İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bizim için şeref değildir(!)

Şuayip ÖZCAN

Türkiye için bir şeref(!) unsuru addedilen Heybeliada Ruhban Okuluna nail olabilmek, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik için ‘24 saatte’ gerçekleştirilebilecek bir olaydı.

Kendisi, okulun açılmasının gerekliliğini en son bu sözlerle açıklamıştı, hatırlarsınız. Bakanın bu sözlerini Fener Rum Patriği Bartholomeos da hatırlatıyor ve okul hala açılmadığı için batı Avrupa toplumlarında İslam fobisinin artacağı tehdidini savuruyor. Ne gam değil mi?

Ülkemiz tarihine AB süreci, bir ‘korkutma ve eylem planı’ olarak geçecektir. ‘Bartholomeos’a ekümenik sıfatı verilsin’, ‘Ruhban Okulu açılsın’ gibi talepler; hassasiyet ölçer(!) AB’nin ülkemize vereceği puanı etkiliyor. Aman kimsenin sesi çıkmasın, yoksa AB duyar ve bize karşı fobisi artar.

Bakınız şimdilerde ülkemize yönelik tarama süreci başladı ve ilk olarak bu konular masaya yatırıldı: Hazırlanan ilerleme raporunda, Orhan Pamuk ve Hrant Dink gibi isimler örnek gösterilerek TCK’nın ”Temel milli yararlara karşı hakaret” başlıklı 305”inci maddesinin aslında ”ifade ve düşünce özgürlüğünü kısıtladığı’(!) belirtildi. Aynı şekilde, ”Türklüğü aşağılama” başlıklı 301”inci maddesi ile Kıbrıs”tan asker çekilmesi ya da Ermeni iddialarının propagandasının yapılmasının nasıl olur da ”suç’ teşkil ettiği üzerinden TCK’ya yoğun eleştiriler getirildi.

AB’den geçersiz not alınacak listenin geri kalanında, din ve vicdan özgürlüğünün kısıtlandığına yönelik bir bölüm var ki, burada; Ruhban Okulu”nun hala açılmaması, vakıflar sorunu, ülkedeki gayri Müslimlere yönelik kısıtlamalar ve Alevilerin, Diyanet İşleri Başkanlığı”nda temsil edilmemeleri gibi konular var.
Bartholomeos’un da söylediği gibi ,evet, bizim bu konulara ‘alerjimiz’ var. Ruhban Okulunda faaliyet yapılmasına, ekümenik sıfatının kullanılmasına kesinlikle karşıyız. Avrupalının fobisiyle barışmasını salık vermekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Üzgünüz Bartholomeos, bu okul sana kapalı gibi gözükse de aslında açıktır; siyasi ve idari işlerle iştigal etmemesi koşuluyla ve Rum Ortodoks vatandaşlarımıza ruhani hizmet vermesi amacıyla ‘açık’ kalmasına karar verilmiştir. Yaptırımı da gayet açıktır: bu şartın ihlali halinde patrikhane kendini hudut dışında bulacaktır. Bunun dışında ve ötesinde yapılacak değişiklikler için ikinci bir Lozan Barış antlaşmasının hazırlanması gerekir ki, bizler kazanılmış bir savaştan feragat etmeyi içimize sindirecek kadar geniş bir millet değiliz.

Milletimize dayatılan AB prosedürü, Türkiye için yeni bir tarih başlatmaya ant içmiştir. Kendine yer açmak ve tiranlığını ilan etmek isteyen her kesim sırtını AB’ye ve AB raporlarına dayayarak hareket etmeyi iş bilmektedir. Bizler AB’den laiklik, demokrasi, insan hakları dersleri alacak kadar kendisinden aciz bir ülke değiliz. Unutulmamalıdır ki, bu kavramların kabul etmeyeceği yegane uygulamalar gene bu batılı devletlerdin içinden çıkmaktadır. Bugün hiç kimse oturduğu yerden demokrasi neferi kesilmesin.

Bırakınız AB duysun sesimizi, bugün, milletimiz AKP hükümetinden çok daha açık tavra sahiptir. Bartholomeos’un ekümenik olma çabası, Ruhban Okulunu tüm işleri için kullanacak olması gayet net bir ifadeyle bizleri rahatsız edecektir, ulusal güvenliğimizi tehdit edecektir. Ülkemizde yaşayan hiç kimsenin diniyle bir alıp veremediği yoktur. Herkesin ibadetini, inançları doğrultusunda istediği mekanda, istediği şekilde yapmaya hakkı vardır. Ülkemizin bu konuda hassasiyeti ortadadır. Ayrıca kazanılacak bir inanç serbestisi olamayacağı için, öne sürülen taleplerin hedefinde siyaset vardır. Konu şeref ise eğer, papazlar üzerinden gidilecek güzergahta yaşanan örnekler önümüzde durmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: