 yılının Türk siyasi ve ekonomi hayatı açısından çok hareketli bir yıl olacağını düşünüyorum. 2006 olmasa bile 2007 altın vuruş yılı olur. İnşallah ben yanılıyor olurum.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: