İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Konferansa liberal muhalefet

Etyen Mahçupyan

‘Osmanlı’nın Çöküş Döneminde Ermeniler’ başlıklı konferansa liberal kanattan gelen eleştiriler içeriğe ilişkindi.

Nitekim bu konferansın engellenmesinin hem bilimsel özgürlüklere hem de AB adaylığı süreci öncesinde ülke çıkarlarına aykırı olduğunu öne sürdüler. Ancak belirli bir rahatsızlık yaşamadıkları da söylenemezdi ve bunu kendilerini afişe eden bir mantık içinde dışa vurdular. Anlaşıldığı kadarıyla liberallerin açmazı özgürlükleri savunmakla devletten fazla uzaklaşmamak arasında sıkışmaktan kaynaklanıyor. Bu nedenle hem konferansın yapılmasını savunmak durumunda kaldılar, hem de niçin yanlış yapıldığını kendilerince vurgulama ihtiyacı hissettiler.

Radikal gazetesinde Haluk Şahin, Taner Akçam’ın Talat Paşa’dan yapılan alıntılardan hareketle tehcirin bir ‘nihai çözüm’ olarak görülebileceği tespitine karşı çıktı. Ne var ki bunu yaparken kullandığı argüman Akçam’ın görüşünü bina ettiği nüansları hiç anlamadığını ortaya koymaktaydı. Nitekim daha sonra Akçam’ın gazeteye gönderdiği cevabi yazısını yanıtlamayan Şahin, “bu görüşlere katılmadığını” söyleyerek konuyu kapatmak zorunda kaldı.

Dahası ‘nihai çözüm’ün Yahudi soykırımını ifade etmek üzere kullanılmış olması, bu kavramın daha önceki muhtemel kullanımlarını olanaksız hale getirmiyor. Şahin, tarihsel bir görüşü mantık yoluyla mat etmek isteyip, o mantığın üstesinden gelememiş gözüküyor.

Şahin, konferansta ‘farklı görüşler’ öne süren tarihçilere sataşılmamasını da, ‘tek yanlı’ bulunmama isteğiyle açıklamıştı. Ama yazısında zikrettiği tarihçilerin dünyanın hiçbir saygın bilimsel toplantısında anılmadığını bilse iyi olur. Çünkü bu insanların kendi tarih yaklaşımlarını belirli bir siyasi hizmet çerçevesinde kullandıklarına dair çok yaygın bir kanı ve bunu destekleyen açık belirtiler var. Hele Halaçoğlu’ndan bahsetmesi ise bu konuya ne denli uzak olduğunun göstergesiydi. Çünkü Taner Akçam, Halaçoğlu’nun kitaplarındaki tahrifata ilişkin örnekleri yayınladı ve resmi tarihçimiz bunlara henüz tek bir yanıt bile veremedi… Diğer bir deyişle Halaçoğlu konferansa gelseydi de gerçek anlamda söyleyecek şeyi olmayacaktı.

Liberal yelpazenin diğer ucuna doğru yerleştirebileceğimiz Taha Akyol da Milliyet’teki konuya ilişkin yazısına nedense Akçam’ı fanatik ilan ederek başlamayı tercih etmişti.

Akyol’a göre sadece Akçam ‘soykırım’ nitelemesini kullanmış, birçok konuşmacı ise ‘soykırım değildir’ demişti… Galiba Akyol, gelmediği konferansın kendi bildiği toplantılar gibi cereyan ettiğini, ‘uzmanların’ olaya ad vererek açıklama getirdiklerini sanmış. İşin gerçeği konferansta kimse bir tarihsel gerçekliğin tespiti olarak ‘soykırımdır’ veya ‘değildir’ demedi. Tartışmalar bu kavramın kullanılabilip kullanılamamasına ilişkindi; ve katılımcıların hepsi söylemin gerçeklik üretme yetkisi ve gücü üzerinde yeterli kuşkuya sahip olarak konuşmaktaydılar.

Akyol’un ‘Ermeni meselesini anlama’ amacıyla Balkanlar’daki Müslüman katline gönderme yapması ise konuyla yüzleşme noktasından ne denli uzak olunduğunun bir işaretiydi. Çünkü söz konusu Müslümanların Balkanlar’da bir ‘üst sınıf’ olarak nasıl davrandıkları ve nasıl algılandıkları konusunun görmezden gelinmesi bir yana; Balkanlar’daki karşılıklı toplumsal katliamın, Osmanlı Devleti’nin kendi suçsuz vatandaşlarını bilerek ölüme göndermesinin gerekçesi olarak kullanılması tek kelimeyle ‘ayıp’ bir tavır… Bireysel özgürlükleri savunarak liberal olunabilir belki; ama insani ayıplardan kurtulamadıktan sonra ideolojinin ne önemi var?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: