İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çok şey değişmiş

Gündüz Aktan

24 Ekim günü İskoçya’nın başkenti Edinburg’un Belediye Meclisi salonunda Ermeni meselesi konusunda yapılan sempozyuma katıldım. Mayıs ayında Ermeniler aynı yerde kendi toplantılarını yapmışlar. Bu toplantıdan etkilenen meclis tam Ermeni soykırımını tanıma kararını alacakken, Türkler ‘Bizi de dinleyin’ diye başvurmuşlar. Meclisler geçmişte bu tür talepleri geri çevirirdi. Ama bu kez kabul etmiş.

Toplantı öncesinde bir grup Türk’le birlikte Meclis Başkanı Donald Anderson’u ziyaret ettik. Kendisi Türkiye’yi iyi tanıyor. Tatilini ailesiyle birlikte sürekli Turgutreis’te geçiriyormuş. Ancak konuşmadan, soykırımı tanıma konusunda karar alacakları yönünde Ermenilere söz verdikleri izlenimi aldık.

Daha sonra toplantıya geçildi. Ben genelde yaptığım gibi daha ziyade konunun hukuki yönleri üzerinde durdum. Koç Üniversitesi’nden Prof. Norman Stone, belki de İskoç olmasının verdiği cesaretle, meclisin inceliklerini bilmediği bir konuda karar almaya kalkışmakla hata yapmakta olduğunu ağır bir dille eleştirdi.

Asıl sürpriz soru-cevap bölümüne geçildiğinde oldu. Çoğu Londra’dan uzun bir kara yolculuğu yaparak gelen kalabalık grup, soru sormaktan çok, iyi bir İngilizceyle Ermeni iddialarını yalanlamaya başladı. Konuyu çok iyi çalıştıkları anlaşılıyordu. Sadece Ermeni iddialarının temelsizliğinden söz etmekle kalmadılar.

Edinburg Belediye Meclisi’ni de üstüne vazife olmayan işlerle uğraştığından dolayı şiddetle eleştirdiler. İçlerinden birisi, İngiltere’deki Müslüman toplumun kendilerini yakından izlediğini biraz da tehditkâr bir tarzda söylemeyi ihmal etmedi.

Fakat asıl sürprizi üniversitedeyken Osmanlı edebiyatı okumuş olan bir İskoç vatandaşı yaptı. O da kendisinden öncekiler gibi, meclisi eleştirdikten sonra asıl konuya geldi. Dinleyicilerin kıyafetinden İngiliz toplumuna tam anlamıyla entegre olduklarının göründüğünü; ancak Ermeni soykırımı söz konusu olduğunda bu entegrasyonun bir işe yaramadığını; çünkü nihai analizde meclis üyelerinin Ermenileri Hıristiyan oldukları için destekleyeceklerini; zira Müslümanlara derin ırkçı nefret duyduklarını heyecanlı bir biçimde dile getirdi.

Anderson toplantının sonunda söylenenlere cevap niteliğinde birkaç söz etti. Ama her halinden Ermenilere verdikleri sözü gözden geçirebilecekleri izlenimi verdi.

Başlangıçtaki kararlılığı kaybolmuştu. Yıllardır Türk toplumuyla benzer toplantılara katılıyorum.

Bu yılın başında Köln’de katıldığım toplantı gibi, bu toplantının da çok farklı olduğunu gördüm.

Avrupa’daki Türk toplumu sanki bu yıl birdenbire değişti. Kendilerine güvenleri gelmiş. Hem de Ermenilerin davalarını kazanma istikametinde bu kadar zemin kazandıkları bir sırada.

Kendi içlerinde örgütlenmeyi öğrenmişler. Özellikle 12 Eylül sonrasında birçok parçaya bölünmüş olan yurtdışındaki Türk toplumu, en azından Ermeni meselesinde mücadele için bir araya gelebiliyor. Bu, olağanüstü bir gelişme. Zira dış temsilciliklerimizin tüm gayretine rağmen toplumun çeşitli unsurlarını yan yana getirmek mümkün olmuyordu. Laik Atatürkçüler, dindarlar, dindarlar içinde çeşitli cemaat ve tarikatlar, solcular, okumuşlar, okumamışlar, çeşitli hemşerilikler vb. adeta birbirlerine düşmanmış gibiydiler. AB’nin Türkiye’yi itip kakmasıyla başlayan bir araya gelme eğilimi, Ermeni meselesi dolayısıyla iyice hızlanmış.

Bir işgünü 100’den fazla Türk’ün işini gücünü bırakıp kilometrelerce seyahat etmesi, yanlarında 100’lerce belge taşıması, iyi çalıştıkları bir konuyu iyi bir dille ve medeni cesaretle anlatması, ev sahibi ülkenin yüksek ilgililerini korkmadan sıkıştırması, konunun gerçek sahibinin artık kimler olduğunu gösteriyor. Bu çok sevindirici bir gelişme.

AB’nin Kıbrıs, Kürt ve Ermeni meselelerinde Türkiye karşıtı tavrının ham ve şiddete dönük bir milliyetçilik yerine, uygar bir kimlik mücadelesine yol açmış olması, Türkiye’de bazılarını mutlaka rahatsız edecektir. Ama tek rahatsız edici olay bu olmayacak. Gerisi geliyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: