İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Rektör olayını hiç sevmedim

Hakkı Devrim

Yargıyla ilgili meselelerimiz yer yer huzursuzluğa dönüşüyor. Adalet anlayışımızda bir tedirginlik var, demek fazla vesveseli olma anlamına mı gelir, dersiniz…

Tuhafından başlayalım.

Milletvekillerimiz futbol seyircisine örnek olma işlevini yüklendiler. Çıkış işaretini, bir futbolcunun kafasını nişanlayarak tribünden aşağıya pet şişe atan Haşim Oral (CHP milletvekili) verdi; onu «Ben olsam tabancamı çekerdim» diyen Halil Tiryaki (CHP m.v.), vaktiyle hakem tokatladığını şimdi açıklayan Süleyman Bölünmez (bağımsız m.v.) ve «Ben olsam o futbolcunun boğazını sıkardım» diyen Mehmet Yüksektepe (AKP m.v.) takip ettiler.

Bu milletvekillerinin, şikâyetlere konu tribün anarşisi konusunda ne düşündüklerini sorsak, ne cevap vereceklerini merak etmez misiniz?

Yeni yeni suçlar söz konusu oluyor.

«Vicdanî retçi» Mehmet Tarhan 4 yıla hüküm giydi. («Repçi» veznindeki bu «retçi» deyişi yeni bir hukuk terimi herhalde.)

TRT’nin bir mensubu notere gidip «rüşvet sözleşmesi»ni tasdik ettirmiş, deniyor.

Öğrencilerini, ağızlarına (sahiden) acı biber sürerek cezalandıran bir öğretmenin ne suç işlediğini belirlemek üzere kanunlar karıştırılıyor.

Bunlardan ibaret kalsa, yargı dünyamızda sözü edilecek tuhaflıklar der, geçerdik.

Ama arada Hrant Dink’in, Atatürk’ten alıntı özentisi izlenimi veren bir özdeyiş denemesinden hareketle, «Ermeni kimliğinin pekiştirilmesi ve bunun, Ermenilerin Ermenistan’la bütünleşmesi kastının belirtisi olduğu» yorumuna ve suçlamasına rastlıyoruz. Bilirkişi raporu değil, bir mahkeme kararıdır bu.

Vahim olansa, YÖK’le temsil edilen üniversitelerimizin, yürütmeden sonra yargıyla da açık ihtilafa düşmüş olmasıdır.

Bilgiyi, ilmi temsil eden HOCA ile adaleti temsil eden KADI arasındaki anlaşmazlık aklıselimi (sağduyuyu) simgeleyen BİLGE’yi ürkütür. Hele hakem olması beklenen MUKTEDİR de ağırlığını, taraflardan birinin kefesine koymuşsa…

27 Mayıs günü (1960) bir bilge bana, «Askerî müdahale sevinilecek hadise değildir» demişti. Doğruluğunun derecesini o dönemi yaşayarak öğrendik.

Şimdi benim içimden de sizlere, Rektör Yücel Aşkın’ın tutuklanması olayı «bu minval üzre» devam ederse, başımıza büyük işler açar, demek geliyor.

<(Kısaltıldı)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: