İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

DÜZELTİ: PATRİKLER BÖLÜNMÜŞ DEĞİL

23 Ekim 2005 tarihli Akşam Gazetesi’nin birinci sayfasında çıkan “Ruhban Okulu Patrikleri Böldü” başlıklı ve Nagehan Alçı imzalı yazı hakkında, Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II aşağıdaki açıklamada bulundu:

“1. “Ruhban Okulu Patrikleri Böldü” temasını işleyen yayınlar hem gerçek değil, hem de dikkati asıl konudan başka yere çekiyor. Gerçek olan şu: gayrımüslim vatandaşlarımızın yeni din görevlisi hazırlayabilmeleri için Türkiye’de olanakları yok. Bu soruna ivedilikle çözüm getirmek gerekir.

“2. Avusturya’dan gelen gazeteci grubuyla birlikte Akşam Gazetesi’nin muhabirini, 21 Ekim 2005, Cuma, saat 16:00’da Patrikliğiz kabul salonunda kabul ettim. Gazeteciler ve ben görüşmemizi İngilizce yaptık. Görüşmede “büyük ağabeyim” dediğim Sayın Bartholomeos’a duyduğum saygıyı ve sevgiyi ayrıca ifade ettim.

“3. “Ruhban okulu bağımsız, dini bir kurum olarak açılırsa Erzurum’daki, Van’daki medreseler de aynı muameleyi görmek istemez mi? Oysa Atatürk dini okulları kaldırmıştı” ifadesini kullanırken, ruhban okulu formülüne yakın olmayan bazı devlet yetkililerinin düşüncesini özetlediğimi de belirttim.

“4. Ermeni Patrikliği’nin, Türkiye’de sayıca en çok dini azınlığın ruhani merkezi olarak, İstanbul’daki devlet üniversitelerinden birinde Karşılaştırmalı Teoloji kürsüsü açılmasını istediği doğrudur. Rum Patrikliği’nin bu öneriye sıcak bakmadığı da doğrudur. Bu, daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, iki patrikliğin arasında bir husumet varmış anlamına gelmez. Her iki patrikliğin ihtiyaçları tamamen farklıdır.

“5. Hükümet yetkililerinin bu konuda azınlık cemaatlerinden ortak çözüm önerileri bekledikleri de doğrudur. Ancak ihtiyaçlar farklı olduğu için, bu gerçekçi bir yaklaşım değildir. Rum Patrikliğinin, Ermeni Patrikliğinin, Musevi Hahambaşılığının, Süryani Patrik Vekilliğinin, Katolik ve Protestan Kiliselerinin yapıları birbirinden farklıdır ve tek tip çözüm tüm kesimlere hitap edemez. Bu nedenle, biz üniversitedeki bir kürsünün tüm ihtiyaçlara hitap edebileceğini düşünüyoruz.”

“APTAL” SÖZÜNÜ KULLANMAM MÜMKÜN DEĞİL

AŞIRI UNSURLARA PRİM VERMEK GAFLETTİR

Akşam Gazetesi’ndeki aynı yazının Türk-Ermeni ilişkilerine değinilen ikinci bölümünde ise, Patriğin “Bazı Ermeniler toprak talebinde bulunuyor. İşleri de bu aptallar zorlaştırıyor!” dediği iddia ediliyor. Patrik Mesrob II ise bu konuda şu düzeltmeyi yaptı:

“Mesih İsa, İncil’de insanları aşağılamanın yanlış olduğunu, başka birine ‘aptal’ diyenin ise cehennem ateşini hak edeceğini söyler. Öyle ki, kim olursa olsun, herhangi bir şahsa ‘aptal’ demem mümkün değil. Gazetecilerle İngilizce konuşurken, bu çağda artık toprak talebinde bulunanlar için genel olarak ‘delilik, çılgınlık’ anlamında ağzımdan ‘idiotic’ kelimesinin çıktığı doğrudur.”

“Siyaset ve çıkar uğruna, genç kuşakları tehlikeli maceralara sürükleyebilecek her şeyi menfi anlamda delilik, çılgınlık, dengesizlik, tutarsızlık olarak görüyorum. Türkiye ve Ermenistan’ın artık sorunlarını çözmek için ciddi hamlelerde bulunmaları gerekiyor. Bunun zamanı gelmiştir. Her iki ülkede de aklıselim sahibi herkes her iki ülkenin yöneticilerinden bunu bekliyor. Aşırı milliyetçi ve ırkçı unsurların bu sürece engel olmalarına izin vermek büyük gaflettir; ülke ve dünya barışına yarar sağlamaz.”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: