İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Edinburg’ta 1915 konferansı

“1915 Osmanlı Türk-Ermeni Savaş Dönemi Trajedisi” konferansı, Belediye Meclisi’nde sözde Ermeni soykırımı tasarısı bekletilmekte olan İskoçya’nın Edinburgh kentinde yapıldı.

AA
Güncelleme: 23:22 24 Ekim 2005 Pazartesi

EDINBURGH – Edinburgh Belediye Meclisi’nde Ermeni diasporasının baskısıyla Ermeni soykırımı tasarısının gündeme alınmasından sonra, İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu’nun da aynı konuda Türk tarafının görüşlerini anlatmak üzere bir konferans yapma isteği sonucu düzenlenen toplantıda, Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan ile Koç Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Norman Stone konuştu.

Aktan, konuşmasında, tarihin trajedilerle dolu olduğunu belirtirken, Türk ve Ermeni tarihlerinin de aynı türde trajedilerden
paylarını aldığını söyledi. Ermenilerin Türklerin kendilerine soykırım yaptığı iddiasında bulunduklarını, Türklerin ise bunu reddettiğini belirten Aktan, “Biz, Ermenilerin bizim adımızı kirlettiklerini söylüyoruz” dedi.

Türkiye’nin 1915-1916 yıllarında yaşanan acıları kabul ettiğini, ancak olayların adlandırılış ve yorumlanışına karşı çıktığını belirten Aktan, Ermenilerin kendilerinin de “soykırım” sözcüğünü, acı olayların yaşanmasından 50 yıl sonra keşfettiğini kaydetti.

Bunda, Ermenilerin Yahudi soykırımının dünya kamuoyu üzerindeki etkisini görmelerinin etkili olduğunu da vurgulayan Aktan, Ermenilerin yeniden yerleştirilmelerine ilişkin sürecin “sürgün” olarak adlandırılmasının da aynı çabaların devamı olduğunu dile getirdi.

Oysa olayların yaşandığı tarihte Osmanlı imparatorluğunun Ermeni halkı savaş bölgesinden uzaklaştırmaya çalıştığını belirten Aktan, bir yeniden yerleştirmenin soykırım olarak adlandırılamayacağına dikkat çekti.

RAKAMLAR

Herhangi bir dönemdeki ölü sayısının da tarihte yaşanan bir süreci soykırım olarak adlandırmaya yetmeyeceğini belirten Gündüz Aktan, “Ayrıca zaten rakamlar üzerinde de büyük farklılıklar var. Ermeniler Osmanlı sınırları içinde 2.5 milyon Ermeninin yaşadığını öne sürerken, Paris Konferansına katılan Ermeni delegasyonunun ise 250 bin eksikle, 2 milyon 250 bin rakamını telaffuz ettiğini unutmamalıyız” dedi.

Fransızlarca hazırlanan Yellow Book’da Ermenilerin sayısının 1 milyon 555 bin olarak öne sürüldüğünü, savaştan hemen önce tutulan Osmanlı istatistiklerinin ise Osmanlı topraklarında yaşayan 1.5 milyon Ermeniden söz ettiğini belirten Aktan, İngiliz belgeleri ile Yakın Doğu Yardım Cemiyeti kayıtlarının Osmanlı topraklarından göçen Ermenilerin sayısını 817 bin 813 olarak verdiğine dikkat çekti. Aynı belgelerde İstanbul ve Türkiye’nin diğer bazı kentlerinde yaşayan Ermenilerin rakamlarının da 281 bin olarak verildiğini hatırlatan Aktan, Müslümanlığı seçen Ermenilerin sayısının da 95 bin olduğunu
kaydetti.

Bu durumda toplam rakamın zaten 1 milyon 200 bine ulaştığına işaret eden Aktan, böylece ortaya atılan rakamların ne kadar gerçek dışı olduğunu anlattı.

Aktan, savaş dönemi kayıplarının pek çok nedeni arasında, salgın hastalıklar, gıda, ilaç ve sağlık personeli yetersizliği gibi nedenlerin bizzat Paris Konferansı Ermeni delegelerinden Boghos Nubar tarafından sayıldığına da işaret etti.

Soykırımın suç olduğunu ve en büyük insanlık suçları arasında yer aldığını vurgulayan Aktan, uluslararası hukukun da bunu böyle tanımladığını belirtti. Aktan, 1948’de çıkartılan Soykırım Konvansiyonu’nun 1950 yılında yürürlüğe girdiğini hatırlattı. Söz konusu konvansiyonun bağımsızlık ve toprak gibi taleplerle savaşan politik grupları soykırım kapsamına almadığını da belirten Aktan, soykırımın tanımında bir grubun yaptıklarından dolayı değil, kimliğinden dolayı yok edilmesinin söz konusu olduğuna dikkat çekti.

Türk arşivlerinin konuyla ilgili araştırma yapmak isteyen herkese açık olduğunu, ancak aynı açıklığı Ermeni tarafının göstermediğini de belirten Aktan, Ermenistan’ın hukuka başvurmasının mümkün olduğunu, ancak Ermenilerin herhangi bir mahkemede dava kazanamayacaklarını bildikleri için propaganda yolunu tercih ettiklerini bildirdi.

Aktan, Ermeni tarafının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan, bağımsız bir komisyonun kurulması ve 1915 yılında yaşanan olayları incelemesi yolundaki teklifini de aynı yaklaşımla reddettiğini belirtti.

STONE’UN KONUŞMASI

Koç Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Norman Stone da konuşmasına, bir belediyenin, kendisinden 3-4 bin mil ötede, tarihte yaşananlarla ilgili karar almaya kalkmasını yadırgadığını belirterek başladı.

Ermenilerin yakın tarihte pek çok Türk diplomatı katlettiklerine dikkat çeken Stone, bugün tartışmaların Edinburgh’daki belediye binasına kadar taşındığına işaret etti.

Osmanlı imparatorluğunun 1915’lerde Ermenilere karşı bir soykırım uygulanmasına dair verilmiş tek bir emrinin bulunamayacağını, buna ilişkin tek bir delilin var olmadığını vurgulayan Prof. Stone, “Oysa böyle bir şey olsa hiç değilse bir yerde soykırım niyetinden söz edilmiş olmalıydı” diye konuştu.

1915 koşullarında Doğu Anadolu’da pek çok hayatın kaybolduğunu, ancak bölgede soykırıma işaret eden tek bir toplu mezarın bulunmadığını belirten Stone, “Bu durumda burada yaşananlara nasıl soykırım dersiniz” diye sordu.

“Ermenilerin bağımsızlık taleplerinin sert şekilde karşılandığını ve bazı berbat olayların yaşandığını” belirten Norman Stone, “Ama bunların soykırım olduğuna dair tek bir delil yok” görüşünü vurguladı.

Toplantıya ev sahipliği yapan Edinburgh Belediyesi Başkanı Donald Anderson ise belediye meclisi gündeminde bekleyen karar taslağının görüşülmesinden önce Türk tarafını da dinlemek istediklerini belirtti.

Edinburgh halkı adına konuya ilgi duyan bir kent sakini olarak toplantıya katılan Dr. Chris Ferard ise Belediye Başkanı Anderson’u, Müslümanlara karşı ayrımcılık yapmakla suçladı. Konuyla ilgili olarak belediye başkanına pek çok mektup
yolladığını, ancak bunların görmezden gelindiğini belirten Ferard, “Türkiye’nin tarihiyle yüzleşmesini istiyorsunuz ama sorduğunuz bütün soruların yanıtı ortada. Tarih bundan ibaret işte, neyle yüzleşilecek” diye konuştu.

Anderson’dan “200 yıl önce Ermenistan topraklarında çoğunluk Müslümandı. Peki şimdi bu insanlar nerede” sorusunu yanıtlamasını da isteyen Ferard, tarihin çarpıtılmamasını istedi.

Başkan Anderson ise hakkındaki suçlamaları reddederken, Ferard’a karşı kendisini ve meclisini, “Biz bu konuyla ilgilenirken konuya din ya da ırk çerçevesinden bakmıyoruz” diye savunmaya çalıştı.

Edinburgh Belediye Meclisi, 18 ay süren propaganda faaliyetleri sonucu 2 Haziran 2005 tarihinde sözde soykırımı tanıyan bir önergeyi onaylamaya karar vermiş, ancak yapılan girişimler sonucu bu oylama askıya alınmıştı.

Konferans sonrasında, Edinburgh Belediye Meclisi’nin, gündeminde bekleyen sözde Ermeni soykırımını tanımaya
yönelik tasarısının üzerinde bir kez daha değerlendirme yapması bekleniyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: